GDO yönetmeliği 2 kez değişti

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Gökhan Günaydın, GDO Yönetmeliğinde 20 Kasım 2009 ve 20 Ocak 2010 tarihlerinde iki kez değişikliğe gidildiğini belirterek, ''100 günde ithal edilen mısır miktarı 4 kat, soya ise 18 kat arttı'' dedi.

02 Mayıs 2010 Pazar, 10:22
Abone Ol google-news

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Gökhan Günaydın, düzenlediği basın toplantısında, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından GDO Yönetmeliğinde 20 Kasım 2009 tarihinde yapılan değişiklikle ''26 Ekim 2009 tarihinden önce kontrol belgesi almış'' ürünlerin ithalat aşamasında denetleme kapsamından çıkartıldığını, Ocak 2010'da ise bu muafiyetin süresinin genişletildiğini ve ''20 Ocak 2010'dan önce kontrol belgesi almış'' ürünlerin 1 Mart 2010'a kadar ülkeye serbestçe girişine izin verilmesi ve denetim sisteminden muaf olduğunun düzenlendiğini ifade etti.

ZMO Başkanı, söz konusu ertelemelere ilişkin Danıştay'da açtıkları davalarda, çevre ve insan sağlığı yönünden risk oluşturabilecek durumlarda, risk oluşturan hallerin kazanılmış hak kapsamında korunamayacağına hükmedildiğini ve yönetmeliğin 1 Mart 2010'a ertelemeye ilişkin düzenlemelerinin yürütmesinin durdurulduğunu bildirdi.

Bilgi Edinme Başvurusu yoluyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığından aldıkları verilere göre, 26 Ekim-16 Aralık 2009 tarihleri arasında düşük seviyelerde seyreden mısır ve soya ithalatının yönetmelik değişikliklerinin ardından katlanarak arttığını belirten Günaydın, gıda ve yemlik mısır ithalatının yaklaşık 18 bin tondan 80 bin tona, yemlik soya ithalatının da 10 bin tondan 294 bin tona çıktığına dikkati çekti.

1 Mart 2009-1 Mart 2010 döneminde ayrıca 93 bin ton kolza ve 105 bin ton pirinç ithal edildiğini anlatan Günaydın, şöyle devam etti:
''Bakanlıkça 11 Aralık 2009 tarihine kadar laboratuvarlarda incelenen bin 478 üründen 124 adedinin GDO'lu olduğu tespit edilmiş ve bunların ithaline izin verilmemiştir. Ancak 20 Kasım 2009 ve 20 Ocak 2010 tarihlerinde yapılan yönetmelik değişiklikleriyle kontrol belgesi olan ürünlerde analiz zorunluluğu kaldırıldığı için ülkeye giren bazı ürünlerin GDO'lu olup olmadığı belirlenememiştir. Özellikle ithalat listesindeki ABD, Arjantin, Hindistan, Kanada ve Çin'in GDO'lu üretimde dünyada başı çeken ülkeler arasında yer aldıkları anımsanırsa analiz yapılmamasının vahim sonuçları daha açık biçimde görülecektir.''

Günaydın GDO'lu ürünler konusunda ticaret ve rant için milyonlarca insanın sağlığının riske atıldığını savundu.

Bilimsel çalışmaların GDO'lu ürünlerin alerjik reaksiyonlar doğurduğunu ve antibiyotiğe direnç yarattığını kanıtladığını; kan biyokimyasında bozulmalar, organ hasarları, doğum anomalileri, üçüncü nesilden sonra kısırlık yaratma risklerinin varlığını ortaya koyduğunu kaydeden Günaydın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yönetmelik değişiklikleriyle muafiyetin sağlandığı dönemlerde hangi firmaların ithalat yaptığını açıklamak zorunda olduğunu söyledi.


Biyogüvenlik kanunu

Tüm bunlar ortadayken 26 Mart 2010 tarihinde yürürlüğe giren Biyogüvenlik Kanunu ile de GDO'lu ürünlerin ithalatının denetimli serbestliğe tabi kılındığını hatırlatan Günaydın, bu yasanın alt yönetmeliklerinin yayımlanması gerekirken hala 26 Ekim 2009 tarihli yönetmelikte değişiklik yapılmaya devam edildiğini söyledi.

20 Kasım 2009 ve 20 Ocak 2010 tarihli değişikliklerden sonra 28 Nisan 2010 tarihinde bir değişiklik daha yapıldığını ve bu değişiklikle antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sunulmasını yasaklayan hükmün yürürlükten kaldırıldığını, izin koşulları ve bu konuda görev yürüten komitenin görevleri arasına ''AB'de tüketime uygunluğu onaylanmış genler hakkında değerlendirme yapma'' hükmünün eklendiğini belirten Günaydın, şunları kaydetti:
''Böylece bir taraftan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı serbest bırakılırken diğer taraftan da Türkiye'nin risk yönetimi yetkisi daraltılmakta, Bakanlık kararına terk edilmektedir. Türkiye'ye yıllar boyunca GDO'lu ürünlerin girişine seyirci kalan bir Bakanlığa sınırları daraltılarak risk yönetiminin devredilmesi kamu yararına sonuçlar doğurmayacaktır.

GDO'lu ürünlerin ithalatı ve transit geçişi derhal yakalanmalı, Türkiye'nin üretim kapasitesi onarılarak sektörün ihtiyacı olan tarımsal ham maddelerin yurt içinde üretilmesi sağlanmalıdır.''


"Tehdit alıyoruz"

Ortaya çıkan tablonun çok güçlü bir lobi faaliyetinin sonucu olduğunu savunan Günaydın, bu lobinin siyasal ve iktisadi etkileri bulunduğunu, kendilerinin de telefonla tehditler aldıklarını söyledi.

Günaydın, ''Bir avuç meslek insanı olarak kısa ve uzun vadede Türkiye'nin zararına sonuçlar doğuracak bu alanda her türlü tehdide rağmen mücadele veriyoruz. Tehditlere rağmen çalışmalarımızı aynı netlik ve kararlılıkla sürdüreceğiz'' dedi.

Tüketici Hakları Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar da, tüketicilerin uluslararası tarım ve gıda tekellerinin sattıkları GDO'ların ''kobayı'' durumuna getirildiğini ileri sürdü.

Çakar, tüketicilere seslenerek, ''GDO riski bulunan hiçbir ürünü tüketmeyin'' dedi.