"Yatırımların ağırlık merkezi doğuya kayıyor"

Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, gelecek 25 yıl içersinde dünya petrol üretimindeki artışın en az yüzde 80'inin Suudi Arabistan, İran, Irak, Azerbaycan ve Kazakistan gibi Ortadoğu ve Hazar ülkelerinde olacağını vurgulayarak, "Dünya enerji üretim ve tüketiminin ağırlık merkezi doğuya kayıyor" dedi.

28 Mayıs 2011 Cumartesi, 11:54
Abone Ol google-news

Sabancı Üniversitesi kuruluşu olan İstanbul Uluslararası İklim ve Enerji Merkezi'nin (IICEC) düzenlediği "Küresel Enerji Forumu"nun açılışında konuşan Güler Sabancı, 21. yüzyıl içinde, enerjinin nasıl elde edildiği kadar, nasıl dağıtıldığı ve nasıl kullanıldığının dünya ekonomisi, güvenliği ve geleceği için büyük önem taşıyacağını söyledi. Sabancı, "Dünyadaki enerji kaynaklarını zorlamaya çoktan başladık bile. Arz-talepte olası bir dengesizlik riski tüm batı ekonomilerini tehdit ediyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresinin açıkladığı rakamlara göre, dünyadaki pazarlanan enerji tüketimi, 2007 ile 2035 yılları arasında tam olarak yüzde 50 oranında bir artış gösterecektir. Bu tahminlere göre, OECD ülkelerindeki talep yüzde 14, OECD dışı ülkelerde ise yüzde 84 artacaktır" dedi.

 

Enerji yatırımları da doğuya kayıyor

İçinde bulunulan yüzyılın en büyük mücadelesinin sürdürülebilir, rekabetçi ve çevreye sorumlu bir enerji politikasının yaratılması olacağını, arz güvenliği, iklim değişikliği ve rekabetçiliğin önemli olduğunu ifade eden Güler Sabancı, artan taleple başa çıkabilmek için enerji piyasalarını bölgeselleştirmek gerektiğini belirterek, "Tüketime baktığımız zaman da, dünya enerji tüketiminin hemen tamamı gelişmekte olan ülkelerden geliyor. Çin, Hindistan, Ortadoğu ülkeleri dünya enerji tüketimini lokomotifi durumundalar ve büyümenin başını çekecekler" dedi.

Genel olarak, küresel enerji arz ve talebinin efektif olarak uyuşması için enerji politikaları, stratejileri, finansman seçenekleri ve teknolojileri konusunda bir anlaşmaya varılmasının gerekeceğini belirten Sabancı, "Enerji pazarlarının dinamiklerinin batıdan doğuya kaymasının birçok yansıması da olacak. Bunlardan biri enerji yatırımları. Gene IEA ye göre önümüzdeki 25 yılda dünya enerji yatırımlarının üçte ikisi gelişmekte olan ekonomilerde olacak ki bu yaklaşık 21 trilyon dolar demek. Toplam enerji yatırımların başını da bu ülkelerde yapılacak elektrik sektörü yatırımları geliyor; gelişmekte olan ekonomiler önümüzdeki 25 yılda toplam 10 trilyon dolar kadar yatırım yapmak durumundalar" diye konuştu.


Nükleer Enerji

Konuşmasında enerji ihtiyacının karşılanmasında yenilenebilir enerji kaynaklarının hepsinin potansiyelini kullanma olanağı olsa bile bunun artan talebi karşılayabilmesinin bir soru işareti olduğuna işaret eden Güler Sabancı şöyle devam etti:

"Bu sebepten dolayı, nükleer enerji, dünya enerji talebini karşılayabilmek için
çok önemli bir rol üstlenecektir. Nükleer enerji, enerji üretiminin bu yeni safhasında, bir geçiş dönemi kaynağı olacaktır. Burada da en önemli konu, nükleer enerjinin güvenliğidir. Fukuşima'da yaşanan felaket sonrası, birçok ülkede nükleer enerji sosyal olarak kabullenilemez bir hal almıştır. Fakat bu bir evredir çünkü dünya nükleer enerjiden vazgeçme lüksüne sahip değildir. Çevresel boyuttan bakıldığında, nükleer enerji, iklim değişikliğinin önüne geçmek için zorunludur. Fukuşima'dan sonra, önümüzdeki bir, iki sene içinde, yeni güvenlik standartlarının getirileceği ve ülkelerin ve şirketlerin buna uymaları gerekeceği de açıktır."

 

Türkiye'nin artan rolü

Konuşmasının Türkiye'ye ilişkin bölümünde, Türkiye'nin enerjide bölgesel bir süper güç olduğunu belirten Güler Sabancı şunları söyledi:

"Türkiye stratejik bir üretici konumunda değil, ama şu anda önemli bir petrol transit ülkesi ve de gene önemli bir gaz transit ülkesi olmaya kuvvetle aday. Türkiye'nin uluslararası gaz taşımacılığı konusunda önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. Bu durum Türkiye'nin uluslararası stratejik konumunda belirleyici bir rol oynuyor ve de giderek daha da önemli olacaktır. Ülkemiz G-20'nin aktif üyelerinden biri durumunda. Türkiye ekonomisi giderek büyümekte ve hem büyüme hızı ve hem de büyüklüğü itibariyle dünyanın önde gelen ekonomilerinden biri durumundadır. Bu büyüme beraberinde enerji talebinin de hızlı bir şekilde büyümesini getiriyor. Türkiye, maalesef ne petrol ne de doğal gaz alanında zengin kaynaklara sahip. Bu iki stratejik yakıtın hemen tamamını ithal ediyoruz bu da ülke ekonomisinin fiyat dalgalanmalarından etkilenmesini beraberinde getiriyor. Cari açıklarda en önemli rollerden birini oynuyor. Bu nedenle enerji sektöründe alınacak kararlar ülke ekonomisinin geleceğini de ciddi bir şekilde etkileyecektir."
 

Elektrik talebi artıyor

Türkiye'de elektrik talebinin çok hızlı bir şekilde arttığına dikkat çeken Sabancı, "Bu aslında ülkenin geliştiğini, modernleştiğinin en güzel göstergelerinden biri. Bununla birlikte, bu talebi karşılayacak santrallerin yapımı ve de gerekli yatırımların sağlanması çok acil ve önemli bir konu. Bizim enerji şirketimiz EnerjiSA da Türkiye elektrik pazarında lider olmayı ve diğer şirketler için enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik konularında bir rol model haline gelmeyi hedeflemektedir" dedi.