Fransa'daki rüzgar Türkiye'ye yarar mı?

Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucu Türkiye'nin AB sürecine kısa vadede etki etmeyebilir.

08 Mayıs 2012 Salı, 06:55
Abone Ol google-news

Fransa 17 yıl sonra ilk defa solcu bir lidere sahip oldu. Sosyalist Partili François Hollande'ın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy karşısındaki kıl payı zaferi gerek ekonomik gerekse siyasi açıdan Avrupa'nın geleceğini yakından ilgilendiriyor. Ekonomik olarak beli bükülmüş bir Avrupa'da merkez sağ ve sol partiler halkın taleplerine tatmin edici yanıtlar veremezken bugüne kadar yelpazenin kıyısına itilmiş sol ve aşırı sağ partiler ise yükselişe geçiyor. Avrupalı kendi derdine çare bulabileceğini düşündüğü en umulmadık adayları bile denemeye hazır.

Ekonomik kriz dönemleri siyasi geçiş dönemlerini de beraberinde getirir. İçine kapanan bir Avrupa'nın dış politikasında aktif olması beklenmemeli. Ancak Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa'nın gidici Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye karşıtlığı politikasında güçlü bir birlik oluşturması Ankara'nın sözüm ona AB hayalleri açısından hiç de faydalı olmadı. Türk hükümeti her fırsatta Türkiye'nin AB sürecine taş koyan liderlerin başında Sarkozy'i gösterdi ve iki ülke ilişkileri soğuk rüzgarlara teslim oldu. Ankara'nın günah keçisi haline gelen Sarkozy artık yok. Bu Türkiye'nin uzun süredir pek de önemsemediği AB sürecinin canlanacağı anlamına gelmeli mi?

Hollande ilke olarak Türkiye'nin üyeliğine karşı değil. Ancak basın ve ifade özgürlüğüne yönelik uluslarası listelerin dibinde seyreden bir Türkiye, AB'nin temel özgürlüklere yönelik kriterlerini yerine getirebilecek durumda mı bugün? Sarkozy sonrası bir Fransa müzakerelerin başladığı 3 Ekim 2005'ten bu yana demokratikleşme konusundaki gerilemeyi gündeme getirip Türkiye'yi dışlama yoluna gidebilir. Ya da zaten rehavete kapılmış bir Avrupa'nın genişleme sürecinin fiilen askıda olmasını bahane ederek Türkiye konusuna hiç değinmeden bu işi Avrupa Komisyonu'nun teknik ellerine de bırakabilir.

Hollande'ın kısa vadede Türkiye'nin AB ile bütünleşmesi açısından büyük bir faydası olacağını söylemek yanlış olur. Hollande'ın önünde kendi ülkesindeki işsizlik, mali politikalar ve Avrupa içindeki büyük ekonomik sorunlar bulunuyor. Ancak Hollande'ın önümüzdeki günlerde dünya sahnesinde de kendini göstermesi gerekecek. ABD'de düzenlenecek NATO ve G-8 zirvelerinin Hollande için bir sınav niteliği taşıyor.

Sonuçta Fransa'nın yeni bir liderle Avrupa'nın boğucu havasına taze bir esinti getirme şansı var. Bu Fransız sosyalistlerinin iç ve dış politikada çıkarlardan çok ne kadar evrensel ilkeleri önemseyeceğine bağlı. Umalım bu yeni rüzgardan Türkiye de olumlu etkilensin.