DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan'dan okul saldırılarına ilişkin açıklama

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan'dan okul saldırılarına ilişkin açıklama

21.04.2026 12:22:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan'dan okul saldırılarına ilişkin açıklama

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin açıklamada bulunan DEVA Partisi lideri Ali Babacan, "Türkiye'nin acilen bir 'kültür politikası'na ihtiyacı var. Ama en başta da siyasetin dilinin yumuşamasına ihtiyaç var. Başarı üretemeyince sürekli düşman üreten; toplumu gererek, kutuplaştırarak iktidarda kalmaya çalışan bu yönetim zihniyetinin değişmesi gerekiyor" dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bir gazeteye verdiği röportajda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarında büyük üzüntü duyduklarını dile getiren Babacan, şunları söyledi:

"Olayların niteliğine baktığımızda, yarınlara dair kaygılarımız bugünkü üzüntümüzden daha da büyük. Ülkemizde üretilen siyasi kutuplaşma ve toplumsal gerginlik, hayatın her alanında güvenliğimizi tehdit edecek boyutlara ulaştı. Bireysel silahlanma kontrolsüz şekilde yaygınlaşıyor. Trafikteki pek çok insan, küçük bir kıvılcımla patlamaya hazır şekilde aracını kullanıyor. Gençler için eğitimde ve iş gücünde fırsat eşitliği kalmadı artık. 15-34 yaş arası 24 milyon gencimizin 6,5 milyonu ne eğitimde ne de işte. Küçük yaştaki çocuklar uyuşturucu, sanal kumar, çeteleşme gibi suçlara sürükleniyor. Türkiye'nin acilen bir 'kültür politikası'na ihtiyacı var. Ama en başta da siyasetin dilinin yumuşamasına ihtiyaç var. Başarı üretemeyince sürekli düşman üreten; toplumu gererek, kutuplaştırarak iktidarda kalmaya çalışan bu yönetim zihniyetinin değişmesi gerekiyor."

"SEÇİMİN NE ZAMAN OLACAĞI ERDOĞAN'IN İŞİNE NE ZAMAN GELECEĞİYLE ALAKALI"

Kamuoyunda giderek daha fazla konuşulan erken seçim ihtimalinin aslında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için anayasal bir zorunluluk olduğunu aktaran Babacan, "Şu anda seçim kararını ya Erdoğan tek başına alabiliyor ya da Meclis erken seçim kararı alabiliyor. Ancak Erdoğan'ın tekrar aday olması, Meclis'in 360 oyla erken seçim kararı almasına bağlı. Tekrar aday olmak istediğini rahatlıkla varsayabiliriz. Dolayısıyla bir şekilde bu seçimin Meclis kararıyla ve bir miktar erken olması teknik olarak gerekiyor. Bu erken derken illa altı ay gerekmiyor; seçimi bir hafta bile öne çekseler bunun adı erken seçim oluyor. Fakat asıl seçimin ne zaman olacağı, Erdoğan'ın işine ne zaman geleceğiyle alakalı. Eğer ülkedeki genel şartları uygun görürse, daha erken bir zamanda da yapabilir. Asıl hesap şu olur; beş yıl kazanmak için mevcut sürenin kaç yılını ya da kaç ayını yakmaya razı olacak?" ifadelerini kullandı.

“YÜKSEK FAİZİN ASIL SEBEBİ DIŞARIDAN DÖVİZİ CEZBETMEKTİR”

Ekonomideki gidişata ve döviz kuruna ilişkin Babacan, "Kuru çok yüksek faiz vererek tutuyorlar. Dünyanın en yüksek faizini vererek dışarıdan Türkiye'ye döviz çekiliyor ve Merkez Bankası'nın döviz rezervi de kuru baskılamakta kullanılıyor. Yüksek faizin asıl sebebi Türkiye'de enflasyonu düşürmek değil, dışarıdan dövizi cezbetmektir. Türkiye'ye dolar veya euro getirenler, dünyanın hiçbir yerinde kazanamayacakları kadar büyük paralar kazanıp gidiyorlar. Peki, burada kâr eden kim? Dışarıdan dövizini getirip faiz alanlar. Zarar eden kim? Kendi alın teriyle, bileğinin gücüyle üretip ihracat yapmaya çalışan KOBİ'lerimiz ve sanayicilerimizdir” ifadelerini kullandı.

Babacan, şöyle devam etti:

"İktidarın içinde bulunduğu yanlışları ve etrafında oluşan menfaat şebekesini bir paket halinde düşündüğünüzde, iktidarın bu yanlışlardan dönmesini çok zor görüyoruz. Öte tarafta ana muhalefete baktığımızda ise özellikle 2023 seçimleri sonrasında farklı bir strateji izlendiğini görüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki seçimlere doğru giderken yeni bir alternatif inşasını çok önemli buluyoruz. Yani iktidarla da ana muhalefetle de mesafeli yeni bir alternatif inşası elzemdir. Türkiye'nin şu anda buna şiddetle ihtiyacı var. Bu yeni yapının tam merkezinde; önce insan diyen, hukuku ve adaleti merkeze koyan, temiz yönetim iddiasıyla hareket eden bir anlayış olmalıdır. Ortak paydada buluşabileceğimiz siyasi partilerle ve müstakil siyasetçilerle yeni bir alternatif inşasını önümüzdeki süreçte çok değerli görüyoruz.

"SAVUNMA SANAYİİNDE GELİŞME REKABETLE OLUR”

Savunma sanayiinde gelişme rekabetle olur. Kendi firmalarınız arasında her zaman adil bir yarışma ve rekabet ortamı oluşturmalısınız. Devlet; adil, fırsat eşitliğine dayanan ve şeffaf bir şekilde destek vermelidir. Çünkü savunma sanayii devlet desteği olmadan gelişmez. Ancak devlet bu desteği çok sayıda firmaya verip onları yarıştırmalıdır. Ülke içinde rekabete iyi alışan kondisyonlu firmalarımız, uluslararası arenada da başarılı olacaktır.

Dünya Bankası'nın eski Başkanı James Wolfensohn vardı. 80 yaşında, kendi özel uçağıyla bütün dünyayı dolaşan bir adamdı. 8 yıllık görev süresi dolmaya yakın beni aradı ve 'Birkaç sene İstanbul'da yaşamak istiyorum' dedi. O zamanlar gittiğimiz her ülkede Avrupalı gençler yanımıza gelip Türkiye'de staj yapmak, burada çalışmak istediklerini söylerlerdi. Dünyanın her yerini bilen 80 yaşındaki bir adam ömrünün son demlerinde İstanbul'da yaşamak istiyordu. Gençlerin bugün Avrupa'ya gittiğini konuşuyoruz ama biz, gençlerin Türkiye'ye gelmek için can attığı yılları yaşadık."

İlgili Haberler