Partizan zihniyet ‘Adalet’e de tesir etti

‘Neredeyse bir ay oluyor tutuklanalı... Alıştım gitti diyeceğim ama önceki mektubumda da belirttiğim üzere yadırgamamıştım ki... Sanki Bursa’dan İstanbul tevkifhanesine naklolunmuşum...’

13 Temmuz 2015 Pazartesi, 21:07
Abone Ol google-news

Yeni hikâye kitabı İşsiz’in çıkışını koğuşta haber alan Orhan Kemal, tutuklanışıyla ilgili olarak Fikret Otyam’a yazarken, “Çok komik geliyor bu işler bana” diyor ve ekliyor: “İktidar’a herhalde pek ciddi bir icraat gibi gelse gerek.” Otyam ise, o günlerde Cumhuriyet’ten Hürriyet’e geçmek üzere yaşadığı çelişkiyi Kemal’le paylaşıyor

Sevgili Fikret,

Mektubunu aldım. Çeviri yayınevinin jestine üzülmedim. İlk mukavelemize karşı takındıkları tavır, ikinci mukavelenin ciddiyetine beni inandırmamıştı. Gayri ciddi ve ne idiğü belirsiz insanlar. Âdetim veçhile, unuttum onları. Benim için önemli olan, Müfettişler Müfettişi’nin yayınlanması idi. Sağ olsun Yaşar Nabi yayınladı.

Bir de hikâye kitabım çıktı. Adı: İŞ- SİZ. Mutlaka bir tane al oku ve izlenimlerini yaz. Sen orda gül, ben burda güleyim... Gerçekten kuvvetli hikâyeler var içinde. Diyebilirim ki en kuvvetli hikâye kitabım.

Bizim tahliye işi tavsayıp duruyor. Neden? Bilmem. Belki de “Adalet”e tesir eden partizan zihniyet... Normal durum şu: Sorgu işleri tamamlanmamış. Mesela bilirkişi, hâlâ raporunu vermemiş. Bana bu bile çok tuhaf, daha çok da manidar geliyor. Bilirkişi, raporunu neden verivermez?

İktidar gazetelerinin ilk günler şişirdikleri gibi, “zararlı” kitap, broşürler ele geçmiş değil. Kitaplığımdan ve öteki arkadaşların kitaplıklarından alınan kitapların hepsi halen bütün Türkiye kitabevleri vitrinlerinde bulunan kitaplardan. Neyse canım Orhan Kemal’in biraz yatması gerekmiştir. Mesele bu. Ama öteki partili iki arkadaşın suçu ne? Onlar da benim nârıma yanmış olabilirler..

Bir şeye dikkat ettim bu sefer, siyasi polisten itibaren çeşitli makamlar bize yakıştırılan “suç”un ilmi tarifi ile birlikte pek çok özelliklerini bilmiyorlar.. Bilmedikleri, cahili oldukları bir mesele üzerinde beni nasıl muhakeme edebileceklerini merak ediyorum. İster misin bu “macera” bana yeni, yepyeni bir “konu” versin de hikâye veya roman olup çıksın?

Göreceğiz.

Neredeyse bir ay oluyor tutuklanalı. Yarın galiba bir ay.. Alıştım gitti diyeceğim ama, önceki mektubumda da belirttiğim üzere, yadırgamamıştım ki.. Sanki 26.9.943’te Bursa cezaevinden tahliye edilmemiş, Bursa’dan İstanbul tevkifhanesine naklolunmuşum..

Bilmem... Çok komik geliyor bu işler bana. İktidar’a herhalde pek ciddi bir “icraat” gibi gelse gerek.

Yatak, yorgan şu bu, hatta paraya filan ihtiyacım yok. Sağ ol, var ol..

Evcek gözlerinizden öperim.

İktidar, adalete tesir edip bu lüzumsuz tutuklamayı daha da uzatmakta maslahata uygun taraf bulmazsa, çıkar, ya ben Ankara’ya uzanır, ya sen Şehr-i İstanbul’a gelirsin. Adana Kebapta kafaları çekerek uzun uzun konuşuruz.

Buradaki arkadaşların selamları..

Hoşça kal..

                                                  -Orhan Kemal, 6 Nisan 1966

‘Cumhuriyet’ten ayrılmak zor gelecek, geliyor’

Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sergilenen Orhan Kemal’in 72. Koğuş oyununun afişinin önünde Fikret Otyam, Orhan Kemal ve eşi Nuriye Öğütçü ile birlikte görülüyor.

Sevgili Orhan,

Haber yazarmış gibi küçük harflerle yazıyorum. Biliyorsun telekste büyük harf yoktur. Nasıl bir giriş? Beğendin mi?

İyilik haberlerini gazetedeki teşekküründen öğrenmiş olup bundan büyük bir kıvanç duyduk ailecek. Dün gece evde bermutat kafayı çekerken her zaman olduğu gibi adınız geçti, andık, andık. Senin baş sevgilin Elvan benden de öteye bir Orhan Kemal tutkusu içinde. Sana gece bir mektup yazdı. Postaya vermemi söyledi. Tam zarfı kapatacakken postacı sevimli mektubunu getirdi. Mektup kaybolmasın diye, bugün oraya hareket edecek bir arkadaş ile bizim Ziya Nebioğlu’na göndereceğim. O sana iletir.

Elvan kitaplarını ve tiplerini eleştiriyor! Fakat utandığı ve de mektup yazmayı hiç sevmediği için uzun tutmamış, bir görüşmemizde bunları Orhan amcamla konuşurum diyor. Bak hangi kitapları ve tipleri sevmiş haspam...

Yeni çalışmaların için biraz daha dinlensen çok iyi olur ollum. Bu işin hiç şakası makası yok. Amanı bilin a..

Oraya gelmeyi inan pek isterdim. Bir ihtimal var, ancak o tarihe denk düşer mi bilemem. Zira eli kulağında da. Özel olarak sana yazayım bana çok acele fikrini yaz.

Beni Hürriyet’ten istediler, kırkından sonra!. Sadece röportaj, ayda 3500 net maaş, günde 100 lira net yolluk. Bütün yol masraflarım, malzeme onlardan.. Sık sık özellikle doğu bölgesinden, sosyal röportajlar, haberler, incelemeler, dertleri vs.

Çok ama çok düşündüm.

Cumhuriyet’ten ayrılmak zor gelecek, geliyor. 5 yıllık kıdem istedim -inşallah olmaz diye- fakat diğer teklifleriminde -bunlar yokuşa sürmek için- kabul edilebileceğini Cüneyt söyledi. Cevap bekliyorum. Eğer kazaen kabul edilirse mukavele için oraya fırtacağım. Büyük bir üzüntü ve şaşkınlık içindeyim. Bu aldığım ilk ciddi teklif.. İlk şart olarak buradaki gibi her konuya girip giremeyeceğimi sordum, seni bunun için istiyorlar dendi. Bol bol geziye çıkacağım. Bir çok önemli avantajları var, ancak ah Cumhuriyet, ah. Bana bu konuda çok ama çok acele görüşlerini yaz.

Geçenlerde Ayberk Çölok geldi, piyesimin bu yıl oynanacağını haber verdi. Tabii sevindim, ancak provalar başlamadan, gözümle görmeden inanmam. Geçen yıl ilan edildi, tiyatronun girişine kapı kadar ilanlar konuldu -o da başkaydı- fakat gargaraya geldi. Bende kızdım ilanları indirtmiştim. Ol sebepten pek inanamıyorum.

Şimdilik bu kadar, sonra uzun uzun ya konuşur ya yazışırız. Geçmiş olsun, hepimiz özlemle öper sevgilerimizi sunarız. Haydi eyvallah..

                                                      - Otyam

Elvan Otyam’ın Orhan Kemal’e mektubu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Orhan amca,

Geçmiş olsun. Hastaneden çıktığınızı ve teşekkürünüzü okudum. Her gece sizin kitaplarınızı okuyorum. Çok hoşuma gidiyor. İçlerinden, El Kızı,Yalancı Dünya(2 kere), Bir Filiz Vardı( 3 kere), 72.Koğuş, Suçlu, Hanımın Çiftliği, Çamaşırcının Kızı, Küçücük, Kardeş Payı, Dünyada Harp Vardı, Gurbet Kuşları’nı okudum. Tam birini okuyorum çok hoşuma gidiyor ötekini okuyunca evvelkinden daha hoşuma gidiyor. Ama içlerinden beni ağlatan Suçlu adlı kitap oldu. Başka kitap yazarlarının kitaplarını okuyamıyorum, sevemiyorum Aziz Nesin hariç. Sizin öteki kitaplarınızı da okumak istiyorum. Fakat hep babamdaki kitaplarınızı almışlar vermemişler. İçlerinden şunları hemen göndermenizi rica ediyorum: Baba Evi, Cemile, Avare Yıllar, Sıkıntılı Günler, Mahalle Kavgası, Sokakların Çocuğu, Dünya Evi. Dinlenmek için bize de bekleriz. Evdekilere selamlar.

                                                       - Elvan Otyam

Not: Orhan amca başka yazarların kitapları sizin kitaplarınızı okuyunca bana çok çirkin geldi. Babam okuduğum kitaplardan beğendiğim tipleri de söylememi istedi. Söyleyim:

El Kızı : Hepsi. Ama Mazhar ve annesi daha çok.

Yalancı Dünya: Baba, Neriman, Bülent Nejat.

Bir Filiz Vardı: Filiz.

72. Koğuş: Kaptan ve Berbat.

Suçlu: Bütün tipler ve ağladığımın sebebi de bu kitapta yazdığınız şeylerin hayal mahsulü olmayıp İstanbul’un bazı semtlerinde de yaşanışı ve yaşayan insanlar.

Hanımın Çiftliği: Hepsi. Güllü.

Çamaşırcının Kızı: Bütün hikâyeler.

Küçücük: Hepsi çok güzel.

Dünyada Harp Vardı: Hepsi.

Kardeş Payı: Hepsi

Gurbet Kuşları: Hepsi