İnce zevklerin peşinde!

Henry James’in geç döneminin öne çıkan yapıtlarından Poynton’daki Ganimetler’i (Çeviren: Fatih Özgüven / İletişim Yayınları), 19. yüzyıl sonunda yazılmış olmasına karşın bugünün okuruna da söyleyecek sözleri olan bir roman. Süratin neredeyse tek geçer akçe olduğu, hazır tüketimin ve kalitesiz eserlerin her yeri kuşattığı bu çağda yaşama daha farklı bakabilmenin olanaklı olduğunu gösteriyor. Mrs. Gereth kimliğinde, yaşamın tüm yıkıcılığına karşın ince zevklerin peşinden ayrılmamak, acı veren çirkinliklere estetikle, sanatla ve edebiyatla direnmeyi salık veriyor.

14 Ocak 2022 Cuma, 00:02
Abone Ol google-news

Resim: JOHN SINGER SARGENT

EĞİTİM, KÜLTÜR VE ESTETİK!

Henry James’in başyapıtlarını kaleme aldığı geç döneminin öne çıkan, dile hakimiyetini en açık şekilde ortaya koyduğu romanlarından Poynton’daki Ganimetler (Çeviren: Fatih Özgüven / İletişim Yayınları), 19. yüzyıl sonu İngiltere’sinde geçen, insan ilişkilerindeki karmaşayı ustalıkla ele aldığı ve kültürel sermayenin önemine atıflarda bulunduğu bir yapıtı.

Romanında incelmiş zevklerin peşine düşen Henry James, bir evlilik hikâyesi üzerinden eğitim ve kültürün önemine dikkat çekerken estetik bakıştan yoksunluğun kültürel bir değeri nasıl yok edebileceğine ışık tutuyor.

Mrs. Gereth’in evliliğin arifesinde olan oğlunun eş tercihinden duyduğu rahatsızlıkla başlayan roman, okuru sanat ve kültür üzerine bir dizi meseleyle de baş başa bırakıyor.

Henry James, estetik ve sanatsal değere ilişkin yorumlarla genişleyen yapıtını, basit bir fikirden ve şu temel sorudan hareketle kurguluyor:

Kültürel miras, üçüncü bir kişiye - seçkin bir zevke sahip olmasa dahi - evlilik yoluyla bırakılmak zorunda kalınırsa ne yapmalı?

MRS. GERETH VE ‘GANİMET’İ!

Mrs. Gereth’in nadide eserlerle doldurarak adeta bir müzeye çevirdiği Poynton’da bulunan evini oğlu Owen’a bırakmak zorunda olması, bu eserlerin değerinin farkına varacak bir gelin adayı aramaya başlamasına neden olur.

Bu sırada Fleda Vetch’le karşılaşan Mrs. Gereth, Fleda’nın tam da aradığı kişi olduğuna ikna olunca oğlu Owen’la tanıştırmaya karar verir. Owen’ın evlenmek üzere olduğu nişanlısı Mona’nın da bu ilişkiler ağına katılmasıyla işler içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Mrs. Gereth’in Poynton’daki eserlerden bazılarına el koymasıyla birlikte Owen’ın Mona’yla evlilik süreci de zora girer. Bu durum romanın temel çatışma unsurunu meydana getirse de Henry James’in asıl odaklandığı görünürdeki bu evlilik melodramı değildir.

Yazar, Mrs. Gereth’in sahip olduğu “ganimetlere” olan düşkünlüğünde insanın iç dünyasına ilişkin hırsları yüze çıkarır.

Evindeki eserlere büyük bir bağlılık hisseden, oğlu Owen’ın entelektüel derinlikten uzak bir genç olduğunun, oğlunun nişanlısı Mona’nın da bu estetik değeri kavrayamadığının farkında olan Mrs. Gereth, bu ganimetin kendisiyle aynı zevk dünyasını paylaşmayan bir kişinin eline geçmesinden büyük endişe duyar.

Onu sakinleştirmeyi başaran tek şeyse yeni tanıştığı ve ortak bir zevk dünyasını paylaştığı Fleda olacaktır.

Ancak Owen’ı elde etmek için harekete geçmekte yeterli cesareti gösteremeyen Fleda, Mona’nın günün sonunda istediği şeyi elde etmesine göz yummak zorunda kalacağı gibi Mrs. Gereth’in Poynton’da sahip olduğu estetik dünyayı kaybetmesinin önüne geçmeyi de başaramayacaktır.

VİKTORYEN DÖNEMİN ZİHNİYETİ

Henry James, sahip olduğu kültürel zenginliğe ölümüne bağlı Mrs. Gereth’in yüksek standartlara sahip beğenisinde bir dönemin zihniyetini keskin bir gözlem gücüyle ortaya koyuyor.

Estetizmin peşinden gitmenin her şeyden önemli olduğu bu düşünce yapısında Viktoryen ahlaktan izler vardır. Mrs. Gereth’in kimliğinde resmedilen bu zihniyet, aynı zamanda kaybolmakta olan bir devrin de göstergesine dönüşür.

Bu arada James’in roman boyunca güzelliklerine defalarca göndermede bulunduğu Poynton ganimetlerini detaylıca betimlemekten kaçındığını da belirtelim. Çünkü James için önemli olan bu kültürel eserlerin sadece güzellikleri değil, estetik bilinçle de kalıcılaşan anlam dünyasıdır.

HOYRAT YENİ KUŞAK!

Eski kuşağın temsilcisi Mrs. Gereth’in bu hazineyi koruma çabası ise maalesef zamanın ruhuna yenik düşmeye ve yıkıcı ancak güçlü yeni kuşağın hoyrat tavrı karşısında değerini yitirmeye mahkûmdur.

Fleda’nınsa cesaretsizliği ve tutukluğuyla başarılı olamayacağı baştan bellidir; rekabetin ve gücün egemen olduğu bu yeni çağda incelmiş beğenilerin yeri yoktur artık.

Poynton’daki Ganimetler, 19. yüzyıl sonunda yazılmış olmasına karşın bugünün okuruna da söyleyecek sözleri olan bir roman.

Süratin neredeyse tek geçer akçe olduğu, hazır tüketimin ve kalitesiz eserlerin her yeri kuşattığı bu çağda yaşama daha farklı bakabilmenin olanaklı olduğunu gösteriyor.

Mrs. Gereth kimliğinde, yaşamın tüm yıkıcılığına karşın ince zevklerin peşinden ayrılmamak, acı veren çirkinliklere estetikle, sanatla ve edebiyatla direnmeyi salık veriyor. Zaten yaşamayı anlamlı kılan biraz da bunlar değil midir?