Kim bu güzel Mavrella?

Foto muhabiri Erkan’la Turizmci Jülide aşkı, alışık olduğumuz romantik aşklara pek benzemeyen, belki çağdaş yaşamda da olduğu gibi, bu yaşamın bir an durup düşünmeye olanak tanımayan hızlı temposuna uygunlukla, arada bir buluşmalarla sürdürülen bir arkadaşlık gibidir.

20 Ekim 2020 Salı, 15:20
Kim bu güzel Mavrella?
Abone Ol google-news

Haluk Şahin’in bu yılın Temmuz ayında yayınlanan yeni romanı “Güzel Mavrella”nın  albenisi adından başlıyor.

Kim bu güzel Mavrella? 

Bir üzüm bağında,kucağındaki  sepetten üzüm salkımları taşan, saçlarında kurdele (ya da kulaklarının hizasında oldukları için de küpe) yerine iki asma yaprağı taşıyan, kapaktaki genç kız mı?

Kapak demişken, kitabın adına da, içeriğine de yakışan kapak düzenlemesi, romanın albenisini arttıran bir başka etken.

Kahramanlarından biri nostaljik tablodaki bu genç kız olan bir aşk romanı olmalı bu diye düşünüyorsunuz haklı olarak…

Nitekim yazarın önceki iki romanından “Ada”nın  odağında da özgün bir aşk öyküsü vardır. 

Gerçi bu aşk öyküsü romanın asıl konusu olmaktan çok, olay örgüsünün tamamlayıcı parçasıydı.

Mavrella’da da bir aşk öyküsüyle karşılaşıyoruz.

Fakat bu kez  bütünüyle geri planda olarak.

Foto muhabiri Erkan’la  Turizmci Jülide aşkı, alışık olduğumuz romantik aşklara pek benzemeyen, belki çağdaş yaşamda da olduğu gibi, bu yaşamın bir an durup düşünmeye olanak tanımayan hızlı temposuna uygunlukla, arada bir buluşmalarla sürdürülen bir arkadaşlık gibidir.

Böylece “Güzel Mavrella”nın bir aşk romanı olmadığını da söylemiş oluyoruz…

Öyleyse kim bu Mavrella?

                                                     ***

Yirmili yaşlarımızın başlarından bu günlere, bu demektir ki en azından yarım yüzyıldır dostluğumuz,yakınlığımız  eksilmeksizin süren Halûk Şahin (ve sevgili eşi Belgin) otuz yılı aşkın süredir Bozcaada’yı ,olmazsa olmazımız İstanbul’un yanı sıra kendilerine yaşama mekânı seçtikler.

Halûk edebiyata, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğu, sözünü ettiğim gençlik yıllarlımızda, Halkın Dostları dergisinde yayınlanan “Yeni Bir Kör” adlı öyküsüyle adım attı.

Bazı bölümleriyle bu gün de belleğimde capcanlı duran güzel ve özgün bir öyküydü  bu.

Babalarımızın görevleri nedeniyle ailelerimizin Bursa’da bulunduğu bu gençlik yıllarımızda  denebilir ki edebiyat sevgisiyle yatıp kalkan bir arkadaş topluluğu içindeydik.

Halûk Şahin sonraki yıllarda iletişim alanında öğretim üyesi, gazete yazarı, televizyon programcısı olarak  mesleki yaşamını sürdürdü ve bu alanlarda ülkenin önde gelen uzman ve yöneticileri arasında yer aldı.

Hukukçu-gazeteci- iletişim uzmanı olarak çok sayıda yapıtının yanı sıra, Bozcaada’ya yerleştikten sonra  giderek tutkunu olduğu Ada’yı tanıtan  kitaplar,  yine oradan esinler taşıyan şiirler yayınladı  ve bunu romanları izledi.

Sait Faik nasıl Burgazada’yla özdeş olmuşsa, Haluk Şahin de tıpkı öyle, adının Bozcaada’yla anılmasına halk kazanmıştır…

                                                          ***

Güzel Mavrella bir Bozcada romanıdır…

Fakat sadece o kadar değil…

Bir tanıtım yazısında roman, öykü vb. konularının anlatılmasını çok sevimli bulmam.

Çünkü söz konusu yapıt o konu özetinin her zaman çok üstündedir.

Mavrella’nın öyküsünün Bozcaada’da odaklı olduğunu, korona günlerinde geçtiğini, romanın başkişisi foto muhabiri  Erkan’ın , baba yadigarı  bağı ve bağcılığı  hor görüp  “Tüm dünya gazete ve dergilerinde, televizyon haberlerinde rekorlar kıran;kumsalda uyuyormuş gibi uzanmış mavi pantolonlu ve kırmızı gömlekli boğulmuş çocuğun, Aylan Kurdi’nin fotoğrafı” gibi bir fotoğraf çekmeyi yaşamının başlıca amacı yaptığını söylemekle  yetinelim…

Bu fotoğrafı çekebildi mi? Ya da yaşamı, idealleri yön mü değiştirdi? 

Bunları elinizden bırakamayacağınız  bu gerçekten güzel, derinlikli, aynı zamanda da bir senaryo akıcılığında kurgulanmış romanı okuduğunuzda öğreneceksiniz…

Peki, romana adını veren , her halde kapaktaki o kız, Güzel Mavrella kim, neyin nesi? 

Hiç kimse…Bir insan değil o…Ada bağcılarından Yorgi’nin  sözleriyle “ Eskiden her bağda birkaç kütük bulunan, sonra kaybolup giden, çok iyi şarabı olan” bir üzüm türü…

Kaybolup giden başka üzüm türlerinden biri…

Fakat sadece o kadar değil….

Bir koşuşturmayla göz açıp kapayasıya geçen yaşamlarımızda yitirdiğimiz, korona günlerinin bizi  özlemle anımsamak  zorunda bıraktığı pek çok şeyin;aşkın, şiirin, doğanın, dostluğun bir simgesi…