"Yargıyı, iktidara bağımlı kıldılar"

Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu, yeni anayasa tartışmalarının çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirterek, ''12 Eylül'de yapılan anayasa değişikliği ile yüksek yargıyı siyasi iktidara bağımlı kıldılar, şimdi yapılmak istenen yeni anayasanın arkasında ne var? Yapılmak istenen ne?'' dedi.

08 Ekim 2011 Cumartesi, 16:24
Abone Ol google-news

Ege-Koop tarafından düzenlenen ''Demokrasi'' konulu söyleşi Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde yapıldı.

Feyzioğlu, konuşmasının başında bir gazetenin dünkü manşetinde yer alan sırtından bıçaklanmış kadın fotoğrafını gündeme getirdi.

Fotoğraf ile topluma bir mesaj verilmeye çalışıldığını ifade eden Feyzioğlu, ''Kadından korkan, yönetim kadrolarına kadınları getirmeyen yönetimler demokrasi olur mu? HSYK yapısını değiştirmeden önce kadın yüksek hakimlerin oranı yüzde 45 idi, bugün yüzde 3. Sevgi öldürmez, sevgi yaşatır. Oysa o korkunç fotoğrafın manşet yapılması, şiddet gören kadına, öldürülmemek için şiddete katlanmak zorunda olduğu mesajı veriyor. Çok büyük sorumsuzluk. Şefika Etik sırtından bıçaklanan, Şefika Kutluer ise Ankaralı bir sanatçımız, flütüyle harikalar yaratıyor, hangisi gazetelerde manşet?'' dedi.

Demokrasi ve insan haklarının herkes tarafından sonuna kadar savunulması gerektiğini belirten Metin Feyzioğlu, şunları söyledi:
''Ne zaman ki bir haksızlığın kime yapıldığıyla değil de haksızlıkla ilgilenmeye başlarız ve örgütlü bir şekilde haksızlığa karşı durmaya başlarız işte o zaman demokratik bir toplum olma yolunda başarılı olmaya yöneliriz. 12 Eylül'de bir anayasa değişikliği paketi oylandı. Pakette yok yoktu. Kadınlara pozitif ayrımcılıktan tutun da her şey vardı. 12 Eylül'de yapılan anayasa değişikliği ile yüksek yargıyı siyasi iktidara bağımlı kıldılar, şimdi yapılmak istenen yeni anayasanın arkasında ne var? yapılmak istenen ne? Yeni anayasa tartışmaları çok iyi takip edilmeli.''

Metin Feyzioğlu, Deniz Feneri soruşturmasında savcılar hakkında soruşturma açılması konusuna da değinerek, ''HSYK'nın başı Adalet Bakanı. Hakim ve savcılar hakkında soruşturma izni verme yetkisi bakanda. Deniz Feneri soruşturmasında, Bakan 3 savcı hakkında soruşturma açıyor, başsavcı bunu gerekçe gösterip dosyayı onlardan alıyor, Bakanın başkanı olduğu kurul savcıların yargılanmasına karar veriyor. Bu mu ileri demokrasi? HSYK değişmeden önce devam eden bir soruşturmada savcının görevden alınmasına (yargıya müdahale) denirdi'' dedi.

Feyzioğlu, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerektiğini de belirtti.

Ege-Koop Genel başkanı Hüseyin Aslan ise demokrasinin kalitesini iktidarın değil, muhalefetin belirlediğini söyledi.

Demokrasinin muhalefet, sivil toplum, özgür basın ve bağımsız yargıyla güçleneceğini belirten Aslan, şunları kaydetti:
''Cumhuriyet ve demokrasi ancak insan haklarına dayanıyorsa, düşünce ve anlatım özgürlüğüyle örgütlenme özgürlüğünü içeriyorsa, hukukun üstünlüğünü ve sosyal hukuk devleti normlarını kapsıyorsa, yargı bağımsızlığı mutlak güvence altına alınmışsa, işte o zaman gerçek ileri demokrasiden söz edilir. Yoksa adı cumhuriyet ve yönetim biçimi demokrasi olup, kendisi totaliter, baskıcı olan çok devlet ve yönetim şekli vardır. İktidar her rejimde vardır, ancak etkili, güçlü ve iktidar yolunun açık olduğu özgür muhalefet sadece gerçek ve çoğulcu demokrasilerde vardır.''