İBB Davası'nın 7. duruşma gününde İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu mahkeme heyetinde söz aldı.
Kürsüye çıkan İmamoğlu, izleyici kısıtlamasına yönelik kararı eleştirdi ve bu karardan dönülmesi çağrısında bulundu.
"AİLELERDEN YALNIZCA BİR KİŞİNİN GÖRÜŞE ALINMASI..."
İmamoğlu, kürsüde yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
"Öncelikle Ramazan ayındayız. Hem Kadir Gecenizi tebrik ederim hem de yaklaşan Ramazan Bayramı’nızı şimdiden kutlarım. Herkesin ettiği duaların huzur, barış, adalet, mutluluk ve geçim için olduğunu biliyorum. Tüm bu duaların kabul olmasını diliyorum.
Bayrama giriyoruz ve bugün bayram öncesindeki son gün. Bu süreçte karşılıklı müzakere ve diyalogların yaşandığını biliyoruz. Elbette istenmeyen durumlar oldu; insanların yaşadıkları sıkıntılardan kaynaklanan talepler de ortaya çıktı.
Benim gözlemlediğim bazı asimetrik uygulamalar var. Örneğin ailelerden yalnızca bir kişinin görüşe alınması. Zaten bu insanların aileleriyle görüşmesi oldukça zor. Buraya geldiklerinde umutlanan, mutlu olan insanlar var. Bu nedenle tek kişiyle sınırlandırmanın doğru olmadığını düşünüyorum.
Bir diğer konu, burada yargılanan 107 tutukluya ilişkin uygulamalar. Bu kişilerin duruşmasına yalnızca üç avukatın katılabilmesi de eksik bir düzenleme. Zaten haftada bir gün görüş hakları var ve bu günler de esnetilmiyor. Kendi adıma, duruşmalara katılmak zorunda olduğum için görüş günüm başka bir zamana kaydırılıyor. Bu da adil bir uygulama değil.
Artık bu dava sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da takip ettiği bir dava haline geldi. Adalete olan güvenin düşüş yaşadığı bir dönemde, bu mahkemenin o güveni yeniden yükseltecek bir yer olması gerektiğine inanıyorum.
Bu çerçevede, avukatların, baroların ve farklı meslek gruplarının süreci takip etmek istemesi son derece doğaldır. Ancak mevcut kısıtlamalar bunun önüne geçiyor.
"MEDYA DURUŞMAYI UZAKTAN, KISITLI ŞEKİLDE TAKİP EDİYOR"
Medya konusu da önemli. Basının duruşmayı uzaktan, kısıtlı şekilde takip etmek zorunda bırakılması mahkemenin itibarına zarar veriyor. Oysa daha açık bir izleme imkânı, hem kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlar hem de yargı sürecinin şeffaflığını güçlendirir.
Ayrıca dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili’nin duruşmaya alınmaması gibi durumlar yaşandı. Oysa burada konuşulan her konu belediyeyi ve yöneticilerini doğrudan ilgilendiriyor. Yöneticilerin bu süreci yerinde takip etme isteği son derece doğaldır. Bu insanlar suç örgütü mensubu değil; liyakatli, saygın ve görev sorumluluğu olan kişilerdir.
Ben kendi görevimde yılda bir kez tüm üst düzey yöneticilerle kapsamlı toplantılar yapıyorum. Çünkü yönetim sorumluluğu bunu gerektirir. Burada da benzer bir durum söz konusu. Bu nedenle ilgili kişilerin duruşmayı takip etmesinin önünün açılması gerekir.
Aynı şekilde, siyasi temsilcilerin ve parti yöneticilerinin de süreci takip etmesi doğal bir haktır. Bunun bir lütuf gibi sunulması doğru değildir.
"BU KISITLAMALAR YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ"
Bizler de sorumluluğumuzun farkındayız. Güvenlik güçleriyle herhangi bir sorun yaşanmaması, dışarıda en küçük bir gerilim olmaması için azami özen gösteriyoruz. Herkesin medeni bir şekilde süreci takip edebilmesi için elimizden geleni yapıyoruz.
Bu noktada bir çağrıda bulunuyorum: Bayram vesilesiyle bu kısıtlamaların yeniden değerlendirilmesini istirham ediyorum. Bu tür sınırlamaların ne yargı sürecine ne de adil yargılanmaya bir katkısı yoktur. Aksine, güveni zedelemektedir.
Müzakere kapısının açık tutulması çok önemlidir. Barolarla, avukatlarla, temsilcilerle kurulacak açık ve şeffaf bir iletişim kimseye zarar vermez. Tam tersine, yargının itibarını güçlendirir. Bu süreç daha makul, daha saygın ve daha medeni bir zemine taşınır. Sonunda kazanan da Türk yargısı ve Türk milleti olur.
Unutulmamalıdır ki süreç başta daha açıkken, bugün daha kısıtlayıcı bir noktaya gelmiştir. Bu doğru bir yönelim değildir.
Son olarak şunu ifade etmek isterim: Bazen atılacak cesur bir adım, tarihin akışını değiştirebilir. Bayram arifesindeyiz. İnsanların ailelerine kavuşması, tutuksuz yargılanma hakkının tanınması gibi kararlar, hem toplumsal vicdanda hem de tarihte çok güçlü bir karşılık bulur.
Bu büyük bir sorumluluktur. Bu davanın da, bu mahkemenin de önemi büyüktür. Bu nedenle söylediklerimin dikkate alınmasını içtenlikle rica ediyorum. Teşekkür ediyorum."