Toprak: 'Talana TRT payı kılıfıyla zemin hazırlandı'

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, "Kamuoyunun sadece TRT payı algısına yol açan ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ teklifi 18 kanunda değişiklik öngörüyor. Bu torba yasayla ülkenin ormanları, suları, limanlarının talan edilmesine TRT payı kılıfıyla yasal zemin hazırlanıyor" dedi.

29 Kasım 2021 Pazartesi, 11:36
Toprak: 'Talana TRT payı kılıfıyla zemin hazırlandı'
Abone Ol google-news

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu yayınladı. Dünya ve ülke gündemine dair haftalık izlenimlerin ve değerlendirmelerin yer aldığı raporda Toprak, "Rekabet Kurulu’ndan marketlere 3 milyar TL ceza kestiren iktidar, yüzde 25 zam yapan fırıncıları tutuklatacak mı?" diye sordu.

Toprak'ın değerlendirmeleri şöyle:

"İKTİDAR, YÜZDE 25 ZAM YAPAN FIRINCILARI TUTUKLATACAK MI?"

"Ekonomi tarihine ‘Kara Salı’ olarak geçen kur patlaması ve ekonomik yıkım kararları ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine bağlı Devlet Denetleme Kurulu’na ‘dövizde manipülasyon’ incelemesi talimatı verdi. Yarattığı ekonomik enkazın sorumluluğunu atmaya, toplumdaki yaşanan infiali bastırıp manipüle etmeye çalışıyor. Rekabet Kurulu’ndan marketlere 3 milyar TL ceza kestiren iktidar, yüzde 25 zam yapan fırıncıları tutuklatacak mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan döviz piyasalarında yaşananların gerçek nedenlerini öğrenme konusunda samimiyse önce Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK) ‘128 milyar dolarlık MB döviz rezervinin ve kamu bankalarındaki milyarlarca doların hangi düşük kurdan kimlere satıldığını, Merkez Bankası’nın (MB) kasasısın nasıl boşaltıldığını, bu operasyonla kimlere haksız kazanç ve servet aktarıldığını’ soruşturmasını istesin.

"İKTİDAR, 'DOLAR EKSENLİ' DIŞ POLİTİKAYA GEÇİŞ YAPTI"

İktidar, ‘İhvan eksenli’ dış politikadan ‘dolar eksenli’ dış politikaya geçiş yaptı. BAE Abu Dabi Veliaht Prensi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Ankara’ya davet edilmesiyle bu U dönüşü somutlaştı. Ortadoğu ve Körfez Bölgesi'nde değişen dengeler iktidarı geri adım atmaya zorluyor. Erdoğan’ın ‘fitnenin başı’ ilan ettiği BAE Prensi’ni Beştepe’de devlet töreniyle karşılamak zorunda kalması ülkeye yaşatılan ağır bir siyasi ve diplomatik bedel. 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsünde iktidar ve sözcüleri en üst düzeyde BAE’yi itham ederek darbe teşebbüsünün arkasında olmak, destek vermek ve ‘darbenin finansörü’ olmakla suçladılar. Dışişleri Bakanı BAE’nin darbeye 3 milyar dolar kaynak aktardığını açıklarken, İçişleri Bakanı ‘15 Temmuz darbesinin arkasındaki failler ABD ve BAE’dir’ dedi.

"BAE'NİN YATIRIMLAR ÜZERİNDEN TÜRKİYE'YE GİRMESİ"

İktidar, İhvan’a desteğini çekmeye başlarken, Mısır ve BAE ile ardından da Suudi Arabistan ile normalleşme arayışına hız veriyor. Bu U dönüşünde bölgede, Doğu Akdeniz’de tamamıyla yalnızlaşmanın, tecrit ve dışlanmanın getirdiği sıkışmışlığın yanı sıra, bu dış politikanın ortaya koyduğu ağır ekonomik bedel en büyük etken olarak görülüyor. BAE’nin yatırımlar üzerinden Türkiye’ye girmesi, 10 milyar dolarlık fon tahsisiyle yatırım vaat etmesi, bu ülkeye ekonomi üzerinde etkinlik ve nüfuz sağlayacak. Suriye’de, Mısır’da, Libya’da, Doğu Akdeniz’deki enerji çekişmesinde ve daha birçok konuda Türkiye ile BAE’nin karşıt konumda olduğu dikkate alındığında, BAE’nin elde edeceği bu ekonomik gücünü ve nüfuzunu kullanarak iktidarı bu alanlarda politika değişikliğine zorlaması ve iktidarın onay vermek zorunda kalması sürpriz olmaz. Önümüzdeki süreçte İhvan’a endeksli dış politikanın yerini ‘dolara endeksli dış politikanın’ alacağı anlaşılıyor. Bu açıdan iktidarın BAE’ye yönelttiği ‘darbenin destekçisi ve finansörü, bölgede fitnenin başı’ suçlamasını yutup rafa kaldırması yanında, izlenen dış politikanın da BAE’nin ileteceği mesajlar ve masaya getirdiği talepler doğrultusunda değiştirildiğine dönük işaretleri yakında göreceğimizi düşünüyorum.

"TÜGE İLK KEZ EN DİP SEVİYEYE İNDİ"

Tüketici Güven Endeksi (TÜGE) yayınlanmaya başladığı 2004 yılından bu yana ilk kez en dip seviyeye inerek bir ayda 5,7 puan birden geriledi, 71,1’e düştü. TÜGE’nin alt endekslerinde ‘tarihi rekor’ olarak nitelenebilecek düşüşler yaşandı. İktisat tarihine ‘Ekonomist Erdoğan Krizi’ olarak geçecek bu tablo; iktidarın ekonomi politikalarına güvenin sıfırlandığını, düzelme beklentisinin kalmadığını, endişelerin tavan yaptığını gösteriyor. TÜGE’yi en fazla aşağı çeken alt endeks, ‘hanelerin gelecek 12 aya yönelik ekonomik durum beklentisi’ oldu. İnsanlar evlerinin maddi durumunun gelecek 12 ayda, gelecek yılda çok daha kötü olacağını bugünleri arayacaklarını düşünüyor. Hanelerin ekonomik durum beklentisi bir ayda 6,7 puan birden gerileyerek 75,6’dan 68,9’a indi. Bu da TÜGE’nin yayınlanmasından bu yana rekor denilebilecek şekilde düşük bir düzey.

"TAM TERSİ BİR TABLO ÇIKIYOR"

Erdoğan, MB’ye talimat vererek ve ‘din kisvesine’ sarılarak ekonomiyi canlandıracağı iddiasıyla faizleri enflasyonun altına düşürtüyor ama ortaya tam tersi bir tablo çıkıyor. Ülkenin, ekonominin geleceğini felakete sürüklediğini gördüğü politikaları inatla sürdüreceğini ilan eden Erdoğan’ın adımlarının devamında büyümenin dibe vurması, kamu maliyesi ve bütçe dengelerinin yok olması, işsizliğin patlama yapması, yatırımların durması ve tüketim harcaması yapacak takatin kalmamasıyla birlikte ekonominin çarklarının stop etmesi kaçınılmaz görünüyor.

"TALANA TRT PAYI KILIFIYLA YASAL ZEMİN HAZIRLANIYOR"

İktidar sanayi ve elektrik santrallarında kullanılan doğalgaza peş peşe yapılan yüklü zamların meskenlerdeki doğalgaz ve elektrik faturalarına yansımasını yılbaşına ertelerken, diğer yandan elektrik faturalarındaki TRT payını kaldırma vaadiyle halkı aldatma, göz boyama planını uygulamaya koydu. TBMM’ye sunulan ve kamuoyunun sadece TRT payı algısına yol açan ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ teklifi 18 kanunda değişiklik öngörüyor. Bu torba yasayla ülkenin ormanları, suları, limanlarının talan edilmesine TRT payı kılıfıyla yasal zemin hazırlanıyor. Elektrik faturalarındaki birkaç liralık indirime karşılık halkın cebinden milyarların alınıp aktarılacağı bir senaryo tezgahlanıyor.

"TDİ VE TCDD'YE AİT LİMANLAR BAE ŞEYHİ'NE Mİ SÖZ VERİLDİ?"

Torba yasanın 16’ncı maddesiyle Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. (TDİ) ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne (TCDD) ait bazı limanların işletme haklarının 49 yıllığına özelleştirilerek devredilmesi öngörülüyor. Bu limanlar kimlere devredilecek? BAE ile imzalanan mutabakat metinlerinden birisi liman işletmeleriyle ilgili. TDİ ve TCDD’ye ait limanlar BAE Şeyhi’ne mi söz verildi? TRT payının kaldırılması bu milyar dolarlık milli varlığın transferi karşısında çerez bile değil. Limanların, iletim hatlarının, enerji tesislerinin, ormanların, santralların kısaca milletin elinde kalan, ülkenin milyarlarca TL veya dolarlık son varlıklarının satışı, özelleştirilmesi, 49-29 yıllığına önceden söz verildiği anlaşılan birilerine devredilmesinin yolunu açan bu düzenlemelerin içine doldurulduğu torba yasa, halka ise ‘elektrik faturanızdan TRT payını kaldırıyoruz’ diye pazarlanmaktadır.

"RAFLAR BOŞALIYOR, BELİRSİZLİK ARTIYOR"

İktidarın ekonomik kriz karşısında bir yapısal reform ya da acil önlemler programı yok. Böyle bir program olsa da uygulayacak liyakatli-deneyimli kadrolarının olmadığı görülüyor. Hazine ve Maliye Bakanı susarken Bakan Yardımcısı, gece yarısı ekonomik program açıklıyor. Yönetim kargaşası öyle boyutlara varmış durumda ki, Erdoğan ya da bir AK Parti yöneticisi veya MB Başkanı konuştuğunda piyasalar karışıyor, raflar boşalıyor, belirsizlik artıyor."