İYİ Parti’li Çömez, ‘Terörsüz Türkiye’ denerek Meclis’e gelecek düzenlemelerin millete anlatılamayacağını söyledi

İYİ Parti’li Çömez, ‘Terörsüz Türkiye’ denerek Meclis’e gelecek düzenlemelerin millete anlatılamayacağını söyledi

13.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
İklim Öngel
Takip Et:
İYİ Parti’li Çömez, ‘Terörsüz Türkiye’ denerek Meclis’e gelecek düzenlemelerin millete anlatılamayacağını söyledi

“Kurucu önder” lafının arkasında bir niyet var. Arzu edilen cani başına coğrafyadaki tüm Kürtlerin liderliği misyonunu yüklemektir. Bir “şey” kurulması öngörüldüğü için cani başına “kurucu önder” deniyor.

Meclis’te aritmetiğe güvenerek yola çıkanlar gelsinler de görelim. Sadece aritmetikle bu sürecin yönetilemeyeceğini görecekler. Bu ihanet sürecinin bir sonu olacak ve bu son iktidarın sonu ile paralel gerçekleşecek. 

Image

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. 

- MHP lideri Bahçeli son grup toplantısında Terörsüz Türkiye diye bilinen sürece ilişkin “Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur” derken DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan “Biz de katılıyoruz. Artık atılacak adımlarla ilgili ne oyalanmaya ne oyalamaya gerek var. Sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyi söyledi. Peki kime söylüyorlar bunu, oyalanan, oyalayan kim?” yanıtı verdi. Ekim 2024’teki süreç neden bu kadar uzadı, oyalayan kim sizce?

Bunlar önce bir komisyon ardından da bir koalisyon kurdu. Şimdi koalisyon ortakları “Gecikme var” diye sızlanıyor. Sürekli “Acele etmemiz lazım, bir an önce yasaların geçmesi lazım” diyorlar. Sayın Erdoğan AKP, MHP, DEM Parti koalisyonu kurduklarını söyledi. O zaman oturun kendi meselenizi içinizde çözün, kime dert yanıyorsunuz... 

‘PAZARLIK SÜRECİ BAŞLADI’

Yola çıkarken “Terör örgütü kayıtsız şartsız silah bıraksın” demişlerdi ama hemen ardından pazarlık süreci başladı. Terör örgütü PKK, Kandil eteklerinde bir kongre düzenledi ve bu kongrede “Sevr’i geri getirmek, Lozan’a itiraz etmek için kurulduk, 50 yıllık mücadele sonuca ulaştı, şimdi pazarlık vakti, Türkiye Kürtleri öldürdü, sürgüne gönderdi, Türkiye suçlu, uluslararası camiada bunun hesabını vermeli” kararları alındı. Gelinen noktada “Öcalan cezaevinden çıkmalı, İmralı’da bir saraycık kurulmalı, teröristler affedilmeli, anayasal ve yasal değişiklikler yapılmalı” deniyor. 

- İmralı iddialarını Adalet Bakanı yalanladı ve “idari yerleşke” ifadelerini kullandı...

Sayın bakan bize şunu izah etmeli: Ne oldu da böyle bir yerleşkeye ihtiyaç duyuldu. Bizim kanaatimiz de, bize gelen bilgiler de o yerleşkenin Apo için olduğu yönünde. Bunun yanı sıra PKK’nın siyasi uzantısı niteliğindeki bir partinin iki eş başkanı da aynı şeyi söyledi. Biri “Bir konuttan diğerine geçecek”, diğeri “Konut bitti, taşınmayı beliyoruz” dedi. Apo’ya “Baş müzakereci” statüsü verilerek devlet başkanı ile eşitlenmesi isteniyor. Cani başına “kurucu önder” deniyor. Bu ülkede tek kurucu lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Cani başına “kurucu önder” denilerek arzu edilen, ona coğrafyadaki tüm Kürtlerin liderliği misyonunu yüklemektir. Bir “şey” kurulması öngörüldüğü için cani başına “kurucu önder” deniyor. 

BİR ‘NİYET’ VAR

- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da "İktidara ve devlete sesleniyorum. Kürt halkı, ülkelerin başkentleriyle entegrasyona hazırdır" dedi. Bu da söz ettiğiniz kurulması planlanan yapının işareti mi?

“Kurucu önder” lafının arkasında bir niyet var. Meclis’teki DEM milletvekilleri de “dört parçalı Kürdistan” ifadesini kullanıyor. ABD Büyükelçisi Barrack da Kürtlerin yıllardır ihmal edildiğini belirterek, Türkiye’de yürüyen süreçte taraf olduklarını gösteren açıklamalar yapıyor. Cani başının doğduğu ev müze yapılmak isteniyor. Biz başından beri ihanet projesine “hayır” dedik. 

- İYİ Parti’nin terörle mücadelede önerisi nedir?

Türkiye’de bir terör sorunu vardır ve mücadelenin yöntemi bir; demokratik, iki; hukuki, üç; ekonomik, dört; diplomatik, beş; askeri, altı; kültüreldir. Tüm bunlardan sonra  sonra netice alınacaktır. Osmanlı dağıldığında Taşnak ve Hınçak örgütlerinin arkasında olan emperyalistler bugün de PKK’nın arkasında yer alıyor. PKK’yı emperyal bir irade destekliyor. Silahların susmasını, terörün bitmesini beklemek doğru bir yaklaşım olmaz.

- Terörsüz Türkiye sürecinin arkasında emperyal baskı mı var?

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) devam ediyor. Irak parçalara ayrıldı, Suriye eski Suriye değil, keza Afrika’nın kuzeyindeki gelişmelerle birlikte bölgede çok ciddi değişimler yaşandı, küçük site devletçikleri oluştu. Yeni aşama ise İran. Çünkü bölgeyi  parçalamayı hedeflemiş bir irade söz konusu ve Türkiye’de Terörsüz Türkiye denen sürecin arkasında yine aynı irade var. 

‘SIRA SİZDE’ DAYATMASI

- ABD Başkanı Trump, İran sokaklarında rejim aleyhtarı gösteriler yapanlara, çok sayıda silah gönderdiklerini ancak Kürtler’in bu silahları ellerinde tuttuğunu söyledi. Bu Türkiye için risk mi?

PKK’yı da Suriye’deki PYD YPG terör ordusunu da emperyalistler silahlandırdı. Şimdi Trump bunu itiraf ediyor. Bir yandan “PKK silah bıraktı” denirken diğer yandan hiç durmadan PKK’nın silahlanması sürüyor. Bu süreç ile milletin aklı ve duygularıyla alay ediliyor. 10 dolara satılan keleşleri yaktılar, bunu “silah bırakma” diye takdim ettiler sonra da “sıra sizde” diye dayatıyorlar. Bunlar da yetmiyor, anayasanın ruhu, Türk ceza yasası, infaz yasası değiştirilsin, 9 bine yakın terörist serbest bırakılsın, teröristlere iş, aş verilsin istiyorlar. Aynen Bakırköy’de Çetinkaya Mağazası’nı yakan, 12 kişiyi öldüren alçak gibi cezaevinden çıkan teröristler Türkiye’yi dolaşsın, konferanslar versin istiyorlar. 

- Söz ettiğiniz PKK’lı terörist Çetin Arkaş süreç başladıktan sonra, 2025’te serbest bırakıldı. Bugün yaptığı konuşmalarda geçmişteki ezberinin bozulmadığı görülüyor. Bu terörist nasıl çıktı?

Bir tek o da değil bunun gibi başkaları da var. Hangi gerekçelerle tahliye edildiğini bilmiyoruz. Bunlar toplumdan kaçırılıyor ama günü geldiğinde bu dosyalar tekrar açılacak. 50 bin askerini, polisini, sivil vatandaşını feda etmiş, şehit vermiş bir ülkenin böyle bir pazarlık masasında olması kabul edilemez. Yasalar bir an önce Meclis’e gelsin isteniyor. Biz İYİ Parti olarak bu sürece onay vermeyeceğiz. Kazanan ihanet değil millet olacak. Milleti ikna edeceklerine inanıyorlarsa cani başını ve terörist uşaklarını affetme yasalarını Meclis’e getirsinler ki neticeyi hep birlikte görelim.

‘ARİTMETİĞE KİMSE GÜVENMESİN’

- Meclis aritmetiği ortadayken söz ettiğiniz düzenlemelerin gelmesi durumunda bunların yasalaşmasına ne kadar engel olabileceksiniz?

Bizim arkamızda millet var. Meclis’te aritmetiğe güvenerek yola çıkanlar gelsinler de görelim. Sadece aritmetikle bu sürecin yönetilemeyeceğini görecekler. Millete “Cani başını cezaevinden çıkardık, bir saraycığa oturttuk, terör örgütünü yönetmesine izin verdik” mi diyecekler? Bunu millete anlatamazlar.

‘TARİH BUNU YAZACAK’

- Toplum benimsemezse sürecin sonu ne olacak?

Bu ihanet sürecinin bir sonu olacak ve bu son iktidarın sonu ile paralel gerçekleşecek. Bu ihanetin bedelini sandıkta iktidar ve onun küçük ortakları muhakkak ödeyecek, bunu tarih yazacak, bunu herkes görecek. 

- Yeni dünya sisteminde bölgesel güçlerin yükseleceği, Türkiye’nin bir bölgesel güç olacağı, çözüm sürecinin de bununla bağlantılı olduğu dile getiriliyor. Süreç topluma bu bağlamda anlatılabilir mi?

Bu propagandaların toplumda hiçbir değeri yok. Güçlü bir devletin çocukları yatağa aç girmez, kadınların tenceresi kaynar, milyonlarca genç işsiz, umutsuz yaşamaz. Emekli açlık sınırının yarısı kadar maaşla pazar dağıldıktan sonra çürümüş ürünleri toplamayı beklemez. Çiftçi tarlasını satmaz, hayvanlarını kesmez. Güçlü devlet vatanıyla milletiyle ayağa kalkmış devlettir. İç cephe; demokrasinin kurum ve kuralları düzgün ve şeffaf işlediğinde, hukukun üstünlüğü temin edildiğinde, gazeteciler hapse atılmadığında, insanlar korkmadığında, yapanın yanına kar kalmadığında güçlenir. 

‘BIÇAK KEMİĞE DAYANDI’

- “Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur” sözü çok söylenir. İçinden geçtiğimiz uzun ekonomik krizi göz önüne aldığınızda bu klişe değişti mi?

Tam olarak öyle değil. Geçen seçimlerde ekonomi acil servisteydi, sonra yoğun bakıma alındı, bugün ise palyatif yani son raddede ve yapılacak bir şey yok. AKP iktidarında 3.5 trilyon dolar vergi toplandı. Ülkenin borcu 130 milyar dolardan 550 milyar dolara çıktı. Bu borç batağının bir yıllık faizini ödemek için cumhuriyet döneminin tüm kazanımlarını Varlık Fonu marifetiyle sattılar ve 64.5 milyar dolar aldılar ama bu parayla borcun bir yıllık faizini dahi ödeyemediler. Ülkenin tüm zenginliklerini peşkeş çektiler. AKP döneminde 15 bin maden ruhsatı verildi, bunların 10 bin 500’ünde ihale bile yapılmadı. Yurt dışından gelen kredilerle, Kamu Özel İşbirliği projeleriyle torunlarımızı bile borçlandırdılar. Ama tüm bunlara rağmen tencere kaynamıyor. Türk toplumu feraset, basiret, vicdan sahibidir ve çok sabırlıdır. Geçen seçimde insanlara sokakta “Nasılsınız” diye sorduğumda “Zorlanıyoruz, ekonomi kötü” diyorlardı. Şimdi pazara çıktığımda benim gitmemi beklemeden yanıma gelip “Kurtarın bizi bunlardan, canımıza yettiler, bıçak kemiğe dayandı” diyorlar. O nedenle ekonomi palyatif diyorum. 

‘MUHALEFETİN YAPMA LÜKSÜ YOK’

- Bir dahaki seçimde muhalefet nasıl bir strateji izlerse kazanır?

Bugün muhalefetin temel sorumluluğu bu ülkeyi bugünlere mecbur bırakan AKP iktidarından kurtarmaktır. Küçük bir azınlık dışında aynı sıkıntıları çeken, AKP’ye oy vermiş vatandaşlarımıza sesleniyorum: Biz sadece muhalefete oy verenlere değil, Türkiye’nin tamamına çare olmak için geleceğiz. O nedenle tarihi bir sorumluluğumuz var. Sadece Türkiye’yi düşünmek zorundayız. Hiçbir muhalefet parti ve temsilcilerinin yanlış politika üretme, yanlış eylem ve söylem içinde olma, hata yapma lüksü yok. Bizim Türkiye’yi tek adam rejiminden kurtarmak, milletin ızdırabını dindirmek, Türkiye’yi ayağa kaldırmak gibi çok önemli bir sorumluluğumuz var. İYİ Parti olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Temel mesele, bu ucube düzenden, tek adam rejiminden, soygun, rant ve talan anlayışından Türkiye’yi kurtarmaktır.  Bu temel meseleyi çözmek için muhalefet her ne yapması gerekiyorsa yapmalıdır. 

- Muhalefetin AKP karşısında birleşme durumu olursa İYİ Parti’nin de bu yapının içinde olacağını anlıyorum, doğru mu?

Ortada bir seçim süreci yok. Geldiğinde Türkiye’yi bu düzenden kurtarmak için üzerimize düşen sorumluluk ne ise onu yapmaya hazırız. O gün geldiğinde Türkiye’nin ihtiyacı olan ne ise o adımları kararlılıkla atacağız. 

‘BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK ADIMLAR ATARIZ’  

- Uzun süredir isimlerin partilerin önüne geçtiğini görüyoruz. Muhalefet için tek adayın arkasında toplanmak mı daha avantajlı olur?

Bunu konuşmak için çok erken ama esas olan toplumun beklentilerine yanıt vermektir. Parlamento seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimi ayrı oluyor. Burada siyasi partiler ve liderlikleri bunu doğru okumak durumunda. Biz sorumluluğumuzu biliyoruz ve günü geldiğinde gerekeni yaparız. Biz siyasetimizin merkezine Türkiye’nin ulusal çıkarlarını, güvenliğini, istikbalini koyuyoruz. İçinde bulunduğumuz düzeni tasfiye edebilmek için ne olması gerektiğini seçim sathı mahallinde analiz eder ve büyük Türkiye için büyük adımlar atarız.  

Image

PORTRE

1965’te Balıkesir’de doğdu. Bandırma İmam-Hatip Lisesi ve İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi.

Erzurum ve Bandırma’da pratisyen hekim, İstanbul Vakıf Gureba Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı ve başhekim yardımcısı olarak çalıştı. 22. dönemde AKP’den milletvekili seçildi. Savaş ve deprem bölgelerindeki yardım faaliyetleri nedeni ile TBMM Başkanlığı tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. 2008’de dil eğitimi için İngiltere’ye gitti. Ergenekon kumpas davasında ömür boyu ağır hapis ve ek olarak 15 yıl ağır hapis istemi ile yargılandı. 12 yıl yaşadığı İngiltere’de yeniden hekimlik diploması aldı ve Basildon Üniversite Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptı. Ergenekon davasının beraatle sonuçlanmasının ardından Türkiye’ye döndü. 28. dönemde İYİ Parti Balıkesir milletvekil seçilen Çömez, İYİ Parti grup başkanvekilliği görevini yürütüyor.