Hrant Dink davasında karar açıklandı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 14 yıl önce öldürülmesine ilişkin 6’sı tutuklu 13’ü firari 76 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. FETÖ elebaşı Gülen ve Zekeri Öz dahil 13 sanığın dosyası ayrıldı. Gazeteci Ercan Gül, 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın davası zaman aşımından düştü. Ramazan Akyürek'e ve Ali Fuat Yılmazer'e tasarlayarak kasten adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi. Hrant Dink'in ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, cinayet davasına ilişkin mahkemenin açıkladığı karara itiraz edeceklerini belirterek, "Bugün verilen karar, Hrant Dink cinayetini tüm yönleriyle açığa çıkartmayan ve sorumlular hakkında hüküm kurmayan bir karardır." diye konuştu.

26 Mart 2021 Cuma, 09:06
Hrant Dink davasında karar açıklandı
Abone Ol google-news

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 4'ü tutuklu, 13'ü firari 76 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı.


GAZETECİ ERCAN GÜN'E 10 YIL HAPİS

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın tutuklu sanığı Ercan Gün'ü, ''FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırdı.

13 FİRARİ SANIĞIN DOSYASI AYRILDI

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, Ekrem Dumanlı, Adem Yavuz Arslan'ın da bulunduğu 13 firari sanığın dosyasının ayrılmasına karar verildi.

SABRİ UZUN VE CELALETTİN CERRAH'A ZAMAN AŞIMI

Tutuksuz sanıklar eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkındaki dava dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildi.

ESKİ TRABZON EMNİYET MÜDÜRÜNE BERAAT

Eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, "İhmal nedeniyle adam öldürmek" ve "resmi belgeyi yok etme" suçlarından beraat etti. "Görevi ihmal"den ise zaman aşımı nedeniyle dosyası düştü.

YAVUZ KARAKAYA'YA 12 YIL 6 AY HAPİS

Eski İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli astsubay Yavuz Karakaya, "Anayasayı ihlal"den müebbet hapis ve "kasten öldürmeye yardım" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Eski polis memuru Muhittin Zenit'e üç suçtan beraat verilirken  görevi ihmal suçu ise zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.

RAMAZAN AKYÜREK VE ALİ FUAT YILMAZER'E AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Ramazan Akyürek'e ve Ali Fuat Yılmazer'e tasarlayarak kasten adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi. Akyürek, resmi belgeyi yok etmek suçundan ise 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Ali Fuat Yılmazer'e tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi. Yılmazer, resmi belgeyi yok etmek suçundan ise 4 yıl 6 ay hapse çarptırıldı.

Eski asker Muharrem Demirkale, 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Eski Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, 28 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, cinayetin FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda işlendiği kanaatiyle, Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal ve Tuncay Uzundal hakkında "FETÖ üyeliği" suçundan, savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Ayrıca 6 sanık hakkında daha tutuklama kararı verildi.

Hrant Dink cinayeti davasının sanıkları eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ile dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç hakkında "ihmali davranışla adam öldürme" suçundan beraat, "kamu görevini ihmal" suçundan ise haklarındaki dava dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşürülmesi kararı verildi.

DİNK'İN AİLESİNİN AVUKATI, KARARA İTİRAZ EDECEKLERİNİ AÇIKLADI

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu, cinayet davasına ilişkin mahkemenin açıkladığı karara itiraz edeceklerini belirterek, "Bugün verilen karar, Hrant Dink cinayetini tüm yönleriyle açığa çıkartmayan ve sorumlular hakkında hüküm kurmayan bir karardır. Elbette ki müdahil taraf olarak itiraz edeceğiz, İstinaf ve Yargıtay'a taşıyacağız." dedi.

Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın ardından ailenin avukatları ile "Hrant'ın Arkadaşları" adlı grup, adliye önünde basın açıklaması yaptı.

Dink ailesinin avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, Hrant Dink'e yönelik linç kampanyasını düzenleyenler hakkında iddianame hazırlanmadığını ifade ederek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından cinayete iştirak eden ve sorumluluğu bulunan devlet görevlilerinin önemli bir kısmı hakkında iddianame düzenlenmediğini, cinayet kararını kimlerin verdiği ve hangi süreçlerden geçilerek bunun hayata geçirildiğinin somut olarak açığa çıkartılamadığını savundu.

Bakırcıoğlu, bugün açıklanan kararın hatalar içerdiğini iddia ederek, şunları söyledi:

"2012'de de o dönemde İstanbul 14 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir karar verilmişti. Bu karar Yargıtay tarafından 2013'te bozulmuştu. Bugün verilen karar da Hrant Dink cinayetini tüm yönleriyle açığa çıkartmayan ve sorumlular hakkında hüküm kurmayan bir karardır. Elbette ki biz müdahil taraf olarak bu karara itiraz edeceğiz, İstinaf ve Yargıtay'a taşıyacağız. Bu kararın bozulması ve yargılamanın hakkıyla yapılması için sonuna değin bu süreci zorlayacağız. Bu karar bozulacaktır, bu karar hatalı bir karardır, bu karar cinayette sorumluluğu olan ve delillerle açığa çıkmış olan birçok kişinin hatalı şekilde beraatiyle sonuçlanmış bir karardır. Bu karar hatalıdır ve bozulacaktır."

"CİNAYET ÜZERİNDEKİ SİS PERDESİ HALA DAĞITILMAMIŞTIR"

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, eksik bir karar verildiğini, Dink hakkında bir cinayet ihbarı olduğu hale korumayanlar ile cinayeti işleyecek örgütün üzerine operasyon yapmayanların büyük ölçüde cezasız kaldığını dile getirdi.

Hrant Dink'i öldüren mekanizmanın tam anlamıyla açıklığa kavuşturulmasını talep ettiklerini belirten Danzikyan, "Cezalar verildi, müebbet hapisler var, başka cezalar var ama sanıyorum kararı izleyenler de görmüşlerdir ki Hrant Dink'i öldüren mekanizma tam anlamıyla açıklığa kavuşturulmadı. Cinayet üzerindeki sis perdesi hala dağıtılmamıştır. İlerideki aşamalarda karanlıkta kalan bölümlerin açıklığa kavuşturulması talebimizi dile getiriyoruz." diye konuştu.

DİNK'İN AİLESİNDEN AÇIKLAMA

Hrant Dink'in ailesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Hrant Dink 19 Ocak 2007'de, İstanbul'un göbeğinde, gazetesi Agos'un önünde arkasından sıkılan iki kurşunla kalleşçe öldürüldü. Cinayet; Genelkurmay'ın, siyasilerin, yargının, medyanın ve bazı devlet güdümlü sözde sivil toplum kuruluşlarının dâhil olduğu üç yıl süren bir hedef gösterme ve tehdit sürecinin sonunda gerçekleşti.   Öldürülmeden bir hafta önce, öldürülen kişi yazdığı "Neden hedef seçildim?" yazısıyla hepimize bir not bıraktı ve yaptığı son konuşmalarında "Bu devletin derinliğinin bana haddimi bildirme operasyonudur." sözleriyle açıkladı. Hrant Dink'in bu son yazısında bahsettiği hiçbir olay, kişi veya ilişki 14 yıldır soruşturmaya dâhil edilmedi. Üstelik de yazısında tanıklığı ve sezgileriyle bahsettiği birçok şey, sonrasında belgelerle de ispat edilmişken…

Operasyon öldürmeyle son bulmadı; ihmal, örtbas, delil karartma ve yanlış yönlendirmelerle devam etti. Bütün bu mekanizmayı ele almayan bir yargılamanın bizi de kamuoyunu da ikna etmesi mümkün değil. Bugün verilen karar bu hakikatten oldukça uzak. Kendi içinde dahi orantısız bazı beraat ve ceza hükümlerini anlamak da anlatmak da oldukça güç. Hele bazı kararlar var ki; sanki kötülüğün kendisi değil adeta sızması cezalandırılmış izlenimi veriyor. Yargılamanın geldiği noktada, 15 Temmuz 2016'da alçakça bir harekâtla yüzlerce insanımızın ölümüne, binlercesinin de yaralanmasına sebep olan, FETÖ olarak tanımlanan odakların 2007'de Hrant'ımızı da öldürmüş olduğu söyleniyor. 

Eğer bu doğruysa, başından beri olması için gayret gösterdiğimiz, talep ettiğimiz etkili soruşturma zamanında yapılsaydı, neredeyse 10 yıl sonra bu kadar canımızı yitirmeyecektik. Bu durumda, Hrant Dink cinayetinin zamanında soruşturulmuş olmamasının hesabının yüzlerce insanın ailesine, yakınlarına verilmesi gerekmez mi? 

Yargının itibarının yerlerde gezindiği bugünkü ortamda hangi mahkemeden adil bir karar çıkabilir ki? Bu ortam elbette suçlular için rahatlatıcıdır... Maalesef, bugün de Hrant Dink'in hedef gösterildiği ve cinayetin işlendiği yıllarda hâkim olan iklim ve ideolojinin benzeri hâkim. Böyle bir ortamda hangi hakikat ve adaletten bahsedilebilir? Bugün herhangi biri çıkıp "Hrant Dink'in öldürülmesinde Ermeni olmasının etkisi yok" diyebilir mi? Bu mekanizmanın kılcal damarlarına kadar işlemiş ırkçılık nasıl inkâr edilebilir?  

Bu dava bu haliyle kapatılıp, yılların derin devlet mekanizmasına FETÖ deyip geçilir ve etkili bir soruşturma yürütülmezse, bundan sonraki yıllarda kaybedilecek başka canların sorumluluğu kimin olacaktır? Katil nasıl bir çocuktuysa, FETÖ de Ergenekon da çocuk. Mekanizma ise çok daha yaşlı. Bu mekanizmanın başka canlar almaya devam etmesine müsaade edilmemeli.

Bir an önce şeffaflık, demokrasi ve hukuk ikliminin tesis edilmesi hepimiz için hava gibi, ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç. Nihayetinde umulan şey bir yüzleşme: Toplumun bu suçla yüzleşmesi, suçlunun suçuyla yüzleşmesi ve kurumların gerekli dersi çıkarması."

Biz ailesi olarak, arkadaşları ve avukatlarıyla, Hrant Dink'in tabutuna omuz vermiş dostlarımızın da gücüyle; anlama, anlatma çabamızı ve hukuk mücadelemizi asla bırakmayacağız. Ta ki tüm mekanizma açığa çıkarılıp bir daha kullanılmayacak hale getirilene kadar."