Veri, iktidarın tekrar seçim kazanmasını desteklemiyor. Güç dengesinde ise iktidarın kurumlarda hegemonik üstünlüğü var ama seçim kazanmaya yetmez. Halk, cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin göstereceği adayı ezici biçimde destekleyecek.
Mutlak butlana, operasyonlara, kayyumlara karşı muhalefet bir direnç hattı çizmeli. Çünkü saldırıya çok açıklar. Anayasaya uyulması, demokrasi gibi asgari müştereklerde ortaklaşılabilir. Muhalefet bloğuyla direnç hattı çok daha güçlenir.
Bulgu Araştırma Kurucusu, sosyolog Semih Turan Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.
- “Özgür Özel ve ekibi parti kurarsa ne kadar oy alır”ın yanıtını arayan araştırmalar paylaşılıyor. Bunlar ne kadar gerçekçi?
Araştırmalar anın fotoğrafını çeker ama geleceği ipotek altına almaz. Sonuçta değişken bir durum var. Türbülans dediğimiz aşırı dalgalanmaların olduğu siyasi atmosferde anı ölçersiniz ancak o anın devamı olacağının garantisi olmaz.
Yaptığımız ölçümlerde seçmenin önemli bölümünün mutlak butlana karşı durduğunu, etkin olan duygunun öfke, şaşkınlık ve endişe olduğunu görüyoruz.
- Her seçmen de mi böyle yoksa CHP seçmeninde mi?
Muhalefet seçmeninde birinci sırada öfke geliyor, iktidar seçmeninde de şaşkınlık, endişe, bazı kesimlerinde ise umut var. Çünkü tarafgirlik söz konusu. Bayram sonrası yaptığımız ilk ölçümde CHP seçmeninin tavrına baktığımızda yüzde 70’i Özel ve ekibinin haklı olduğunu ve onların yapacağı siyasi harekete destek vereceğini söyledi. Kılıçdaroğlu’na destek ise yüzde 6 civarı.
- Kalan yüzde 24?
O dağılım da farklı. Kızgınlıkla “Başka bir muhalefet partisine oy vereceğim” diyen de var, az da olsa “İktidara oy vereceğim” diyen de.
- İYİ Parti kurulmadan önce yapılan araştırmalarda çıkan oranları sandıkta görmedik. Yanılma payı yüksek mi oluyor?
Siyasette her yaşanan kendine özgü. MHP’nin tarihi boyunca aldığı en yüksek oy yüzde 16 iken, oradan kopan bir partinin yüzde 20’lerin üzerine çıkması fazlaydı. O anın durumu ölçümü belirliyor, parti kurulduktan sonra iş değişiyor. “Parti kurulmasına destek olurum” demek “Kurulursa oy veririm” anlamına gelmiyor”.
- Neden böyle bir tezatlık söz konusu?
Çünkü orada bir mağduriyet, haksızlığa uğrama tespiti var. Bu siyaseten destekleyeceği anlamına gelmiyor. Seçimde oyunu kendi aidiyeti olan partiye veriyor. Butlan kararı için AKP ve MHP seçmeninde de “haksızlık” diyen var ama bu sandıkta oya dönüşmüyor.
‘ARAŞTIRMALARDA 5N1K ÖNEMLİ’
- CHP seçmeninde Özel ve ekibine desteğin yüzde 70 olduğunu söylediniz. Bu kitlenin oy davranışı değişir mi?
CHP seçmeni söylediği yönde oy verir. Ama bugün söz edilen yüzde 38’ler ayağı yere basan ölçümler değil. Bu rakamlar doğruysa iktidarı almakta zaten sorun kalmıyor. Siyasal ölçümler yanıltır, siyasi analiz yapmakta sorun yaşatır. Gazeteciler gibi bizde de 5N1K var. Neden bu tepkiyi veriyor, ne zaman ve nasıl veriyor, sonra ne yapacak... Bunlar çok önemli.
‘DÖNEM 2002’YE BENZİYOR’
- Yeni parti hangi ideoloji ile hareket ederse başarılı olur, daha merkezde mi yer almalı, CHP’nin sahiplendiği sosyal demokrat çizgide mi devam etmeli?
Türkiye’de seçmen CHP’yi merkez sol olarak görüyor. “Özel ve ekibinin kurduğu parti söylenen kadar oy alamaz” denirken İYİ Parti örneği veriliyor. Ama AKP örneği var ki bugün ülkenin içinde bulunduğu dönem, 2001 krizinin de etkisiyle 2002’ye benziyor.
- Yine aynı seçimde DSP bölünmüş Yeni Türkiye Partisi çıkmıştı ancak her iki parti de baraj altı kaldı...
O dönem çok fazla bölünme oldu. Meclis’e sadece AKP ve CHP girdi. Burada AKP’nin kuruluşuna bakmak gerek. Refah Partisi’nin mirası Fazilet Partisi’ndeki iktidar yarışından sonra yenilikçi grup kendi partisini kurdu. Bu kadar başarılı olacağı beklenmiyordu. İYİ Parti beklenen oy oranını yakalayamadı ama AKP umulanın çok daha üzerinde oy alarak tek başına iktidar oldu. Yenilikçiler “Biz yeni parti kurduk bize oy verin” demedi. Ayrı bir tanımlama yaptılar ve “Milli Görüş gömleğini çıkartıyoruz” dediler. Yani “Fazilet Partisi olmadı, yeni parti kuralım” demediler.
- Hedef kitlesini mi genişlettiler?
Seçmen tabanını genişlettiler. Yoksulluk araştırmaları yaptılar, bilimsel aklı kullandılar. Siyasi hat çizme, mesaj anlamında araştırmaları en iyi kullanan siyasi parti AKP’dir. Çizdikleri siyasi hat “Kral öldü yaşasın yeni kral” değildi. Şimdi de öyle denmemeli. Yeni bir parti kurulacaksa “Özel ve ekibi CHP’de idi, şimdi burada” diye bakılırsa bence şişirilmiş oy oranlarına ulaşması çok zor. Çünkü seçmen siyaseten yeni şeyler duymak istiyor.
- CHP çizgisinden sapma olur, merkez sağa yaklaşılırsa yüzde 70 ne yapar?
Bizim oturmuş bir demokrasimiz yok. İngiltere, ABD gibi değiliz. Kafası karışık ama bulunduğu mevcut durumdan hiç memnun olmayan bir kitle var ve bu kitle değişim istiyor. Biz ölçüm yaparken erken seçimi de soruyoruz. Yüzde 60’a yakın bir kitle “Değişim istiyoruz. Çünkü yaşadığımız hayattan mutlu değiliz” diyor.
- AKP’nin bilimsel verileri en iyi kullanan parti olduğunu söylediniz. Yüzde 60’lık kitle erken seçim olasılığını azaltıyor mu?
Ben baskın seçimin olmayacağını düşünüyorum. Reel politiğin iki önemli argümanı veri ve güç dengesidir. Veri, iktidarın tekrar seçim kazanmasını desteklemiyor. Güç dengesine baktığımızda ise kamu kurumlarında, medyada, yargıda hemen her yerde hegemonik bir üstünlük var.
- Bu üstünlük seçim kazanmaya yetmez mi?
İktidarın hegemonik üstünlüğü seçim kazanmaya yetmez. Bugün en önemli parametre cumhurbaşkanının kim olacağı. Halk, cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin göstereceği adayı ezici biçimde destekleyecek.
- Nasıl, muhalefet ortak aday mı göstermeli?
Muhalefet partilerinin toplam oyu iktidardan yüksek. İnsanların memnuniyet oranı düşük. Verilere göre yüzde 75 üzeri derin yoksulluk yaşıyor, yüzde 40 “Temel ihtiyaç maddelerini karşılamakta zorlanıyorum” diyor. Bu rakamlar “değişim” diye bağırıyor. Altılı Masa deneyimi şeytanlaştırıldı ama oradaki eksikler saptanıp kararlı ve birleşik bir muhalefet bloğu kurulmalı. Ben burada seçim ittifakından değil, siyasi bir ittifaktan söz ediyorum. Bunu önerdiğimizde bazı partiler “Seçim dönemi yapılır” diyor, yanlış. Muhalefet bloğu bugünden oluşturulursa büyük avantaj sağlanır. Mutlak butlana, belediyelere operasyonlara, atanan kayyumlara baktığınızda muhalefetin bir direnç hattı çizmesi gerek. Çünkü saldırıya çok açıklar. O nedenle muhalefet bir bütün olmalı. Siyasetin en sağından en soluna kadar birliktelik gerçekleşmeli. Bu siyasi ittifakı sağlarsanız, ortak aday da olur, her siyasi oluşum kendi adayını da gösterebilir. Siyasi yol haritasını çizerler.
- Seçim takvimine bağlı olmayan, söz ettiğiniz gibi bir blok seçime kadar ne yapacak?
Anayasaya uyulması, seçimli demokrasi, ekonomi politikaları gibi asgari müştereklerde ortaklaşılabilir. Muhalefet bloğuyla direnç hattı çok daha güçlenir. Seçimlere doğru bir ittifak arayışına girilmez. Tabi bir amiral gemisi olmalı. Onun belirleyeceği ilkeler doğrultusunda “Bu ilkeleri ben de sahipleniyorum” diyen irili ufaklı herkesin desteği alınmalı. İrade, program olarak ortaya konmalı. Tüm bileşenlerin sözünü söyleyebileceği, katkı koyabileceği ama amiral gemisinin de ana muhalefetin olduğu bir bloktan söz ediyorum.
- Özel ve ekibi yeni parti kurar ve en az 57 milletvekili yeni partiye geçmezse DEM Parti AKP’den sonra en çok oyu alan ikinci parti konumuna geliyor. Amiral gemisinin çözüm süreci nedeniyle AKP ile hareket eden DEM Parti olduğu bir blokta toplumsal muhalefet ne kadar yükselir?
Buna sayısal bakılmamalı. Milletvekili sayıları Meclis’te önemli olabilir ama öyle bir durumda ana muhalefeti toplumsal destek belirler. DEM kesinlikle ana muhalefet olamaz, karşılığı yok ama kayyum yönetimindeki CHP de ana muhalefet olamaz. Toplumsal veriler Özel ve ekibinin ana muhalefet olacağını gösteriyor ama bu milletvekillerinin yeni partiye geçişinde ne kadar etkili olur bilemiyoruz.

‘GÜVEN’ OY GETİRİR
- Cumhur İttifakı hep tek parça görüntü verirken, muhalefet Altılı Masa dönemi dahil parçalı idi. Bugün CHP’nin de bölünmesinden söz ediyoruz. Bu durum seçmeni nasıl etkiliyor?
Bunlar Altılı Masa’nın zaaflarıydı. O dönem en çok milletvekili listeleri tartışıldı. Millet “Benim derdim ne, bunlar neden kavga ediyor” diye bakıyor. Söz ettiğim gibi siyasi bir blok olamadı, seçim ittifakı oldu ve seçimden sonra dağıldı. Siyasi bir duruş ittifakı lazım. Halk bunu görürse güvenir ve oy verir.
‘İYİ PARTİ’NİN KURULMASIYLA EŞİK AŞILDI VE İKTİDAR PERSPEKTİFİ GELİŞTİ’
- Özellikle liste ve cumhurbaşkanı yardımcılığı gibi konular öne çıkınca topluma “siyasi çıkar” görüntüsü mü verildi?
Tam da o oldu. 7 cumhurbaşkanı yardımcısı nedir... Ama tüm trajik hatalara rağmen seçim az farkla kaybedildi. Bu sistemde ittifaklar önemli hale geldi. Geçmişte seçimlerde muhalefetin kazanmasını konuşmuyorduk. Hatta 2014’te Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığında en büyük başarı olarak “ikinci tura kalması” gösteriliyordu. İYİ Parti’nin kurulmasıyla bir eşik aşıldı. Muhalefette ilk kez iktidar perspektifi gelişti. Bu perspektifle 2019’da İstanbul, Ankara kazanıldı. 2023’te iktidarın yolları döşendi. 2024’te Ekrem İmamoğlu 10 puan fark attı, Mansur Yavaş ezici bir çoğunlukla, tarihi bir farkla aldı.
- Altılı Masa döneminde başlayan cumhurbaşkanlığı ile ilgili “kazanacak aday” söylemi bugün de var, bu söylem doğru mu?
Siyaseten doğruluğu yanlışlığı tartışılabilir ama veri olarak batığımızda seçmen Erdoğan’ın karşısında kazanacak aday istiyor. Türkiye’de seçmen tercihini açık ara farkla lider belirliyor. Seçmen güçlü, favori, kazanacak adayı görmek istiyor. Sadece buna kitlenmek doğru değil ama birinci parametre bu.
- Ekibe ne kadar bakılıyor?
Kadro, program, siyasi vaatler hatta sonra listeler geliyor ama bir lider diyorsak iki, kadro diyebiliriz.
‘RAF ÖMRÜ TÜKENDİ’
- Gelişen 8 Ülke (D8) Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın yıl dönümünde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan birlikte poz verdi. Bu kare bir ittifaka mı işaret ediyor, en az üç farklı ittifak senaryosunun sonucu ne olur?
Abdullah Gül ve çevresinde oluşan siyasi hareketlerin toplumda bir destek bulamadığı yaklaşık 10 yıldır çeşitli denemelerde kendisini gösteriyor. O jenerasyonun ve ekibin siyaseten raf ömrü tükenmiş görünüyor. Yapılan ölçümlerde bu ekip içerisinde şansı olan siyasi aktör Fatih Erbakan olarak öne çıkıyor. O etkide bu ekiple bir arada olduğunda bırakın artışı ivme kaybediyor diyebiliriz.
CHP KAZANSAYDI ‘İŞ BİTMİŞ’ DERDİM
- Yakın zamanda altı beldede yapılan seçimin beşinde Cumhur İttifakı kazandı. Bu genel seçimle ilgili bir gösterge mi?
Bu bir gösterge değil. Çok küçük, sayısal olarak da “muhtarlık” diyebileceğimiz yerlerden söz ediyoruz. Buralarda oy verme tercihlerini hizmet gitmesi, yolun yapılması, aileden bir adayın seçilmesi gibi şeyler belirler. Şişli, Kadıköy’ün bir mahallesinde seçim yapılsa sonuç ne kadar gösterge olabilir... Bunun gibi düşünün. O nedenle bir gösterge değil.
- CHP kazansaydı yine aynı yorumu yapar mıydınız?
O zaman gösterge derdim. Çünkü taşıma seçmenden söz ediliyor, tüm bu yapılanlara rağmen CHP kazansaydı, “Bu iş bitmiş” derdim. Ama oran, seçim sonuçları anlamında yine gösterge demezdim.
- Cumhur İttifakı’nın terörist başı Öcalan’ı Kürtlerin temsilcisi olarak atadığı görüntüsü var. DEM Parti de ikinci çözüm süreci başladığından beri Öcalan’ı önceleyen bir yönetim anlayışında. DEM Parti tabanı bunu ne kadar kabullendi?
DEM Parti seçmeni politik anlamda farklı düşünse dahi oy vermeye geldiğinde partisinden vazgeçmiyor. Metropollerde liderlik tanımlamasına Demiştaş oturuyor. DEM seçmeninin 2019 ve 2024’te İmamoğlu’na, Ankara’da özellikle ilçelerde Yavaş’a oy verdiğini gördük. Bir seçmen grubunu paralize etmek mümkün değil. Terörsüz Türkiye ile ilgili desteği var hatta Öcalan’a tanınması planlanan haklarla ilgili de desteği var. Ama bu Öcalan’ın söylemleri doğrultusunda davranacağı anlamına gelmiyor.

PORTRE
1966’da Diyarbakır’da doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi Ankara’da okudu. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. 1986’da araştırma sektöründe çalışmaya başladı. 1993’te Bulgu Araştırma şirketini kurdu. Türkiye Araştırmacılar Derneği’nde (TÜAD) üç dönem yönetim kurulunda, bir dönemde Veri Toplama Kurulu Başkanlığı’nda görev aldı. 10 yılı aşkın süredir Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Danışma Kurulu üyesi olan Turan, dışarıdan açılan COOP ve seminer dersleri ile akademik çalışmalara destek veriyor.
FOTOĞRAFLAR: VEDAT ARIK
