"Silahların Ergenekon'la ilgisi yok"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Grup Toplantısı'nda gündemdeki konuları değerlendirdi. Baykal Türkiye'nin Gazze konusunda etkin bir diplomasi uygulamadığını belirtirken, bulunan silahların ise Ergenekon'la ilgisi bulunmadığını söyledi. Baykal, "siz o silahlardan yola çıkarak sanıkları yakalayın" dedi.

20 Ocak 2009 Salı, 14:48
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze saldırıları ve ateşkes ilan edilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İsrai'in, Gazze'ye ''çok haksız, gereksiz ve orantısız güç kullanma yoluyla müdahale ettiğini, bunu anlayışla karşılamanın mümkün olmadığını'' ifade eden Baykal, İsrail'in, aralarında çocuk ve kadınlarında bulunduğu masum insanların ölümüne sebep olduğunu, hastanelere ve BM yardım merkezlerine saldırdığını söyledi.

Baykal, ''İsrail'in, Gazze'de insanlık açısından bir utanç tablosu yarattığını'' belirterek, saldırının, insanlığın hafızasına yeni bir katliam olarak kaydedildiğini bildirdi. ''Gazze'de sadece insanlar katledilmemiştir, aynı zamanda insanlık da katledilmiştir'' diyen Baykal, Hiroşima gibi sivil insanları da öldürmeyi öngören bir savaş yönteminin, Ortadoğu'da uygulandığını dile getirdi.

 

"Türkiye etkin diplomasi uygulamadı"

Baykal, Türkiye'nin takındığı tavrın, pek çok çevrede ''yadırgandığı'' belirterek, bunun gözden kaçırılmamasını istedi. Gazze'de yaşanan facia karşısında, toplumun dayanışma içine girdiğini anımsatan Baykal, şöyle konuştu:
''Ama bu ıstırap karşısında devlet olarak bu durumu bir an önce ateşkese taşımak ve ateşkesin hızla ortaya çıkmasını sağlamak için atmamız gereken önemli adımlar vardı. Bu adımları atma konusundaki görevimizi maalesef bir kenara bıraktık. Bu konuya yönelik söylemlere, suçlamalara ağırlık veren, vatandaşların duygularını harekete geçirmeyi öngören bir bir dış politika üslubu içine girdik. Bu tutum, Türkiye'yi etkin diplomasi uygulama şansından yoksun bıraktı.''


"En çok konuşan biz olduk"

Türkiye'nin, sorunu bir an önce barışa taşıyacak etkin müdahaleler yapma şansını kaybettiğini ileri süren Baykal, şöyle devam etti:
''Ortadoğu'da en çok konuşan ülke biz olduk, olayları yönlendirirken de devre dışında kalan ülke biz olduk. En çok biz konuştuk ama gerekeni yapamadık. Başbakan, nutuk attı. 'Gelin TBMM olarak İsrail'i insanlık dışı uygulamaları dolayısıyla kınayalım' diye önerge hazırladık, teklif ettik. 'Hayır' dediler, o önergeyi reddettiler. Bir tavır takınmak istiyorsak, bunu kişisel nutuklarla ortaya koymanın bir anlamı yok. Devlet, TBMM olarak hep beraber kınarız. Konuştuğun için etkin olmaktan çıkıyorsun, yönlendirici olamıyorsun, öte yandan da Türkiye'yi, bir devlet sistemi olarak bu olayın karşısında takınması gereken tavrı, takınma noktasından uzak tutuyorsun. Bu çelişkidir, yanlış olmuştur.''
 

"Hamas'ın temsilcisi haline gelmişiz"

Türkiye'nin, Filistin-İsrail çatışmasında, Filistin'in değil, Filistin'in içindeki bir örgütünün temsilcisi haline geldiğini kaydeden Baykal, şöyle dedi:
''Başbakan'ın dün Brüksel'de yaptığı konuşmadan öğreniyoruz ki Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasındaki çatışmada da Hamas'ın temsilcisi haline gelmişiz. Başbakan, Mahmud Abbas'ı suçluyor. Bu suçlama haklı mıdır, değil midir? O suçlamalara girmeye başlarsak, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile Hamas arasındaki çatışmada, taraf olmayı içimize sindirirsek çok yanlış iş yapmış oluruz. Başbakan, kaptırdı gitti... Hamas'tan sonra da FKÖ'ya da Mahmut Abbas'a meydan okumaya başladı. Bizim işimiz mi? Bizim işimiz, 70 milyonu, Türkiye'yi düşünmek. Türkiye, duygusal davranma hakkına sahip değildir. Soğukkanlı olmak durumdayız. Kendimizi oradaki tartışmaların tarafı haline dönüştürmemeliyiz.''

 

Ergenekon davası

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon Davası'nın bir siyasi dava olduğu görüşlerini yineleyerek, hiç kimsenin, bu davada hukukun gereğinin yerine getirildiğini söyleyemiyeceğini bildirdi. Baykal, "Daha geçen hafta baroların tümü 81 il'den 74 il'in barosu ayağa kalktı. Dava ile ilgili açıklamalar yaptılar. Eğer; 'Bu dava iyi bir yürütme örneği değildir. Bizi rahatsız eden, rencide eden gelişmeler var' diyorlarsa; buna kulak vermek mecburiyetindeyiz. Bu insanlar 1.5 yıl sustular, bağırlarına taş bastılar" dedi.

Baykal, "Malum Dava" diye tanımladığı Ergenekon Davası'nın uluslar arası hukuk standartlarından uzaklaştığını ifade etti. Ergenekon davasının hukuki niteliğini; yaygın hukukçular tarafından değerlendirdiğine dikkat çeken Baykal, Türkiye'nin saygın hukukçularını bu konunun geldiği bu aşama karşısında seslerini yükseltmeye başlattıklarını, bazı değerlendirmeler yapma ihtiyacı duyduklarını dile getirdi.

Baykal, "Bugün kimse çıkıp bu davanın uluslar arası hukuk standartlara uygun olduğunu, Türkiye'nin yargılama standartlarına uygun bir biçimde yürütüldüğünü söyleme şansına sahip değildir" dedi.


Selçuk'un hukuk vicdanını isyan eder hale gelmesinin bir önemi yok mu?

Baykal, Onursal Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un, Ergenekon davası ile ilgili yaptığı değerlendirmeleri de anımsatarak, "Sami Selçuk, saygın bir hukukçu. Diyor ki; 'Ben 40 yıllık mesleki hayatımda, devlet yaşamımda böyle bir iddianame görmedim.' Bunun bur anlamı bir önemi yok mu? Sami Selçuk'un hukuk vicdanını isyan eder hale getirecek bir iddianameyle karşı karşıya getirmenin bir anlamı bir önemi yok mu? " diye konuştu.

Baykal, Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ucu açık bir iddianame olduğu yönündeki eleştirilerine de yineleyerek, "Israrla söyledik bu iddianame ucu açık bir iddianame. Geldiğimiz noktada aşağı yukarı herkes şunu kabul etti. 'Evet hukuk ölçüleri ihlal edildi ama olsun. Bu o kadar önemli değil, önemli olan sonuç' diyor bazıları. Kim diyor bunları? Memleketin bir kısım aydınları, yazarları liberalleri diyor" şeklinde konuştu


"Silah işi ayrı, Ergenekon işi ayrı"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yeraltından silahların çıktığına işaret ederek, ''silah işi ile Ergenekon işinin'' ayrı olduğunu belirtti.

Baykal, ''Ergenekon işi, bir siyasi hedefi olan, Başbakan'ın, Cumhurbaşkanı'nın kafasında şekillenmiş, bir siyasi ithamın icabı olarak yürümekte olan bir davadır. Onun içine bir sürü konu yerleştirilmek istenmiştir ama şu ana kadar yerleştirildiğine dair somut kanaat ortaya konmamıştır'' diye konuştu.

Devlet içindeki çeteleşmenin, örgütlerin ayıklanması, teşhir edilmesi ve etkisizleştirilmesi için yapılacak her çalışmayı desteklemeye hazır olduklarını belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Silahlar çıktı. Siz, o silahlardan yola çıkarak, sanıkları yakalayın. Tiyatro sanatçılarını, magazin dünyasının şöhretlerini, gazetecileri, televizyoncuları, aydınları, profesörleri almışsınız, silaha bağlamaya çalışıyorsunuz. Silahı buldun, kendine güveniyorsan o silahtan çık, orada kimin parmak izi varsa onu ortaya çıkar da göreyim seni, çıkar onu. O silahlar oraya nasıl girdi, kime ait silahlar? TBMM, o silahlarla ilgili tabloya el atmalıdır, incelemelidir; bu konu aydınlığa kavuşturulursa çok şey olur. Silahların aydınlatılması, Susurluk'a mı, öncesine mi, özel time mi, terörle mücadeleye mi gider, bilemem. Bunu araştıralım.
1995'te Genel Başkan olduğumda, kendimi koalisyon içinde buldum. Başbakan ile 4 saat görüştüm ve sonra 'devlet kuşatma altında, Hükümet ortağı olmayı kabul etmiyoruz' diyerek, Hükümetten ayrıldık, Türkiye seçime gitti. 4-5 ay sonra da Susurluk patladı.''

TRT'ye eleştiri

Baykal, iktidarın, psikolojik savaş anlayışıyla konuya yaklaştığını, olayın, hukuk süreci olarak değil, toplumu yönlendirmeye, etkilemeye yönelik psikolojik savaş anlayışı içinde ele alındığını söyledi.

Bu harekatın bir parçası olarak, devreye TRT'nin de sokulduğunu belirten Baykal, TRT'nin davada ''Psikolojik savaşın tetikçisi kurum'' konumuna sokulduğunu iddia etti.

Tuncay Güney

'in yayınlanan ifadesine işaret eden Baykal,

''İfadenin, işkence altında alındığı söyleniyor. Maşallah işkence altında alınmış bir ifade görüntüsü yok, karşısındakilere ders veren, eğiten birisi anlatıyor. Ne bir işkence emaresi, baskı duygusu... Tam tersine küstah bir anlayış içinde ona buna ders verip, ukalalık yapan anlayışta yapılmış bir çekim. Bu zatın ifadesini böyle mi aldınız?''

diye sordu.



Obama'ya başarı dileği

ABD'de bugün başkanlık devir teslim töreni yapılacağını, George Bush'un görevini, Barack Obama'ya devredeceğini anımsatan Baykal, bu törenin bütün dünyanın geleceğini yakından ilgilendirdiğini belirtti Baykal, şöyle konuştu:
''Sayın Obama, Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Umut ediyoruz ABD'nin ve dünyanın genel görümünde köklü bir değişimi gerçekleştirecektir. Bu iddiayla, bu umutla işbaşına gelmektedir. Bu iddiaları, sadece ABD'de değil, dünyanın dört bir köşesinde ilgi ve destek yaratmıştır. Biz de aynı iyimser duygularla, geleceğe yönelik umutla bu değişimi selamlıyoruz. Obama'ya başarılar diliyoruz."

 

"Ekonomik kriz daha da derinleşiyor"

Baykal, ekonomide kaygı verici gelişmelerin sürdüğünü ifade ederek, son açıklamaların, Türkiye'de ekonomik krizinin daha da derinleşmekte olduğunu gösterdiğini söyledi.

İşsizliğin arttığını, başta otomotiv olmak üzere temel sektörlerdeki üretimde ciddi düşme olduğunu anlatan Baykal, emeklilere yapılan yüzde 4'lük zammı eleştirdi. Baykal, enflasyon ve birbiri ardına gelen zamların, emekliler başta olmak üzere dar gelirli ve ücretlileri ciddi şekilde sarstığını belirtti.