Hakan Fidan'a İran eleştirisi Sabah gazetesinden geldi... Salih Tuna: 'Kusuruma bakmasınlar ama...'

Hakan Fidan'a İran eleştirisi Sabah gazetesinden geldi... Salih Tuna: 'Kusuruma bakmasınlar ama...'

5.03.2026 17:00:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Hakan Fidan'a İran eleştirisi Sabah gazetesinden geldi... Salih Tuna: 'Kusuruma bakmasınlar ama...'

İktidara yakın kimliği ile bilinen Sabah gazetesinin yazarı Salih Tuna, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İran'a yönelik yaptığı açıklamaları eleştirdi. Tuna, Fidan'ın açıklamalarına, "Kusuruma bakmasınlar ama bana biraz naif bir dipnot gibi geliyor" sözleri ile tepki gösterdi.

ABD-İsrail ile İran savaşı hakkında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Körfez ülkelerinin büyük bir kısmı savaşın çıkmaması için çok çalıştı. İran’ın Körfez ülkelerini bombalaması inanılmaz derecede yanlış bir strateji" dedi.

TRT Haber'de konuşan Fidan, ayrıca İran'daki yeni liderliğin savaşı durdurmak için fırsat olduğunu dile getirdi.

Fidan, "Ben yeni liderliğin de açıkçası savaşı durdurmak için bir fırsat olabileceğini değerlendiriyorum. Yeni liderlik şu anda geçici bir üçlü heyet tarafından yönetilmekte karar mekanizması, yeni lider seçilene kadar. Burada bir fırsat penceresi olabilir diye düşünüyorum, iyi değerlendirilirse" ifadelerini kullandı.

FİDAN'A TEPKİ SABAH'TAN GELDİ

İktidara yakınlığı ile bilinen Sabah gazetesinin yazarı Salih Tuna, Fidan'ın açıklamalarına eleştiri yöneltti.

Tuna yazısında ABD Başkanı Donald Trump'a yakın gazeteci Tucker Carlson'ı anımsatarak, "Sayın Bakan'ın açıklamasının olduğu yerde İran'ın veya Tucker Carlson iddialarına bakacak hâlimiz yok" dedi.

ABD’li siyasi yorumcu ve gazeteci Tucker Carlson, Suudi Arabistan ile Katar’ın, ülkelerinde bombalı saldırı planladığı iddia edilen İsrail istihbarat servisi Mossad’a bağlı ajanları yakalayarak gözaltına aldığını öne sürmüştü.

"BAKAN'IN AÇIKLAMASININ OLDUĞU YERDE CARLSON'A BAKACAK HALİMİZ YOK"

Tuna, Hakan Fidan'ın İran hakkındaki sözlerini ise şu ifadelerle eleştirdi:

"Gelgelelim, Dışişleri Bakanımız saldırıların arkasında İran'ın olduğunu, Tahran'ın "Ben gidersem bölgeyi de götürürüm" stratejisini "inanılmaz derecede yanlış" bulduğunu ifade ediyor. Sayın Bakan'ın bu tutumu bölgenin vahşi ve komplike gerçekliği karşısında adeta "naif bir diplomasi dersi" midir, bilmiyorum. Benim bildiğim şudur: Sayın Bakan'ın açıklamasının olduğu yerde İran'ın veya Tucker Carlson iddialarına bakacak hâlimiz yok.

Fakat... ABD ve İsrail'in "rejim değişikliği" veya "askeri imha" gibi radikal seçeneklerin tartışıldığı bir ortamda, İran'daki yeni liderlikten "esneklik" beklemesi ve "kimsenin aşağılanmayacağı bir orta yol" umması, bölgenin mevcut barut kokulu atmosferinde kâğıttan bir kalkanla kasırgaya karşı durmak kadar naif kalıyor.

"NİHAİ SONUN BİR FRAGMANI"

İran'ın menzili İsrail'e ulaşacak tüm silahlarının imha edilmesini kabul etmesi de "esneklik" değil, İsrail karşısında süngü düşürmek anlamına gelir. Sayın Bakan'ın "fırsat penceresi" olarak adlandırdığı o ince aralık, İran'a "Suriyeleşmekten" başka bir "şans" bırakılmadığının teyidi gibi. İran için de planlanan, nihai sonun bir fragmanıdır.

Bu aşamada İran'dan "esneklik" istemek, tüm savunma reflekslerini kırıp İsrail'in endişelerini karşılayacak bir "uyduya" dönüştürmek demek değil midir? "Tanrı'nın planını" uyguladığını sanan sapkınlarla birlikte İsrail'in bölgedeki hedefleri apaçık ortadayken... PJAK'tan İran'ı parçalamak için harekete geçmesini istedikleri bu günler, yarınlarda Türkiye'ye uygulayacakları planın (nihayetinde Sevr'in) açık habercisiyken...

Dışişleri Bakanımızın bölgedeki yangını "yanlış strateji" ve "iyi niyetli tavsiyeler" üzerinden okuması, kusuruma bakmasınlar ama bana biraz naif bir dipnot gibi geliyor. İran için hazırlanan etkisizleştirilme süreci işlerken, rasyonel diplomasi masası çoktan devrilmiş, yerine Armageddon'un kutsal ateşi yakılmıştır. Soru şudur: Bu ateşin alevi bizi de içine almadan ne yapmalıyız?"