Türkiye kamuoyu ekonomiden siyasete haziran ayına kilitlendi

ABD Başkanı Joe Biden’la haziran ayında yapılacak olan görüşme, Türkiye ekonomisini derinden etkileyecek bir potansiyele sahip. İki ülke arasındaki ilişkiler adeta stres testine girmiş durumda. İş dünyası örgütleri iki başkana sağduyu çağrısı yapmaya hazırlanıyor.

14 Mayıs 2021 Cuma, 04:00
Türkiye kamuoyu ekonomiden siyasete haziran ayına kilitlendi
Abone Ol google-news

Türkiye, hem ekonomide hem siyasette sıkıntılı günler yaşıyor.  

Ekonomide enflasyon dizginlenemiyor, işsizlik kangrene dönüşüyor, döviz kurlarındaki yükselme ise krizin daha da derinleşeceği sinyalini veriyor.

Haziran birçok konuda kilit bir ay olacak. Ekonomide 30 milyar dolar gelir hayaliyle umutların bağlandığı turizmde, hedef ülkelerin kararı hazirana endeksli.

Almanya, Rusya ve İngiltere, vatandaşlarının Türkiye gidişine ilişkin kararlarını Haziran’da açıklayacak. Ertelenen banka kredileri, kısa çalışma ödeneği, işten çıkarma yasakları da haziranda sona erecek.

Haziranda çok önemli bir başka bekleyiş ise dış politikada. 24 Nisan’da Ermeni Soykırımı açıklaması yapan yeni ABD Başkanı Joe Biden ve  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Haziran’da NATO zirvesinde önemli bir görüşme yapacak.

Yeni ABD yönetimi ile zorlu bir döneme girmis¸ olan ilişkilerin seyrini de bu zirve belirleyecek. Şu anda iki ülke arasında arka kapı diplomasisi sürüyor. F35 tedarik listesinden çıkarılan Türkiye, Halkbank’ın mahkemeye yaptığı ‘yargılanmama’ itirazının da sonucunu bekliyor. Bu süreçte adeta bir ‘stres testi’ yaşanıyor. Halkbank’ın itirazının kabul edilmesine imkansız gözüyle bakılıyor ama 3 Mayıs’taki ana davanın ertelenmiş olması da bu süreçte bazı pazarlıkların yapıldığı gösteriyor.

İki ülke arasındaki siyasi sorunların ekonomiyi olumsuz etkileyeceği ortada. İş dünyası da bu nedenle merakla zirveyi bekliyor.

SAĞDUYU ÇAĞRISI

Donald Trump döneminde yoğun bir biçimde devreye giren, lobi çalışmaları yürüten Türkiye Amerikan İş Konseyi (TAİK), iki ülke arasındaki potansiyeli, Biden’ın başkan olmasından sonra ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo ve ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai ile paylas¸mıştı. Aldığım bilgiye göre henüz karşı taraftan resmi yanıt alınamamış.

İş dünyasından bazı isimler nisan ayında kamuoyuna çok fazla yansımasa da diplomasi trafigˆinin sürdüğünü, yapılan görüşmelerin iki ülkenin de birbirlerinden vazgeçemeyecegˆini gösterdigˆini söylüyor. Verilen bilgiye göre ortak bir zemin arayışı sürüyor.

İki başkanın yapacağı görüşmede soğuk rüzgârların dinmesini isteyen iş dünyası temsilcileri, haziran öncesi için ortak bir çağrı yapma kararı almış. Procter and Gamble’dan Coca Cola’ya ABD şirketlerini temsil eden Amerikan Şirketler Derneği (AmCham Türkiye) ile Koç, Anadolu Grubu gibi üyeleri olan TAİK, görüşme öncesinde iki başkana sağduyu çağrısı yapacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “soykırım iddiasına” karşı yaptığı mutedil tepki, Biden’da nasıl karşılık bulacak? Göreceğiz!

ETİK TARTIŞMASI YARATAN E-TİCARET RAPORU ÇIKTI

E-ticaret pandemi ile birlikte dünyanın gündemine oturan bir gerçek. Türkiye’de de 220 milyar TL’lik bir pazar. Sadece ürün satışının geçen yılki büyüme oranı yüzde 100.

Bu pazarda iki dünya devi Alibaba ve Amazon’un yanı sıra dünyaya açılan Getir, Hepsiburada, N11, Çiçeksepeti, Yemek Sepeti gibi onlarca platform faaliyet gösteriyor. Çinli Alibaba, geçen haftalarda “etik” tartışması yaratan bir transferle gündeme gelen Trendyol’un sahibi. Bu sütunlarda da yazıldığı gibi Rekabet Kurumu’nda sektörü denetleyen ve bir rapor hazırlamakta olan Hatice Yavuz, Trendyol’a transfer olmuştu. Bu durum yazıldı çizildi ama görünen o ki bu durumun bir “etik” sorunu olduğu, ne Rekabet Kurumu’na ne de Alibaba’ya anlatılabildi. 

Bu arada sektörü inceleyen rapor da açıklandı. Tabii ki 6 ay rapor için  çalışan Yavuz’un adı yok. Rekabet Kurumu sektörün röntgenini çekmiş. Sektörün yeniden düzenlenmesi için temmuz ayına kadar süre verilmiş, kurumlardan rapora ilişkin görüş bekleniyor. Raporda Trendyol’un bazı kategorilerde hâkim durumu saptanmış. Ama herhangi bir soruşturma olmaması kuşku yaratıyor.

Sektör temsilcilerinin raporda platformlara bakış açısını biraz sorunlu bulmuş. Avrupa Birliği’nde halen tartışılan maddelerin alındığını belirtiyorlar ve “platformlara karşı olumsuz bir yaklaşım var” görüşündeler. Tüketici ve küçük-orta ölçekli işletmelerin korunması gerektiği, bunu yaparken platformların da “satıcıları sömüren” kesimler olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyorlar. 

500 sayfanın üzerindeki rapor, bayramdan sonra TÜSİAD gibi bazı kurumlar tarafından gündeme alınacak. E-ticaretteki büyüme kaçınılmaz. Geri dönüşü yok. Ancak her kesimin gönlü rahat olmalı!