Şişli Belediyesi’nin Göç Birimi'nden çarpıcı açıklamalar

Şişli Belediyesi’nin Göç Birimi sosyal hizmet uzmanları, ilçede yaşanan göç dalgasını ve alanda karşılaştıkları sorunları Cumhuriyet’e anlattı.

26 Ağustos 2021 Perşembe, 12:48
Şişli Belediyesi’nin Göç Birimi'nden çarpıcı açıklamalar
Abone Ol google-news

Özellikle Suriye İç Savaşı ile hızlanan göç hareketleri, Türkiye’nin en tartışmalı konularından birisi haline geldi. Son dönemde Türkiye'de artan düzensiz göçmen sayısı ile birlikte Göç Bakanlığı’nın kurulması teklifi de gündemdeki yerini koruyor. 

Bununla birlikte göçmen yaşadıkları zorluklarla mücadele edebilmek için belediyeler çalışmalarını sürdürüyor. Beş buçuk yıldır göç biriminde çalışan Ayşegül Kılıç ve iki yıldır birimde olan Ferhat Ölkü göçmenlerle ilgili yaşnan süreci Cumhuriyet.com.tr'den Senanur Yıldırım'a anlattı.

Çıkış noktalarının politik söylem üretmek olduğunu söyleyen birim, sonrasında ihtiyaçlar için çalışmalar yaptığını belirtti ve “Belediye içinde göç algısı nedir? Nasıl karşılıyoruz? Tutum değişikliği yapılabilir mi? Gibi bir yerden çalışmaya başladık. Ekonomik, ayni, psikolojik destek talepleri oldu. Daha sonra bu talepleri de elimizden geldiğince karşıladık. Fakat biz ekipte iki kişi olarak çalıştığımız için STK’lar ile iş birliği içindeyiz. Bizim yapamadığımız şeyleri, dernekler gerçekleştiriyor.” ifadelerini kullandı.

Kılıç ve Ölkü ile gerçekleştirdiğimiz röportaj şöyle:

- Göç birimi olarak hangi alanlarda hizmet veriyorsunuz?

Çok yönlü çalışmalar yapıyoruz diyebilirim. Ekonomik destekte buna dâhil, ama belediyeler buna bütçe ayırmadığı/ayıramadığı zamanlarda bağışlarla desteği sağlıyoruz. Aslında Şişli’nin genel yapısından bahsedecek olursak, biraz geçit bir ilçe. Karma etnik kökenlerin, farklı grupların bir arada yaşadığı bir ilçe LGBT+’sından, hristiyanından, mülteci ve sığınmacısına birçok grubun yaşadığı kozmopolit bir ilçe.

- Hizmet verdiğiniz kaç sığınmacı var?

Sayısal verilerde, çok değişken mesela temel problemler daha çok görünür olmaya başlıyor bu durumda. Biz ilk emniyet kayıt tutarken ilçedeki göçmen sayısı on beş bin ve üzeri diye bilgi almıştık. Sonra İl Göç İdaresi’ne geçti, göç idaresi nüfus kayıtlarını tutmaya başladı. 8 bin kişinin burada yaşadığı söylendi, giden olduysa haberdar değiliz. Böyle bir hareketlilikten zaten bahsedilmedi. Ancak 8 binden fazla insan olduğunu biliyoruz. Mesela sadece Suriyeli değil, Mısır’dan ve Afrika’dan gelen göçmenler var. 

Biz şu an hemen hemen bin haneye ayni yardım yaptık. Eğer sekiz bin kişi varsa, sekizde biriyle irtibata geçtik. Kayıtsızlardan zaten söz edilmiyor, biz daha çok olduğunu düşünüyoruz. İl Göç İdaresi’nden bir rakam alamıyoruz, bizim de hane hane gezebilecek bir insan gücümüz yok. Bize başvururlarsa ancak öyle ulaşabiliyoruz. Kayıtsızlarla birlikte yaklaşık on beş bin kişi olduğunu düşünüyoruz. Ekonomik gerekçelerle bize müracaat eden bin kişi var, STK’ların eğitim ve psikolojik desteğini bu rakama dâhil etmiyoruz.

Sizinle burada buluşmak isteme sebebimiz, Suriyeli ve Türk bireylerin bir arada yaşam kültürünü deneyimleyeceği bir yer olarak Şişli Belediyesi Açık Evi’ni yarattık. Marmara Belediyeler Birliği’nin resmi projesi kapsamında oluşturduğumuz bir çıktı diyebiliriz. Temmuz’un son haftasında açılış yapıldı, geçen hafta da ilk faaliyet gerçekleştirildi. İnsan haklarını temel alan STK’lar ile psikolojik desteğin ağırlıklı olduğu bir çalışma yapıldı.

Sahaya döndüğümüz zaman bire bir görüşmeler yaptık ve merkez ihtiyacı hissettik. Şöyle bir geri bildirim aldık, ‘Suriyeliler, göçmen günü gibi sürekli ayrıştırarak bir şeyler yapmayı istiyorsunuz bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok aslında siz yaptığınız çalışmalara bizi de ekleseniz zaten yeterli olacak’ sonra işin rengi değişti. Öncelikle bir yer açalım dedik, insanlar gidip gelsin bir alan tanıyalım küçükte olsa mutfak atölyeleri var, etkinlik yapabilecekleri veya film izleyebilecekleri bir alan oluşturduk.

Hizmetler çok çeşitli ama ciddi eksikler var. Bu çalışmaların hepsini Belediye Kanunu’nun 13. Maddesine dayandırarak yapmaya çalışıyoruz. ‘Bölgede oturan herkes o bölgenin hemşerisidir’ sadece bu madde üzerinden hem sosyal yardım, hem psikolojik destek, sağlık gibi hizmet götürme dayanağımız bu madde oluyor.

- İnsanlar size ulaştıklarında ilk olarak hangi hizmetten yararlanmak istiyorlar?

Yüzde seksen ekonomik yardım için başvuruyor, eğitim ya da sosyal destek ikinci planda geliyor. İstihdam projesinde çalışabilecek insan bulamıyoruz, kimse yardım başladığında Kzılay yardımdan vazgeçmek istemiyor. Ekonomik durumu iyi olan insanların hizmet alacağı başka alanlar var, belediyeye gelmiyorlar genellikle. 

- Sığınmacıların şu an en büyük sorunu nedir? 

İnsanlar ikilem içerisinde. Geri göndermeler başlayacak diye kimse evden çıkmıyor, göç ederken yaşanan travma bir ise şu an burada iki oldu. O yüzden biz en çok güven konusunda problem yaşıyoruz ve bizden kaynaklı olmayan bir sebepten dolayı. Merkezi bir söylemin olmaması, bizim de savrulmamıza neden oluyor. Nefret söylemlerinin körüklenmesiyle birlikte insanlar evlerine kapanıp, hayattan kopuyorlar. Zaten güvensiz bir ortamdan geldiler biz de onların sınırını ihlal etmemeye çalışıyoruz. Böyle bir göç politikası başka bir yerde görülmemiştir!

- Peki, sığınmacılara maddi bir destek sağlıyor musunuz?

Biz belediye olarak maddi bir destek sağlayamıyoruz ama bağışlar yoluyla kart yardımında bulunabiliyoruz. STK’lar nakit bir yardım yapmıyor ancak, örnek veriyorum sağlıkla ilgili bir problemleri var STK’nın anlaşmalı olduğu hastaneye gidiyorlar orada hastane masrafları karşılandığı oluyor. Eğitim eksikleri var diyelim, bir çanta hazırlanıyor kırtasiye ihtiyaçları karşılanıyor. Yeni doğan bebek olduğu zaman bebek arabası, beşik gibi ihtiyaçlar alınıyor. Onun dışında STK’lar da kolay kolay nakit yardım yapmıyor, sadece Kızılay’ın düzenli yardımı var.

- Verdiğiniz hizmetlerde sığınmacılardan nasıl bir geri dönüş alıyorsunuz?

Mesela, 16 haftalık kadın sağlığı ile ilgili eğitim programı vardı. Üç grup oluşturuldu yaklaşık kırk beş kadındı. Gelen grup zaten birbirini tanıyordu ve orası karşılıklı nefes alınacak bir yere dönüştü dolayısıyla iyi geldi.