Zülal Kalkandelen'den Elmalı Davası yorumu: Bunun bedeli ağır olur

Elmalı Davası ile gündeme gelen fakat her zaman en büyük sorunlarımızdan biri olan istismar konusunu ve yapılan politikaları, Zülal Kalkandelen ile ele aldık.

29 Haziran 2021 Salı, 17:13
Zülal Kalkandelen'den Elmalı Davası yorumu: Bunun bedeli ağır olur
Abone Ol google-news

Türkiye, Elmalı’daki istismar skandalı üzerine ayağa kalktı! Antalya'da iki kardeşin öz annesi ve üvey babaları tarafından nitelikli cinsel istismara maruz bırakıldığı ile ilgili görülen davada, sanıklar Ocak ayında tahliye edildi. Bakanlık ve baş savcılık bunun üzerine açıklama yaptı. Cumhuriyet TV’den Sinem Nazlı Demir'e konuşan gazetemiz yazarı Zülal Kalkandelen ile bu önemli konuyu ve artan istismar suçlarını ele aldık.

'BURASI BENİM ÜLKEM, BENİM SOKAĞIM. BİZ BİRLİKTE OKULA GİTMEDİK Mİ? BUNU BİZE NEDEN YAPIYORSUNUZ?'

İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasındaki ısrarın sebebini neye dayandırıyorsunuz? Sözleşmenin yürürlükten kalkmasını isteyen politikacıların sözleşmeyi okuduğunu düşünüyor musunuz?

'Hatırlarsanız eski AKP milletvekili Mehmet Metiner, İstanbul Sözleşmesi'nin kabulüne dair yaptığı açıklamalarda 'Neye oy verdiğimizi bilmeden el kaldırmışız' demişti. Okumamış olduklarını düşünmek mümkün. Demek ki bir talimat gelmiş ve milletvekilleri el kaldırmış. AB politikaları gereği bir karar alınmış. Ama baktılar ki durum değişti, kaldırmak istediler. Birçok konuda kendilerine verilen talimatlar doğrultusunda hareket ettikleri için, muhtemelen bu konuda da süreç bu şekilde işledi. Ayrıca AKP iktidarının uzun süredir Türkiye'ye dayatmaya çalıştığı dünya görüşü doğrultusunda hareket ediyorlar. Ne yazık ki bu dünya görüşünde kadın hakları görüsünde gerici bir yaklaşım var. Sözleşmede LGBTİ+'lara ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yer verilen ifadelerden dolayı duyulan rahatsızlık da mevcut. Sanki toplumda LGBTİ teşvik ediliyormuş gibi düşünüyorlar. Bu da AKP'nin bugüne kadar yaptıklarını düşününce şaşırtıcı bir sonuç olarak karşımıza çıkmıyor. Toplumun gelişmesini istemeyen, sadece kendi hedefleri doğrultusunda topluma siyasal islamı dayatan bir parti ile karşı karşıyayız.'

'BUNUN BEDELİ ÇOK AĞIR OLUR'

Gerici bir tutumdan bahsettiniz. Bireylere yokmuşlar gibi davranılıyor. Siz bu politikaların, şu an yaşadığımız nefret suçlarına bir katkısının olduğunu düşünüyor musunuz?

''Elbette. Daha birkaç gün önce şiddet dolu müdahaleleri gördük. İnsanlar sadece yürümeye çalışıyorlar. Gerçekten isyan içinde bağırıyorlar ve bir vatandaş şu sözleri haykırıyordu:

'Burası benim ülkem, benim sokağım. Biz birlikte okula gitmedik mi? Bunu bize neden yapıyorsunuz?'

Bu insanları görmezden gelerek yok edemezsiniz. Böyle bir görüşü dayatamazsınız. Her yerde varız. Bu insana dair bir durum. Türkiye'ye dayatılmak istenen Emevi İslam'ının bir sonucudur bu müdahaleler. Toplumun renkleri görmeme, tek tipleştirme çerçevesinde gelişen ve inkara dayalı çok utanç verici politikalar güdülüyor. Bunda başarılı olamayacaklar. Bilişim çağında yaşıyoruz. Herkes her şeyi öğreniyor. Birileri 'Yok' dese de, var olmaya devam edecekler. AKP iktidarı birçok alanda olduğu gibi bu alanda da toplumsal huzuru bozmaya yönelik politikalarına devam edecek.''

'ÇOCUKLAR GÜNEŞ ÇİZECEĞİ YERDE KENDİSİNE YAPILAN CİNSEL SALDIRIYI ÇİZİYOR.'

Çocuk ve hayvan hakları konusu da çok önemli. Belirli görüşmeler düzenleniyor. Çocuk doğurmakla ilgili sürekli bir öneri veriliyor fakat her gün ülkemizde çocuklar istismar ediliyor. Hayvanlar şiddet görüyor. Bu konuların neden üstüne gidilmiyor?

'Türkiye'de her gün farklı bir faciayla birlikte uyanıyoruz. Bugün Elmalı Davası'nı gördük. Sosyal medya isyan halinde. 6 ve 9 yaşlarındaki iki kardeş, anneleri ve üvey babaları ve akrabaları tarafından sürekli istismara maruz bırakılıyorlar. Çocuklar resmediyor istismarı ! Çocuklar güneş çizeceği yerde kendisine yapılan cinsel saldırıyı çiziyor. Bundan daha üzücü bir şey olabilir mi?

Bu ilk değil ! Ve bu insanlar serbest bırakılıyor. Bu açıklanamaz bir durum. Bir savcı, bir yargıç nasıl bu insanları serbest bırakabilir? Türkiye'de kimse adaleti bulamıyor ama artık çocukların da bu kirli sistem içerisinde harcanması kabul edilemez! Bu kesinlikle geri alınması gereken bir karardır. Hukuk sistemi çalışmıyor. O masum çocukları bu duruma düşürüyorsa toplum, bunun bedeli çok ağır olur. Uluslararası sözleşmeleri yerine getirmekle yükümlüyüz.

3 çocuk konusu da ayrı bir konu. Kadının bedeni kadına aittir. Kadın doğurup doğurmamaya kendisi karar verir. 3 çocuk isteği, kadın üzerinde kurulan bir tahakkümdür. Ayrıca insanlar açlıktan intihar ederken durmadan çocuk isteği var! Sonradan da çıkıp 'Açları siz doyurun.' diyorlar. Bunların hiçbiri artık bu toplumun kaldıracağı konular değil.

Sabrımız taştı. Yıllardır çıkarılamayan bir hayvan hakları yasası var. Hala oyalanıyoruz. Mide bulandırıcı gerçeklerle yüzleşiyoruz. Hem hayvanlar üzerinden bir ticaret mevcut hem de hayvan tecavüzü tavan yapmış durumda. Tecavüzcüler elini kolunu sallayarak geziyor. Neymiş, 'Hayvan tecavüzü kırsal kesimde yaygınmış, onlar tutuklanırsa hapisler dolup taşarmış ve yargının da yükü ağırmış'.  Bir tecavüzcü nasıl savunulabilir? Biz bu insanlarla birlikte yaşamak istemiyoruz. Böyle bir toplum istemiyoruz.  Atatürk'ün Ulusal Egemenlik Bayramı'nı çocuklara emanet ettiği Türkiye'de, çocuklar kendilerine yapılan cinsel saldırıyı resmeder hale gelmiştir!

'Bu çocukların sesi olmamız gerekiyor. Aslında çocuklar bağırıyorlar. Büyükler dinliyor mu?'

Bugün çok üzücü bir gün. Benim gibi birçok insanın isyan içinde olduğunu biliyorum. Bir şekilde muhalefetin de bu konuların üstüne gitmesi gerekiyor. Türkiye o kadar çok sorunlu bir toplum haline geldi ki, nereden tutsanız elinizde kalıyor. Cezalar verilmediği gibi, adeta teşvik ediliyor. Böyle bir toplum düze çıkabilir mi?

Bu konuları artık çok daha fazla gündeme getirmemiz gerekiyor.'