Vicdan azabından kaçılabilir mi?

Yeterince ikna edici olamasa da ilginç sayılabilecek bir ilk film denemesi gösterimde: Uzun Zaman Önce

19 Eylül 2020 Cumartesi, 05:00
Vicdan azabından kaçılabilir mi?
Abone Ol google-news

Tiyatro kökenli yönetmen Cihan Sağlam’ın ilk uzun metraj denemesi olan “Uzun Zaman Önce” son Ankara Film Festivali’nde Mahmut Tali Öngören adına verilen en iyi ilk film, en iyi erkek oyuncu (Serdar Orçin) ve en iyi müzik (Uygur Yiğit) ödüllerini kazanmış, baştan sona cinai entrikayla karışık, gizemli bir gerilim havasında seyreden bir aile dramı. Ayrıca İrlanda-Dublin’deki 8. Silk Road Festivali’nde de başroldeki Onur Dikmen’in en iyi erkek oyuncu seçildiği filmin kahramanlarını Ahmet’le (Onur Dikmen) Mehmet (Serdar Orçin) adındaki iki kardeşle otoriter babaları Salih (Reha Özcan) ve öteki aile bireyleri oluşturuyor.

Kuaför karısı Sevgi (Nihan Okutucu) tarafından bir süredir aldatıldığı fikrine kapılmış Ahmet’in ağabeyi Mehmet’e açtığı bir telefonla başlayan filmde, giderek Ahmet’in Sevgi’yle ilişkisi olduğunu zannettiği genci öldürdüğünü anlıyor ve yardımını istediği ağabeyi Mehmet’le birlikte bir halıya sardıkları cesedi suya attıklarını görüyoruz. Çoktan vicdan azabına kapılıp çuvallamaya başlayan ve sıkıntısını rakı kadehlerinde arayan, sonuçta hep boynu bükük kardeşinin cinayet suçuna ortak olup Ahmet’in günahını paylaşan Mehmet’in dirayeti ve kararlılığıyla, her ne kadar durumu örtbas etseler de herkesten kaçmanın yollarını arayan iki kardeşin hikâyesinin yanı sıra giderek farklı yan hikâyelere de yelken açıyor, filmin yönetmen Cihan Sağlam’ın yazdığı, doğrusu biraz da özenti kaçmış senaryosu. Ana hikâyeye eklemlenmiş bu yan hikâyelerin başındaysa, eski kasap baba Salih’in üçüncü bir oğluymuşcçasına sevgiyle bağrına basarak, işlettiği taşocağında kâhyalık ettirdiği Osman’ın (Ümit Çırak), akçalı işlerde yaptığı yolsuzlukların ortaya çıkmasıyla ona teslim edilmiş kasanın ondan alınıp dövülerek aileden dışlanması geliyor.

GİZEMİN ÇÖZÜLMESİ...

Ayrıca işçilerin ocaktan çıkarılması, çay-taş oyunu-argo ve kıraathane kültürü ağırlıklı, beylik kahvehane tasvirleri, erkek egemen dünyanın yoz ilişkilerine gömülmüş, gergin, hoyrat karakterler gırla. Osman’ın devreden çıkarılması ve ailenin temel direği, yemek sofralarında hep öne çıkan aile reisi Baba Salih’in aniden ölümüyle finalini hızlandıran filmde gizemin çözülmesini son sahneye bırakan yönetmen Sağlam’ın uzun planlara tutkun, dayalı döşeli anlatımı filmin akıcılığını biraz kösteklese de, doğrusu bir ilk filmden umulacak acemiliklerden de oldukça uzak. Filmin başarılı görselliğinin, çevre dekor öğesinin yanı sıra ilginç müziklerle de desteklendiği “Uzun Zaman Önce”, açıkçası o esrarengiz açılış sekansının ardından sığlığı aşıp yeterince derinlikli bir hikâye anlatımına pek ulaşamasa da sonuçta ilgiyle seyrediliyor.

Ankara festivali seçici kurulunun “sevebilmenin imkânsızlığını aile içinden karakterlerle ve tutarlı bir atmosferle anlatabilmesi” gerekçesiyle ödüllendirilen filmin en dişe dokunur yanı kuşkusuz özellikle Serdar Orçin, Reha Özcan, Nihan Okutucu, Onur Dikmen’in başını çektikleri oyuncu performansları. Senarist-yönetmen Cihan Sağlam’a merhaba!