Tedavi edilmeyen dişler başınıza daha büyük dert açıyor

Diş hekimi Engin Aksoy, "Diş tedavileri, korona riski nedeniyle aksadı. Diş ile ilgili sorun çoğu zaman ağızla sınırlı kalmıyor, kalp-damar hastalıkları, diyabet, eklem iltihaplanmaları, düşük, erken doğum gibi sorunlara da yol açabiliyor" açıklamasında bulundu.

16 Mart 2021 Salı, 04:00
Tedavi edilmeyen dişler başınıza daha büyük dert açıyor
Abone Ol google-news

Koronavirüs pandemisi nedeniyle pek çok ihtiyacımızı ertelemeye başladık ama sağlık ihtiyaçlarımız ertelemeye gelmeyecek kadar önemli. Diş Hekimi Dr. Engin Aksoy, hastaların diş tedavilerine gereken önemi vermediğini belirterek “Zamanında yapılmayan tedavilere bağlı olarak dişteki çürüklerin sinire inmesine, dişetlerinin iltihaplanmasına ve dişlerin kaybedilmesine neden oluyor. Diş kayıpları nedeniyle hastalarımız daha ağır tedavilerle karşı karşıya kalıyor. Üstelik diş ile ilgili sorunlar başka sağlık sorunlarına da yol açabiliyor” dedi. 

‘SAĞLIK ERTELENEMEZ’

Sağlığın ertelenebilir bir ihtiyaç olmadığına dikkat çeken Dr. Aksoy, “Vücudumuz kapalı bir kutu gibi ve yalnızca verdiği sinyallerle bize kendini anlatıyor; ağrı, mide bulantısı, şişlik vs. vücudun hastalıklara karşı tepkileri. Bu tepkiler ışığında bizler kendimizde sorun olduğunu anlıyor, hekime başvuruyoruz. Maalesef söz konusu dişler olduğunda bu tepkilere duyarsız kalıyoruz. Buna bir de korona riski eklenince ilk vazgeçtiğimiz dişlerimiz oldu” diye konuştu. Dişlerde oluşan sorunun ilk ipuçlarının hassasiyet, sızlama ve ağrı olduğuna dikkat çeken Aksoy, “Başvurma süresi uzadığında şikâyetlerin dozu artabileceği gibi bazen ağrı eşiğinin yüksek ve genetik yatkınlık faktörlerine bağlı olarak belirti vermeden de diş hastalıkları ilerleyebilir. Siz ağrının geçtiğini düşünürsünüz ancak dişteki iltihaplanma ilerlemeye devam edebilir. Örneğin basit bir dolgu ile kapatılabilecek bir çürük, sinire kadar ilerleyebilir, apse oluşumuna, hatta dişinizi kaybetmenize yol açabilir. Diş ile ilgili sorunlar çoğu zaman ağzınızla sınırlı kalmıyor. Kan dolaşımı yoluyla vücudun başka noktalarına ilerleyebiliyor. Kalp-damar hastalıkları, diyabet, eklem iltihaplanmaları, özellikle hamilelik döneminde düşük ya da erken doğumlara neden olabiliyor” dedi. 

KENDİ DİŞİNİZ GİBİ OLMAZ 

 Aksoy, şöyle devam etti:

“Tedavi yaklaşımımıza göre, kurtarılacak bir dişi çekip yerine yapay diş kökü koyarak hastayı ameliyata mahkûm etmenin hiçbir anlamı yoktur. Tabii ki implantlar her geçen yıl daha da geliştiriliyor ve iyileştiriliyor ama en iyi implantı seçseniz bile kendi canlı dişiniz gibi olmaz. Doğal dişlerimiz, içerisinde ve kök çevresinde atar damar, toplardamar, lenf damarlarına sahip olduğu için bir travma veya enfeksiyona karşı kendini koruyabilir ancak sonradan yerleştirdiğimiz yapay diş köklerinin kendini koruma özelliği yoktur. Sonrasında ağız ve diş hijyeninize çok dikkat etmeniz gerekir; bu nedenle. 6 ayda bir diş kontrollerimizi ihmal etmemek gerekiyor.”  

KLİNİKLERDE ÖNLEMLER TAM

Ağzımızın koronavirüsün de bulaşma noktası olmasından hareketle diş tedavileri sırasında hijyene ve önlemlere karşı daha özenli davranılması gerektiğine dikkat çeken Diş Hekimi Dr. Aksoy, şunları söyledi:

“Diş tedavi aletlerimiz basınçlı su kullanıyor. Bu su, hastanın ağzına çarparak orada bulunan bakteri, virüs ve mantarları da alarak dışarı sıçrıyor. Biz buna aeorosol bulutu diyoruz ve bu bulutu aspiratörlerle çekmeye çalışıyoruz. Tedavimiz sırasında üst düzey hijyen sağlıyoruz. Bunun yanı sıra her hasta için kullanılan önlükler, maskeler değiştirilmeli. Tedavi odaları en az yarım saat havalandırıldıktan sonra diğer hasta için dezenfekte edilerek hazırlanmalı.”