Orfinoz, Sus Barbatus, Semender… M. Sadık Aslankara'nın yazısı...

Masal, o sözel anlatı diliyle bizi kuşatıyor ama çağdaş masalcı, bunu yazınsal anlatı diliyle kuruyor yine. Söz konusu bu üst dil hep bir kavramsal kuşatma getiriyor önümüze. İşte Bilge Karasu, Faruk Duman, Mucize Özünal bu açıdan bir kez daha dikkati çekiyor.

03 Nisan 2021 Cumartesi, 00:06
Abone Ol google-news

 

Fethi Naci anılarında, Yaşar Kemal’in, yazacağı romanı Mecidiyeköy’den Taksim’e yürüyüşleri sırasında, bir sağına bir soluna geçerek, coşkuyla, yer yer yansılamayla baştan sona üstelik ayrıntısıyla ayaküzeri aktardığını söylemişti geçmişte, oyuncu edasıyla bunu nasıl yansıttığını, bundaki hünerini eklemişti.

Bu, Yaşar Kemal’in ta Homeros’tan başlayıp Türkçenin masal atalarına, Kürtçenin dengbejlerine uzanan bir yolda bunları çağımıza taşıdığını, böylelikle yazınımızda büyücü-meddah-ozan bağlamında alınabileceğini göstermiyor mu? Kurdukları anlatıda bu gelenekle iç içe görünen pek çok yazarımız var ayrıca.

SÖZELDEN YAZINSALA, ANLATICININ SIRADAĞLARI

Bilge Karasu, Göçmüş Kediler Bahçesi (1979; Metis, 2017, On Üçüncü Basım) adlı ölümsüz yapıtındaki “Üçüncü Masal”ın girişine şu notu düşmüş: “Adalet Cimcoz’a / (İstanbul’da kendisine okumuştum. Aralık ayının sonuydu. Yayımlandığını göremedi.)” (48) Buna göre Bilge Karasu, Yaşar Kemal’in “sözel anlatı”cılığından sıyrılıp “yazınsal anlatıcı” konumu sergiliyor demek ki.

Nitekim yapıtında anlatı varlığı olarak işlediği “orfinoz”, “alsemender” vb. öğeler, yaratıcı edebiyatta, onun “kurma” üzerine yarım yüzyıl kadar önce yayımladığı bir “ders kitabı” olarak da alınabilir.

Şimdi şu kadar yıl sonra Bilge Karasu’nun bu anlatı varlıklarına Faruk Duman’ın Sus Barbatus!’ta (1; 2018 - 2; 2021, YKY) bu kez “sus barbatus”la arkadaşlarını katması doğrusu çok anlamlı geliyor bana.

Derken Mucize Özünal, Semender Söylencesi’nde (Cumhuriyet, 2020), “semender”le bir başka açıdan bunlara eklemlendi. Yapıtlar böylelikle yaratıcı masalı çağdaş anlatıyı birbirinde bütünlemenin örneğine dönüşmüş oldu.

Anlatı varlıklarının eğretileme olarak masallarda özel vurguyla metne kazandırdığı bağlam üzerinde durmakta sayılamayacak yarar var. Öyle ya, ister masal, isterse öykü-roman olarak okunsun, bunların nasıl birer anlatı sıradağı halinde önümüze geldiği, bir kavramsallaşma deryası ortaya çıkardığı üzerinde uzun uzadıya durmak zorunlu. Deniz Yıldırım’ın, son aylarda Cumhuriyet’te cumartesileri, kavramsallaştırma örnekleri veren yazıları okunabilse keşke.

Bu doğrultuda Bilge Karasu, özgün bir dille yazınımıza kazandırdığı Göçmüş Kediler Bahçesi’nde, kavramsal temelde, dönüp dönüp okunacak felsefi bir şiir-metin kuruyor denebilir.

Faruk Duman da Sus Barbatus!’ta asla folklorik yansıtıma sığınmadan halk anlatısı geleneğinden el alıp kendine özgü bütünlüklü bir üçleme sunuyor.

Mucize Özünal’sa Semender Söylencesi’nde önceki verimlerinden farklı bir romanla gelip salkım hikâyelerle bütünlüklü ağ kuruyor. Daha önce bunun üzerinde durmuştum. (4.02.21) Arayı açmadan Bilge Karasu’yla Faruk Duman’ın andığım romanlarına da yer açacağım ayrı ayrı.

Sonuçta bu yapıtlar, zengin sözcük dağarı, sözdizimi ustalığıyla anlatıyı dille uçurmanın açılımını gözler önüne sererken soyutlayım, dönüştürüm temelinde metni çatılayıp yapılandırma anlamında hünerli bir temel de ortaya koymuş oluyor. Okurlar kadar yazarlar için de ufuk açıcı örnekler bunlar.

Üç yazarın da “masal” kalıbı ve tadındaki açık biçimli bu yapıtları, genç yazarlar-yazar adaylarınca örneklem hatta kılavuz anlamında dikkate alınabilir pekâlâ. İşte tam bu noktada “Eskişehir ilindeki liseli gençleri yazmaya teşvik ed(ip) becerilerini geliştirmek” üzere yürütülen “yazma atölyesi projesi”nden söz edeyim birkaç satırla.

“YARATICI YAZAR ADAYI”NIN ÖNÜNÜ AÇABİLMEK

2017-18 döneminde “Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ‘Eğitimin Niteliğini Artırma Projesi’ kapsamında” başlatılıp “Kalemin Ucundakiler Projesi” başlığıyla üç yıl boyunca sürdürülmüş bir etkinlik söz konusu.

Gençlerden yazarlıkta karar kılacaklar çıkacaktır ileride kuşkusuz. Ancak hiçbiri bu yola girmese bile, yazıyı yaşayıp, deneyimleyip bunun hendesesinden geçen birinin nitelikçe gelişkin bir okurluk düzeyine evrilmemesi mümkün mü?

Zaten öyküler kitap olarak da yayımlanmış: Kalemin Ucundaki Öyküler I-II-III (2108, 19, 20). Bunlara göz atıldığında, işin nasıl ciddiye alındığı gözlenebiliyor. Kaldı ki okuyup kitaplarına değindiğim öğretmen-yazarlar da var proje ekibinde.

Hadi adlarıyla anayım hepsini de: Ali Osman Yalçın, Kadir Kılıç, Kader Menteş Bolat, Demet Eker Özenbaş, Nilüfer Altunkaya, Sevtap Ayyıldız, İlkay Noylan, Erkan Kantarcı, Ceyda Kömürcü. Üç yıl boyunca proje ekibinde yer alan bu adlar yanında sayıları her yıl değişen “Yazma Atölyesi Türk Dili ve Edebiyatı Rehber Öğretmenleri” de önemli görevler üstleniyor.

Gelelim öyküsü yayımlanan gençlere. İlki genelin, ayraç içindekiler kızların sayısını vermek üzere ciltlere göre toplam, 43 (38) - 61 (55) - 63 (53) yüz yetmişe varıyor. Her ciltten birkaç öykü okuyabildim, ama önemsedim, dilerim sürer bu çalışma.

Erkek öğrencilerin kaleme aldığı öykülerin, kız öğrencilerin metinleri yanında esamisi okunmuyor neredeyse. Üç ciltte birden ya da ikisinde görünen kızlar az değil. Sonuçta zaten öykü verimimizde kadınlar alabildiğine yükselmiş ve kadın yazar sayısı gitgide artarken lise düzeyinde de sonucun böyle yansıması şaşırtıcı gelmedi bana.

ANLATIYI KURMAK, YAZMAK, YÜKSES SESLE DE OKUYABİLMEK

Yazarlık ufkumuz genişlerken, metni doğru yazmak kadar doğaçtan sözel anlatı kuruyorcasına Yaşar Kemal’ce bunu seslendirmek de gerekiyor. Hadi Dil Derneğinin Yazım Kılavuzu’yla (On Birinci Baskı, 2019) yazım yanlışlarını giderdiniz, yanlışları giderilmiş bir metne hakkını vererek bunu nasıl doğru okuyacaksınız?

Konuşma eğitimi, diksiyon için Nüzhet Şenbay başta olmak üzere kimi başucu kaynakları önerilebilir, şu sözü unutulmadan onun: “…[D]iksiyon sanatı kendi başına sorunlarını çözümleyen bir sanat değildir. Dil sorunlarıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır.”

Yazımıyla “hala”yla “hâlâ”yı ayırmak hadi kolay diyelim, “salep” ya da “marul” nasıl okunacak, “a”lar uzun mu kısa mı, hangisi uzun hangisi kısa?

Gençler kadar tüm yazarların da el altında tutması gereken kitaplar var bu konuda. Alanda bir özgün çalışma da yakınlarda yayımlandı. Enis Gençtürk’ün yoğun emekle, deneyimle verimlediği yapıt, tüm yazarlara önerilebilecek değerli bir başucu kaynağı: Doğru ve Hatasız Konuşma (2020; İletişim: 0 543 249 06 84)

www.sadikaslankara.com, her perşembe öykü-roman, tiyatro, belgesel alanlarında güncellenerek sürüyor.