Leyla Aydemir Davası yeniden görüldü: “Davada yanlılık var, üstü kapatılacak”

Ağrı'da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in öldürülmesiyle ilgili dava dün (28 Mayıs) yeniden görüldü. Davaya katılan UCİM Avukatı Hilal Genç, “Mahkemede engellemelerle karşılaştık. Delillere dahi önyargıyla yaklaştılar. Dosyanın üstü kapatılmak isteniyor ” dedi.

29 Mayıs 2021 Cumartesi, 19:20
Leyla Aydemir Davası yeniden görüldü: “Davada yanlılık var, üstü kapatılacak”
Abone Ol google-news

Ağrı'da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in öldürülmesiyle ilgili dava dün (28 Mayıs) yeniden görüldü. Davaya katılan UCİM Avukatı Hilal Genç,  “Mahkemede engellemelerle karşılaştık. Delillere dahi önyargıyla yaklaştılar. Dosyanın üstü kapatılmak isteniyor ” dedi.

Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Leyla Aydemir davası dün yeniden (28 Mayıs) görüldü. Davaya UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği Başkanı Saadet Özkan, Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan, UCİM avukatları ve üyeleri ile Ağrı, Van, Erzurum, Urfa Barosundan avukatlar katıldı. Dava ile ilgili Cumhuriyet.com.tr’ye değerlendirmelerde bulunan UCİM Erzurum Koordinatörü Avukat Hilal Genç, “Mahkemede yanlılık vardı. Cinayet fail-i meçhul olarak rafa kaldırılacak. Bir avukat olarak hukukun hala var olduğuna ve adaletin illa ki tecelli edeceğini ummaktan başka bir şey yapmıyoruz” dedi. 

“MAHKEME BİZİ DOSYADAN SİLDİ”

Görülen duruşmanın istinaftaki bozulmadan sonra ilk duruşma olduğunu söyleyen Hilal Genç, “Bozulmaya ilişkin taraflara ne düşündükleri, katılıp katılmadıkları soruldu. İstinaf davaya katılma sıfatımızın olmadığı nedeniyle sebeplerimizin incelenmeyeceği kararı alındı. Yerel mahkeme doğrudan bizi dosyadan sildi ve bizim katılma talebimizi kaldırdıklarını belirtti. Daha önce katılmamıza rağmen bu sefer katılma sıfatına haiz olmadığımız gerekçesiyle sıfatımızı kaldırdı. Ancak karar o kadar hızlı alındı ki bize tebliğ dahi edilmedi bunu dün öğrendik” diye konuştu.

“BİZE İSTİSMARCI DEDİLER”

Hilal Genç, mahkeme salonunda tepkiyle karşılaştıklarını belirterek, “Mahkeme salonunda da önceki davaların yanı sıra hoş karşılanmadığımızı gördük. Zaten onlara ortak paydada buluşmayı beklemiyorduk ancak bu defa saldırı boyutuna varan davranışlarla karşılaştık. Bizim bu davayı medyatikleştirdiğimizi ve böylelikle bu dosyayı uzatmaya çalıştığımızı söylediler. Küçük bedenler üzerinden prim yaptığımızı ve istismarcı olduğumuzu söylediler. Bizim katılma sıfatımızın kaldırılmasından dolayı aslında o salonda olmamamız gerektiğini ileri sürdüler” ifadelerini kullandı.

“MAHKEMEDE AMBARGOYLA KARŞILAŞTIK”

Avukat Hilal genç, mahkeme heyeti tarafından da çeşitli engellemelere maruz kaldıklarını kaydederek şunları söyledi:

Biz söz hakkı istediğimizde çok kısa süreler konuşabildik. Zaten katılma sıfatımız kaldırıldığı için söylediklerimizin de kabul edilmeyeceğini söylediler. Mahkeme heyeti tarafından da çokça engellemeyle karşılaştık. Çevre ildeki barolardan gelen avukatların dahi izinlerini heyetten zorla geçirdik. Eleştirilere, hakaretlere maruz kaldık. Mahkemede büyük bir ambargoyla karşılaştık. İstediğimiz şekilde kendimizi ifade edemedik. Saadet Hanım dernek adına yeniden bir katılma talebi sunmak istediği zaman karşı taraf vekili saygısızca salondan çıkarılmamız gerektiğini söyledi. Kendisi maske bile takmadığı halde pandemi şartlarında salonun kalabalık olduğunu öne sürdü. Heyet bunlara hiçbir şekilde tepki göstermezken bizi duruşma düzenine uymamakla itham etti. 

“DAVADA YANLILIK VARDI”

UCİM olarak Ağrı’ya gittiklerinde yanlarında polis olmadan gezemediklerini anlatan Genç, “Bir bakıma davada yanlılık vardı. Ağrı küçük bir şehir. Birkaç aşiretin söz sahibi olduğu bir yer. Biz her gittiğimizde aile ve ailenin yakınları tarafından hakaret, küfür, her türlü psikolojik baskıyı görüyoruz. Polisler ile gezebiliyoruz orada. Bu durumdan dolayı duruşmanın farklı bir ile alınmasını istemiştik. Karşı taraf bunu yerel mahkemenin yetersiz olduğunu düşündüğümüz için yaptığımızı söylediler. Heyet de buna inanmış olacak ki dönüp sanık avukatına teşekkür ettiler” dedi. 

“SES KAYDINA ÖNYARGILI YAKLAŞILDI”

Hilal Genç, Leyla’nın babasının avukatı Erdoğan Tunç’un bir ses kaydı elde ettiğini ileri sürdüğünü aktararak, “Bu ses kaydında iki tane AFAD görevlisinin kendi aralarında konuşmasının olduğunu ve bu konuşmanın içeriğinde de yine bir AFAD mensubu olan Halil ismindeki bir kişinin aramalar sırasında, bir kilerden ağlayan çocuk sesi duyduğunu ve videoya çekmeye başladığını söyledi. O sırada Amca Yusuf’un (Yusuf Aydemir) oraya geldiğini ve videoya alırken bu AFAD çalışanına, “Sakın kimseye söyleme duyulursa beni öldürürler. Ben zaten bırakacağım” dediği iddia edildi. Bu ses kaydı mahkemeye teslim edildi. Bu ses kaydı mahkemede dinletilmedi. Bahsi geçen iki kişinin isimlerini de sorduk fakat Erdoğan Bey bunu söyleyemediklerini belirtti. Heyet de bu doğrultuda isimleri belli değilse bu ses analizinden bir şey çıkmaz, biz bunu delil olarak kabul edemeyiz diyerek bu delile önyargılı bir şekilde yaklaştılar” diye konuştu.

“KAMUOYU OLUŞTURACAĞIZ DİYE BİZİ İSTEMİYORLAR”

Davanın 8 Ekim’e ertelendiğini söyleyen Genç, “Mahkeme salonunda hem heyetin yaklaşımı olsun hem de bizim heyet tarafından gördüğümüz muameleden kaynaklı orada istenmediğimizi gördük. Biz oraya gidersek konuyu araştıracağız, kamuoyunun ilgisini oraya çekeceğiz ve olanlar hakkında bilgilendirme yapacağımız için açıkça bizi istemiyorlar.  Bir sonraki duruşmada da bize zorluk yaşatacaklarını söyleyebiliriz. Dava 8 Ekim’e ertelendi. Bunun dışında yeni bir heyet başkanı gelecek. Sanık avukatları bize karşı o kadar saygısız ve tahammülsüzdü ki heyet başkanı normalde duruşma düzenini bozmaktan ya da mesleki çerçevede uyarması gerekirdi. Ancak biz kendi kendimizi savunmak durumunda kaldık” ifadelerini kullandı. 

“SUÇU CEZALANDIRMAK İSTEYEN KİMSE YOKTU”

Davanın sonlandırılması için anlaşma yapıldığı duyumunu aldıklarını aktaran Genç, “O salonda işlenen suçun cezasını vermek amacıyla bulunan hiç kimse yoktu. Aile içinde, aşirette bir karar verilmiş, canı yanan tarafa ‘kan parası’ adı altında bir meblağın ödendiği söyleniyor. Ağrı halkı tarafından herkesin bilindiği ve kimsenin de bu olaya karışmak istemediğini duyuyoruz. Gerek Leyla’nın babası olsun, gerek sanıklardan Yusuf olsun, bir terör örgütü ile ilişki sebebiyle akrabalardan bir kaçının yasak yollar ile Kanada’ya kaçırıldığı söylendi. Bunun hakkında bir ara karar niteliğinde bir soruşturma bile olmadı” diye konuştu.Yasadışı işlerle bağlantısını Yusuf Aydemir’in itiraf ettiğini aktaran Hilal Genç, “Yusuf’un Leyla’yı öldürmesinin sebebinin Nihat’ın, Yusuf’un oğullarından birisini yurtdışına kaçırırken, başaramayıp yakalanması üzerine Yusuf’un oğlunun intikamını almak amacıyla böyle bir şey yaptığı ortaya atıldı. Duruşmada da “evet bu tarz işler yapıyoruz, kaçırdık ama bir intikam amacım yoktu” denildi bu da hemen kabul edidi” dedi. 

“ÜSTÜ KAPATILACAK”

Gidişatın dosyanın üstünün kapatılmasına yönelik olduğunu anlatan Genç, “Cinayet fail-i meçhul olarak rafa kaldırılacak. Bir avukat olarak hukukun hala var olduğuna ve adaletin illa ki tecelli edeceğini ummaktan başka bir şey yapmıyoruz” dedi.

Duruşma sonunda 7 sanığın tutuksuz yargılanmasına, duruşmanın ise 8 Ekim 2021 tarihine ertelenmesine karar verildi.