İzmir Şehir Tiyatroları 'perde' diyor

KONUK YAZAR | Anıl Talat Eryontuk, Cumhuriyet'in Ege'si için yazdı...

28 Eylül 2021 Salı, 09:50
İzmir Şehir Tiyatroları 'perde' diyor
Abone Ol google-news

İzmir hem Ege’nin hem de Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin ortak birikimini taşıyan önemli bir şehir.

Bu özellikleriyle de tiyatro kent yaşamı için bugünkünden çok daha fazlasını hak ediyor. 

Özellikle Tunç Soyer’in Belediye Başkanlığı sonrası tiyatro adına büyük adımlar atıldı.

Bu nedenle İzmir’e Şehir Tiyatrosu kavuşturma projesini gerçekleştirme kararlılığını gösteren İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve buna öncülük eden Tunç Soyer’e şükranlarımı sunuyorum.

Aslında ilk adım bundan 70 yıl önce atılmıştı.

1946 yılında Avni Dilligil’in yönetiminde başlayıp maalesef 4 yıllık serüveninin ardından kapanmıştı İzmir Şehir Tiyatroları…

Neden mi?

Dönemin Demokrat Partili Belediye Başkanı Rauf Onursal yönetiminde toplanan kurul, yaptığı hesaplamalar sonucunda Şehir Tiyatrosu’nun Belediyeyi epey bir zarara uğrattığını tespit ettiler.

Bu tespit sonrası İzmir Şehir Tiyatrosu’nun 1946 yılında başlayan macerası sanatçılara gönderilen teşekkür mektubuyla 1950 yılında noktalandı. 

Sonraki yıllarda İzmir Şehir Tiyatrosu’nun yeniden kurulması talebi sıkça dile getirilse de Belediye Başkanı Rauf Onursal’ın şu cümlesi, Demokrat Parti’nin ve kendisinin sahip olduğu anlayışı doğrudan açıklıyordu:

“Şehrin bu kadar yola ihtiyacı varken ve mühim birçok halk hizmeti yardım beklerken tiyatroya para ayıramayız.”

Şükürler olsun ki bu zihniyet İzmir özelinde artık tarihin arka sayfalarında yok oldu gitti.

Ne mutlu ki İzmir aydınlık gelecek için 70 yıllık aradan sonra 1 Ekim’de perdelerini açıyor. 

Şimdi ise amaç belli.

İzmir’i evrensel bir kültür sanat üretim merkezi haline getirmek.

Tiyatro toplumu harekete geçirme ve farklılıklar arasında köprü kurma konusunda muazzam bir güce sahip.

Tiyatro anlamayı, saygı duymayı, sevgiyi ve birlikte var olmanın hazzını algılamaya çalışan evrensel bir dil aslında.

Barış ve uzlaşma konusunda da maharetli…

Bizi aydınlık günlere ulaştırmak için en gerekli, en önemli araç belki de.

Sanat dalları arasında en "insan", en "yaşam" kokanı.

Bugün ülke olarak tiyatronun iyileştirici gücüne her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. 

İzmir’de bunun için biçilmiş bir kaftan.

Dostoyevski, ‘Anlatılacak bir hikâyen yoksa sen o yaşadığına yaşam diyebilir misin?’ diye sorar.

Anlatacak hikâyelerinizin ve açılacak perdelerinizin hep var olması tek dileğimiz...

Türkiye ve dünyada  toplumların büyük  acılar yaşadığı, adalet, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi açısından son derece vahim gelişmelerin ardı ardına yaşandığı bir dönemde yeniden “Perde” diyen İzmir Şehir Tiyatrolarına bol şans diliyorum.