Ahmet Zeki Üçok, yargıdaki İstanbul Grubu’nu anlattı: İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre söz dinlemedi hedef oldu

FETÖ kumpaslarının hedefindeki emekli Askeri hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok’a göre, İzmir Başsavcılığı’ndaki tasfiye operasyonunun ardında, sıra dışı bir hesaplaşma var. Üçok, “Biri CHP yöneticisi beş kişiye gözaltı yapılması istenen başsavcının, söz dinlemediği için İstanbul Grubu’nun hedefinde olduğunu” söyledi.

16 Ekim 2021 Cumartesi, 04:00
Ahmet Zeki Üçok, yargıdaki İstanbul Grubu’nu anlattı: İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre söz dinlemedi hedef oldu
Abone Ol google-news

Bir zamanlar FETÖ’nün operasyon üssü olan Türk yargısı, yeni hizipleşmelerin odağında. Cemaatler, tarikatlar, çeşitli gruplar yargıda yeniden baş gösteriyor.

FETÖ kumpası olduğu açıklanan Balyoz davası devam ederken, 28 Şubat davasında askerler tutuklanırken yargıdan tartışılacak kararlar geliyor.

Son gündem, eski İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre ile ilgili. FETÖ üyelerinin tespit edilmesinde kullanılan ankesör aramasına takıldığı yönünde iddiaların hedefinde olan Başsavcı Güre, geçen hafta, HSK kararnamesiyle görevden alınarak Yargıtay’a atandı.

Söz konusu tasfiyeyi, Hava Kuvvetleri’nden emekli olan ve kumpas davalarında hedef alınan eski Askeri hâkim Albay Üçok’a sorduk. Üçok, operasyonda “İstanbul Grubu” olarak anılan ekibin parmağı olduğunu söylerken çok konuşulacak bir iddiada bulundu. Üçok’un anlattığına göre, adı Cumhurbaşkanı’yla anılan bir avukat, Güre’den CHP’li bazı isimlere gözaltı operasyonu yapılmasını istedi. Başsavcı, bu talebi reddedince, operasyonda hedef olmasına giden süreç başladı. İşte Ahmet Zeki Üçok’un yargı içinden aktardığı kulisler:

- Son günlerde yargı içerisinde yine tartışmalar yaşandı. Bunun sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcısı görevden alındı, Yargıtay’a gönderildi.  Sizce adalet kurumunda neler oluyor?

TSK’de yaşanan sürecin benzeri yargıda da yaşanıyor. 15 Temmuz sonrası nasıl TSK’de birçok tarikat, cemaat ve farklı yapılar ihraç edilen FETÖ’cülerin yerini almak için kıyasıya bir savaşa girişmişlerse aynısı yargıda da baş gösterdi. Yapılan ihraçlar sonucu meydana gelen boşluğu doldurma, mevzi kapma savaşları tüm hızı ile sürüyor. Yargı çok önemli tabi ki. Buradaki güç savaşları çok daha üst düzeyde yapılıyor.

- İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Aykut Güre, Yargıtay savcısı olarak atandı. Bu atamanın başsavcı hakkında çıkan haberlerle bir ilgisi var mı? O da yargı içerisindeki bir yapının mı kurbanı oldu? Yoksa sahiden FETÖ iltisaklı mı?

Yargının içerisinden FETÖ’cü üyelere oy vermiş savcı ve hâkimler, FETÖ’cü savcı ve hâkimlerin kumpaslarını meşrulaştıran savcı ve hâkimler, çeşitli cemaat ve tarikat mensubu ve sempatizanı hâkim ve savcılar, bir de Başsavcı Güre’nin olayında adı geçen gruplar var.

- İzmir Başsavcısının olayında Berat Albayrak’a yakın olduğu iddia edilen İstanbul Grubu’nun adı geçti. Bu grup, bir başsavcıyı görevinden aldırabilecek kadar güçlü mü?

Başında kim var bilmiyorum ama size yargı çevrelerinden duyduğum bilgileri aktarayım. İki yıl kadar önce Cumhurbaşkanı’nın avukatı olduğu iddia edilen bir avukat, Başsavcı Güre’nin telefonuna mesaj atıyor. Mesajda özet olarak, sosyal medya hesaplarından Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettikleri iddia edilen ve isimleri yazılı olan beş kişinin, cumhurbaşkanına hakaret suçundan, sabaha karşı gözaltına alınarak, haklarında soruşturma açılması isteniyor. İnceleme yapılıyor. Olay, 2014 yılında, Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmeden önce meydana gelmiş. Hakaret ettiği iddia edilenler, suç tarihinde 18 yaşından küçük, biri o gün itibarıyla İzmir CHP İl Başkan Yardımcısı.

- Size bunları Savcı Güre mi anlattı?

Kesinlikle hayır. Ben bu konuyu Kamil Bey ile hiç görüşmedim. Bu bilgiler yargı camiasında konuşulan ve birçok kişinin bildiği şeyler.

- Çok ilginç, sonra ne oluyor?

Durum böyle olunca, Kamil Bey, aradan beş yıldan fazla süre geçmiş bu olayla ilgili olarak, cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşmadığını ve kişilerin suç tarihinde 18 yaşından küçük olmaları nedeniyle gözaltı yapmayacağını, CHP il başkan yardımcısının gözaltına alınmasının siyasi bir operasyon olarak anlaşılacağını ve böyle bir şey yapmasının Adalet Bakanı’nı çok zor duruma düşüreceğini iletiyor. Ayrıca o zamanlar 10 başsavcı vekili var. Onları da odasına topluyor ve kendilerine böyle bir talep gelmesi durumunda yerine getirmemelerini söylüyor. Bu noktadan sonra İstanbul Grubu denilen yapının hedefine oturtuluyor. İlk olarak, geçen yıl, hâkim savcı kararnamesi öncesi, Diyarbakır’da başsavcı olduğu dönemde bir kuyumcu ile akçeli ilişkisi olduğu iddiaları piyasaya sürülüyor. Ancak doğrulanmıyor, bu nedenle görevden alınmıyor.

‘FETÖ’CÜLER BAYRAM EDİYOR’

- Peki, hakkındaki ankesörlü hatlardan aranma iddiası?

Evet, ilk olarak 2017 yılında gündeme getirilen ve gerek Adalet Bakanlığı gerekse HSK tarafından yapılan inceleme sonrası işlem yapmaya gerek görülmeyerek arşive kaldırılan bir olay. 22-26 Temmuz 2016 tarihlerinde ankesörden arandığı, 56-58 saniye konuşma yapılan HTS kaydı ve FETÖ itirafçısı bir şahsın, başka bir kişinin kendisine başsavcının da toplantılarda yer aldığını söylediğine ilişkin ifadesi, bu yılki hakim savcı kararnamesi öncesi tekrar gündeme getirildi. Bir sabah ansızın Kamil Aykut Güre başsavcılıktan alınarak adeta cezalandırılmışçasına Yargıtay’a düz savcı olarak atandı.

- Sizce bu ne anlama geliyor?

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Cumhuriyeti’nde en çok ankesör soruşturması yapan ve bu konuda en başarılı olan savcılıklarımızdan birisi. Ve buranın başsavcısı, sanki ankesör nedeniyle görevden alınmış gibi bir imaj yaratıldı. Açın bakın sosyal medyaya, FETÖ’cüler bayram ediyor. Ankesör soruşturmalarına hiç kimse bundan daha büyük bir zarar veremezdi. Sırf bu konuya dikkat çekmek için bu açıklamaları yapıyorum. Zaten ağır aksak yürüyen FETÖ mücadelesi var. Bir de böyle başı sonu düşünülmeden yapılan lüzumsuz şeylerle mücadele daha da güçleştirilmesin.

‘SAVCI VE HÂKİMLER ÇOK ETKİLENECEK’

- Peki, İzmir Başsavcısı’nı görevden aldırabilen bu yapı, diğer hâkim ve savcılar üzerinde nasıl bir etki yaratır?

Korkunç! Zaten kendilerini savunmasız ve güvencesiz hisseden savcı ve hâkimlerin bu olaydan çok olumsuz etkileneceklerine hiçbir şüphem yok. Ne diyecek şimdi küçük bir ilçenin savcısı ya da hâkimi? Koskoca İzmir başsavcısını devirenler bana neler yapmazlar diye düşünmeyecek mi? 15 Temmuz sonrası FETÖ’ye karşı kahramanca mücadele eden Yargıda Birlik Platformu ile Türk hukuk tarihinin en karanlık dönemi sonlandırılacak, Türk yargısı hak ve adaleti tesis eden tarafsız ve bağımsız örnek bir sistem olacak derken, geldiğimiz bu durum beni kahrediyor.