Müzisyen aia: ‘Tek şey deseniz müziği seçerim!’

Genç müzisyen aia, küçük yaşlardan beri müziğin içinde olsa da aynı zamanda ödüllü bir tasarımcı. “Tüm tasarım kabiliyetlerim, müzik yapan yanımı güçlendiriyor” diyor.

20 Mayıs 2020 Çarşamba, 02:00
Abone Ol google-news

İstanbul doğumlu, 28 yaşında ve müziğin içine doğan bir isim aia. 2 yaşından beri dans ediyor, babasının sahip olduğu geniş müzik bilgisi sayesinde Türk sanat müziğinden caza kadar birçok farklı müzik türünü dinleyerek büyüdüğünü söylüyor ve ekliyor: “Müziğe aşığım.” aia, uzun yıllardır internette çeşitli şarkıları yeniden yorumluyor ve dans videoları paylaşıyordu. Şimdi “Bulamadım” isimli şarkısıyla müzik sektörüne iddialı bir giriş yaptı. Genç müzisyenle müzik kariyeri üzerine konuştuk. 

* Kendini biraz tanıtır mısın? Müzik hayatında nasıl bir yer tutuyor? Bir yandan başka bir meslekle de uğraşıyorsun, ödüllü bir tasarımcısın. Bu, klasik “müzikle hayatını sürdürmenin zorluğu” kaynaklı bir kariyer tercihi mi?

Tabii ki. 28 yaşındayım. Istanbul doğumluyum. Müziğin içine doğdum diyebilirim. 2 yaşından beri dans ediyorum ve dolayısıyla dansçıyım da aynı zamanda. Babamın zengin müzik arşivi ve çok ciddi anlamda sahip olduğu geniş müzik bilgisi sebebiyle, ben de müzikle büyüdüm. Sayesinde türk sanat musikisinden, jazza, bluesdan, fusiona, birçok farklı müzik türünü dinleyerek büyüdüm ve müziğe aşığım. Müziğin hayatımda çok önemli bir yeri var bu sebeple.

Evet ödüllü bir yüksek endüstri ürünleri tasarımcısıyım aynı zamanda. Akademik çalışmalarım da mevcut. Ancak tasarım okurken de, sektörde tasarımcı olarak çalışırken de, kendimi büyük bir disiplin ve istikrarla, şan eğitimlerime ve müzik eğitimime adadım. Çünkü tek hayalim sahnede olmaktı her zaman ve hala öyle.

Tasarım okumamın sebebi asla ve asla “müzikle geçim zor” düşüncem değildi. Ailem de böyle bir baskı asla yapmadı bana. Akademik alanda konservatuar yerine tasarıma yöneldim ve kendimi klasik şan eğitimi anlamında, çok özel ve dünyaca tanınan bir opera sanatçısından aldığım özel derslerle besledim. İçimdeki his ve sesler zaten yolun sonunun müzik olduğunu çok net biliyorlardı ve ben o yolda giderken de müziği hep kalbime ve çalışmalarıma yakın tuttum. Bir şeyler yaratmak için doğduğuma inanıyorum. Bana bir tek şey seç deseniz, bu sadece müzik olur. Tasarımsal tüm kabiliyetlerim, müzik yapan yanımı inanılmaz kuvvetlendiriyor. Yeteneklerim için şükrediyorum bu sebeple. Kendin pişir, kendin ye bir sanatçıyım diyebilirim. Müzik tarihini biraz incelediğimizde, karşımıza ilk çıkan şeylerden birinin, müzisyen olduğu halde resimle, dansla ve tasarımla uğraşan bir çok sanatçı olduğunu görebiliriz.

* Bundan sonra ikisinden birini tercih etmek durumunda kalırsan ne yapmayı planlıyorsun?

Bu soruya bir önceki sorunun içinde ister istemez cevap vermiş bulundum. Kesinlikle müzik. Sadece müzik. Zaten ben bu yöndeki seçimimi çoktan yaptım eğer soru seçim yapmakla ilgiliyse. Tasarım sektöründe sürekli çalışmaya bir süre önce veda edip, içimdeki tutkuyu tam zamanlı olarak takip etmeye 2 sene önce başladım. Dolayısıyla zaten bu seçimin sonucu olan bir hayat yaşamaktayım şu an. Müzik tutkuysa, tasarım da bu tutkumu besleyen en önemli yapıtaşlarından biri diyebilirim dans ile birlikte.

Tasarım her zaman çok büyük bir parçam olarak devam edecek. Zaten müziğimi besleyen herhangi bir şeyden kopmak istemem. Beni ben yapan en önemli şeylerden biri tasarım. Kendi logomu, artworklerimi ve tüm tasarımlarımı kendi kendime yapabiliyor olup, kendime yetebilmek benim için büyük mutluluk. Kendin pişir, kendin ye bir sanatçıyım diyebiliriz. Yorucu tarafları da var bunun tabii ki çoğu zaman ama kontrolcü ve işine sahip çıkan bir yapım var. Dolayısıyla zorluklarından keyif alıyorum. Sahne ve sahne showlarımın tasarımlarını da kendim yapacağımdan şüpheniz olmasın. Allah’a bu kadar bonkör davrandığı için sadece müteşekkir olabilirim.

ÇOCUKLUKTAN BU YANA RAP...

* Uzun yıllardır çeşitli müzisyenlerin şarkılarını da cover’lıyorsun, sadece Hip-hop/rap müzisyenleri de değil bunlar üstelik. “Bulamadım” ile çıkış yapmanın nedeni ne? Örneğin bir cover ile çıkış yapsan daha risksiz bir tercih olmaz mıydı? İlerleyen zamanlarda cover parçalar da dinleyecek miyiz senden?

Sosyal medya üzerinden birçok farklı sanatçının, farklı farklı türlere ait olan birçok şarkısını şarkıları ve tarzları birbirlerinin içine katarak harmanladım veya şarkıları tek başlarına “cover”ladım bugüne kadar YouTube kanalımda (aia) ve Instagram hesabımda (@aiasolo). Bu sebeple çok güzel bir antremanım var farklı müzik türleri icra etmek konusunda.

 “Bulamadım” öyle bir şarkı ki, içinde R&B, Hip-Hop, Pop, Rap, Trap vb. birçok müzik türünün izlerinini taşıyor. Bu şarkı benim senelerdir içimde barındırdığım farklı müzikal yeteneklerimin dışa vurumu oldu diyebiliriz. Sesimi de farklı şekillerde kullandım. Bu şarkıyı dinleyip, benim rapçi olduğumu düşünenler de oldu. Çok da normal bu aslında. Çünkü 8-9 yaşından beri rap dinliyorum ve yarattığım müzikte elbette bunun esintileri de olacak.

Tek bir janraya ait olduğumu söylemem çok yanlış olur. Antremanlı olduğum her tarzda iş görebilirsiniz benden. Ancak benden yakın zamanda daha sık duyacağınız tarzlar, R&B-Hip-Hop janralarına ait olacak gibi görünüyor, eğer beklenmeyen gelişmeler olmazsa.

Benden her zaman cover parçalar dinleyeceksiniz muhtemelen, evet. Özellikle de akustik versiyonlarını. Dünyada bu kadar güzel şarkılar varken, o şarkıların duygusuna girip, kendi yaratıcılığım ışığında yeniden yorumlamak keyfinden kendimi, bunları dinlemekten de sizleri alıkoymak istemem. Dolayısıyla üretmeye devam Allah izin verdiği sürece.

Evet bir risk aldığım konusundaki fikrinize katılıyorum “bulamadım” parçasını yaparken. İşe güvendiğimiz için paylaştık dinleyiciyle. Zaten hayatta hiçbir zaman güvenmediğim ve içime sinmeyen bir iş yapmadım. Çok güvendiğim bir prodüktör olan Bugy ile çalışmaktan çok mutluyum. Emeği çok büyük parçada. Birlikte farklı bir işe imza attığımıza inanıyorum. Bana, benimle çalışacak kadar güvendiği için de ona müteşekkirim. Bana bu yolda çok değerli şeyler kattı ve öğretti. Farklı bir perspektiften bakma şansım oldu bazı konulara. İyi ki var.

 * aia ismini tercih etmenin nedeni nedir?

Ailemin benim için seçtiği isim “Aslı İrem Ataç” ve ismimle/soyadımla her zaman büyük gurur duydum ve çok sevdim her zaman. Fakat küçüklüğümden beri ismimin baş harflerini yan yana yazıp, kendime “aia(aya)” derdim. Takma isim(nickname) gibi bir şeydi benim için. “”Ashley/Ashlee/Ash” diyen arkadaşlarım da oluyordu ama ben aia ile ilerledim kendi içimde her zaman. Sahne ismi olarak kendi adımı kullanmak vardı aklımda her zaman. Ancak zaman içinde hem benim, hem de çevremdeki ve ekibimdeki değerli insanların aklına aia(aya) daha çok yatmaya başladı sahne adım olarak ve işte bugün buradayız. Aia (aya) aynı zamanda başka dillerde bir çok güzel anlamı olan bir isim. Japoncada “tasarım”, “renkli” ya da “güzel” gibi anlamları var. İbranicede “kuş” ya da “hızlı bir şekilde uçmak” anlamına geliyor. Arapçada “hayran eden/şaşırtıcı”, “müthiş” ve “mucize” gibi anlamları da var. Bu ve daha derin güzel anlamları sebebiyle, daha çok içime sindi. Aslında hala kendi adımı kullanıyorum. Sadece kısaltması :)

EN SEVDİĞİ TÜR R&B

 * Kariyerinle ilgili nasıl planların var? Kendini nerede görmek istersin? Birçok müzik türünde üretim yapabiliyorsun, söylemekten, dinlemekten en keyif aldığın tür hangisi?

Üretmek. Daha çok üretmek. İlk hedefim bu. Bunun yollarının peşine düşmeye devam edeceğim her zaman yaptığım gibi. En önemli hedefim bu. İlk 5 senelik dilimde de kendimi sürekli konser verdiğim ve müzik alanında gönlümde yatan önemli hedeflerin bazılarına ulaşmış şekilde görüyorum. Ancak bunların neler olduğunu sözlerle ifade etmeye çalışmaktansa, direkt hayata geçirerek göstermeyi tercih ederim.

R&B türü söylemekten en çok keyif aldığım türlerden biriydi her zaman. Her yere çekebiliyorum çünkü parçayı R&B türünde şarkı söylerken. Birçok farklı birikimi R&B türünde gösterebiliyorum. Pop şarkılarını da bu şekilde yorumlamayı seviyorum. Popçu olmadığım halde, pop çok beslendiğim bir tür. Türk sanat musikisinden, türkülerimizden ve jazzdan beslendiğim gibi.

* Çıkışını neden salgın sürecinde yapmayı tercih ettin? Bu da bir risk mi senin için? Ek olarak, karantina sürecini nasıl geçiriyorsun, neler yapıyorsun? Karantina sonrasıyla ilgili bir planın var mı, neler yapmak istiyorsun?

 Çıkışım salgın sürecine denk geldi ve ben de ertelemek istemedim açıkçası daha fazla. Normal şartlar altında Ekim 2019 tarihinde yayınlanacaktı parça. Ancak süreçte yaşanan beklenmedik durumlar sebebiyle, en sağlıklı şekilde hareket etmeye gayret ettik ve yayınlanma tarihi belli olduktan sonra, bir anda pandemi ilan edildi. Bana hayatın verdiği limonlardan limonata yapmayı seneler içinde ister istemez çok sık tecrübe etmek durumunda kalmış olan biri olarak, bu krizi de fırsata dönüştüreceğimi düşünüyorum. En azından elimden geleni yapacağım.

Elbette bu da bir riskti benim için. Ancak hayatın akışına inanan bir insan olarak, dert etmedim. Sadece dinlenmelere ve izlenmelere yansıyacağını biliyorum bu dönemin. Bedelleri neyse ödeyeceğiz hepbirlikte. Bu dönem bittiğinde de her zamankinden güçlü olarak geri döneceğimize olan inancım tam. Hayırlısı neyse o olsun.

Karantina döneminden hemen sonra, müzik sektörünün gidişatına göre, kendi planlarımı modifiye ediyor olacağım herkes gibi ben de. Tek hedefim durmadan üretmek ve üretebilmek için ne gerekiyorsa yapmak. Birçok şey değişiyor bu dönemde ve insanlar henüz dikkatlerini değişen şeylere pek yönlendirmiyorlar ama o günler de gelecek. Farkındalıkla her şey çözülebilir diye düşünüyorum.

 * Rap dünyası bir yandan acımasız bir dünya, sık sık çeşitli tartışmalarla, “diss”lerle, gruplaşmalarla gündeme geliniyor. Senin duruşun nasıl burada? Diss’lere hazır mısın?

 Gruplaşmalar ve tartışmalar arasında ve etrafında, hayatım boyunca her zaman bireysel bir tutumla ilerlemişimdir. Dolayısıyla karakterim itibariyle beni hangi ortama koyarsanız koyun, bu tutumum şüphesizdir ki devam edecektir. Benim için özel olarak hazırlanacak olan diss içerikli sanat eserleri olursa, hepsini severek dinleyecek ve bu parçalar veya yorumlar karşısında, karşımdaki her kimse, onu arkadaş olmaya davet edeceğimdir muhtemelen. Güzel sözlerle hangi mesafede duruyorsam, kötülerine de aynı mesafede duracağım kesindir. Güzel sözler elbette ki hoştur ve kötü sözler duymaktan daha iyidir. Ancak hayatımı iyi ve poh poh dolu sözlere bakarak yönlendirmedim bugüne kadar. O sözleri duyduktan veya okuduktan sonra duruşumu değiştirmedim. Kendi inandığım yolu izlemeye devam ettim duyduğum ne olursa olsun. Dolayısıyla kötülerin de üzerimde bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Saygım sonsuz herkesin düşüncesine. Sonuçta insanız. Bugün güzel bir şey diyen, yarın kötü bir şeyler de söyleyebilir. Dolayısıyla sözler değil de, hisler ve aksiyon önemli benim için. Önemli olan o kötü ve iyi sözlerin arkasındaki motivasyonu saptayabilmek insanlarda. Kendilerinin saptaması daha önemli daha doğrusu. Her dediğine rağmen şarkılarımı dinlemeye devam ediyorsa, beni seviyor demektir içten içe. E ben de onu seviyor olacağım :)

* Son olarak, kimlerin müziğini seviyorsun? Şu sıralar en çok kimleri dinliyorsun?

Röpörtajın başında da dile getirmiş olduğum gibi, küçüklüğümden beri çok fazla tür beni beslemiş durumda müzik türü anlamında. Dolayısıyla “sadece şunlar şunlar” demek, tam anlamıyla beni betimlemez. Birkaç isimden yine de bahsedeyim ama tabii ki. Karışık sırayla gideceğim. Whitney Houston, Michael Jackson, Avishai Cohen, Dean Martin, Frank Sinatra, Beyonce, Rihanna, Mariah Carey, Celine Dion, Jason Mraz, Cee Lo Green ve daha yeniler arasından, Ariana Grande, Justin Bieber, Justin Timberlake, Dua Lipa, Adele, Billie Eilish gibi yabancı isimler başı çekiyor. Billie yaşça küçük olmasına rağmen benim için kocaman bir ilham kaynağı. Unuttuklarım olursa mutlaka eklerim daha sonra. Özellikle Michael Jackson ve Beyonce’nin üstümdeki emeği tartışılmaz :) Güzel ülkemin güzel sanatçıları arasından son zamanların en çok ilham veren isimleri başta Ezhel olmak üzere, Aga-B, Evrencan Gündüz ve Vio diyebilirim. Vio gerçekten aramızdan çok erken ayrıldı ve yaşı da küçüktü. Bana hala ilham vermeye devam ediyor olduğu yerden. Daha geniş bir zaman skalasına bakmamız gerekirse, Sertab Erener, Kenan Doğulu, MFÖ, Ayben, Ceza, Aşık Veysel ve Neşet Ertaş isimleri aklıma gelen ilk isimler.