Moris Gabbay’ın, Cumhuriyet tarihi ile çakışan, Türkiyeli Yahudilerin özelinden, soluksuz çalıştığı İşçi Partisi yıllarına, BM çalışmalarına, Nâzım Hikmet Vakfı’na dair..

97 yaşın birikimi ile anılarına değinirken “Hayatımın en mutlu yıllarıydı” dediği, TİP’in çatısı altında, merkez yönetiminde, aslında gündüz ile gecenin birbirine karıştığı, işçi sınıfının, yoksulların sorunları yumağında, yasaklar, zorluklar, baskılar altında.. yaşadıklarının ağırlığı var.. Gabbay’ın çok görmüş, çok yaşamış, çok okumuş, çok araştırmış, çok adaletli insancıl bir terazinin tartısından geçirilmiş, her sözcüğü, her satırı okumak gerek. Çekildiğimiz kara delik girdaplarında, insancıl, haktan yana çıkış arayışlarında, yol gösterici olabilirler..

15 Kasım 2019 Cuma, 23:17
Moris Gabbay’ın, Cumhuriyet tarihi ile çakışan, Türkiyeli Yahudilerin özelinden,  soluksuz çalıştığı İşçi Partisi yıllarına, BM çalışmalarına, Nâzım Hikmet Vakfı’na dair..
Abone Ol google-news

Moris Gabbay’ın özel yaşamına dönük son birkaç saatlik söyleşimizden tek satır not almadığımı itiraf ederek söze girmeliyim. Elbette bu kadar derinlikli, ülkemiz odaklı dönem ve dünya tanıklıklarının bütünlüğü içinde, neden sonuç ilişkili geçiş analizlerinde dinlenenlerin ancak genel izlenimler için yol göstericiliğinin büyüsüne kapıldığım için değil. Teyp kaydı ve çözümü ile bir söyleşiye sığdırılamayacağının gerçekliği var..

Bu nedenle Moris Gabbay’ın özelinde sizleri yanıltmamak için, söyleşinin girişinden, kendisinin içinde yer aldığı 6 yıllık bir titiz çalışmanın ürünü, anılarının kitabını okumanızı önermek zorundayım.. Seçilen başlık “Cumhuriyetle Birlikte Büyüdüm”. Moris Gabbay’ın seçilmiş kapak fotoğrafı TİP’in sürpriz seçim zaferinde, seçim kampanyasına çıkmış, Gaziantap’teki kamyonlu konvoyun önündeki Moris Gabbay görüntüsü olunca..

“Doğum, Çocukluk ve Ailem” başlığı altında anılarına giriş cümleleri “Arkadaşlarım doğum günümü sordukları zaman gülerek Büyük Taaruz’dan altı ay bir gün önce doğduğumu söylerim” ile başlıyor. Çocukluğunun büyük kısmının, o zamanlar İstanbul’un en güzel semtlerinden biri olan Nişantaşı’nda, Valikonağı’nın bir bina ötesinde, bugünkü Samsun Apartmanı’nda geçtiğini anlatıyor. Atatürk’ün 1927’de İstanbul’a yeniden ilk gelişi çocukluğundan kalan ilk renkli anılar arasında.. Özel okullar, özel eğitimin sağlandığı koşullar, Boğaziçi’nde Ecevit, İsvan ile okul arkadaşlığı, iktisat fakültesi öğrencilik yıllarının paylaşıldığı arkadaşlık anıları.. Ülkemiz koşullarında çok parlak, çok özendirici değiller mi?

Oysa anılarının ayrıntılarıyla verilmiş gerçekleri yansıtanlar yüzünden konu başlıklarını saymak bile, madalyonun öteki çarpıcı yüzünü sergilemekte çok fazla sarsıcı içerikler, sonuçlar barındırıyor. Yahudilerin Anadolu’ya geliş tarihini, aile kökenlerini ayrıntılarıyla dersine çalışmış olarak vermekle kalmıyor; dil, çocukluk dönemlerinde azınlık olmanın zorlukları, en iyi öğretim kurumlarında ailelerin olağanüstü özverileri ile sağlanan öğrenim ortamında bile başından beri yaşanan ayrımcılıkların tanıklıkları ile yaşanmışlıkların rengi değişiveriyor.

İkinci Dünya Savaşı yılları, Türkiye ve İstanbul’a yansıyan sonuçları, babanın ölümü, Varlık Vergisi, Amerikalıların Türkiye’ye gelişi, İlerici Gençler Birliği, Turancılar, Görüşler Dergisi, Tan olayları, Türkiye Sosyalist Partisi, Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi kuruluşları içinde çıkış yolu arayışları, Soğuk Savaş dönemi, gözaltılar, Nâzım Hikmet’i cezaevinden ilk tanıma, oradan yapılmış ürünlerin satışında babasının Kapalı Çarşı’da kendilerini çalışarak yaşatmaya çalıştıkları dükkânda, aracılar eliyle gizli satışına katkılar. Ailesinin fertleri ile tanışmalar..

6-7 Eylül olayları, askerlik, iş yaşamı, 27 Mayıs 1960’a doğru, Türkiye İşçi Partisi’nin kurulması, partiye katılması, mali sorunlar, resim sergisi, Sosyal Adalet Dergisi 1963 Mayıs Gaziantep’te yapılan TİP Genel Yönetim Kurulu’nun önemi, aynı yıl yerel seçimler başarısı.. TİP tarihinde, toplumsal başarılarında simge 1. Büyük Kongre anıları. Moris Gabay’ın özelinde, teori ve pratiği ile işçi sınıfı ile tanışma.. Gazetecilik, habercilik pratiği içinde TİP çatısı, yönetim kadrolarında çekirdek kadroda yoğun çalışmalarıyla bağlantılı olarak sık sık görmeye başladığımız yıllar.

Ali Sirmen 28 Temmuz 2013 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde, sözünü ettiğim kendisinin titizlik içinde, gerçek tanıklıklara, tarafsızlığa özen gösterek aktardığı anılarını yazdığı kitabını okumuş olarak yazdığı yorumunda, “Ötekileştirmeyi sosyalizmle aşmak” başlığını atmış. Ayrımcılıktan kaynaklanan koşullar nedeni ile çocukluktan travmalar yaşamış bir insanın, TİP’in içinde de karşılık beklemeden en özverili, en yoğun görevler üstlenmesine açıklık getirmiş. Adalet terazisinde titizlenmesi ve yol arkadaşları tarafından en güvenilir, en ağır yüklerin üzerine yıkılmasından gocunmayarak TİP’li yıllarını “Yaşamının en güzel yılları” olarak görmesinin de yanıtı oluyor.

Spor ve sergi sarayındaki toplantı, Ekim 1965 Taksim mitingi TİP’in en ötekileştirilmişler, yoksullar, üreticiler, işçiler için “umut” yükselişinin, tabandan gelen patlama, siyaseten çok yoksun ama moral değerlerde çok onurlu çıkışında yakaladığı aydınlanmacılar, gençlik desteğinin de simgesi. Kendi adıma arkadaşlarımın çağrısı ile gazetecilik enstitüsü öğrencisi iken katıldığım, Harun Karadeniz’in liderliğini yaptığı yürüyüşü anımsıyorum. Üniversite bahçesinden toplanıp Bayazıt’tan Taksim’e yürüyüşümüzün protesto gündemi, siyasal İslamcıların Atatürk heykellerini kırma ve İşçi Partisi’ne Türk-İslam sentezinde baskın düzenleme eylemlerini birlikte protesto içerikliydi. Taksim Anıtı’nın önünde tüm yüksek öğrenim gençliğini temsil eden derneklerin öğrencileri sırasıyla “Atatürk devrimlerine, TİP saldırılarına karşı direnme, birlikte sahip çıkma” nöbetlerine katılmıştık.

Moris Gabbay’ın yaşam özeline dönersek, TİP içindeki özel sorumluluklarından hiç sapmadan, DİSK’in kuruluş süreci ile TİP ilişkilerini yakından izlemenin ötesinde, Çekoslovakya olayları ile bağlantılı parti içinde yaşanan çatlakların sorunlarını da paylaşıyor. Yeri gelmişken Kanlı Pazar, 15-16 Haziran olaylarının yansımalarını da atlamamak gerekiyor. Ancak içine düştüğü ekonomik sıkıntıların kaçınılmaz sonucu olarak, seçtiği değerlerle çelişmeyecek bir iş bulmanın derdine düşüyor. BM’nin dünyanın en yoksul, en yoksun ülkelerine dönük çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen FAO çalışmaları içinde iş için başvuruyor. Eğitim ve diller kazanımları bağlantılı, kimlik özelliklerinin bütünü içinde seçiliyor. 1966’da İstanbul Kartal’da. Aralık ayından geçerli olmak üzere işbaşı yapıyor. Bilmeyenler için bir ayrıntıyı da paylaşmak gerek. BM’de önce Türkiye’de sonra dünyanın pek çok en yoksul, yoksun ülkesinde yaptığı, 18 yıl aralıksız sürdürdüğü söz konusu görevler uluslararası eonomik ve kültürel işbirliğinin içinde yer alıyor. Moris Gabbay’ın yine en olumsuz koşullarda, en anlamlı toplumsal çalışmalar yapmanın ötesinde, çok insancıl sorumluluklar üstlenmesi, yararlı olabildiği ölçeklerde de bölge insanlarına insancıl katkılarda bulunabilmesi anlamına geliyor. Elbette bir diğer yanı ile emperyal sömürü düzeni çarklarının işleyişi, insan hakları ihlallerinin boyutlarını daha da çok çarpıcı gözlemlemesi, tanıklıklar yaşaması, deneyim kazanması anlamına da geliyor.

Afrika’da sömürgecilik, Etniler arası çatışmalar, Afrika’da dil, Çad yılları, Senegal yılları, Roma, La Pasionaria’yı Anma, Mozambik, Mali ve Gine başlıkları altında anılarında yer alıyorlar.