Türkiye, geçen haftayı eğitimde şiddet haberlerinin gölgesinde geçirdi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki gün üst üste yaşanan okul saldırıları, bardağı taşıran son damla oldu. Sendikaların çağrısıyla üç gün boyunca sessizliğe bürünen okullar, pazartesi günü yeniden kapılarını açtı.
Cumhuriyet, İstanbul’un sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerinde velilerin nabzını tuttu.
Esenler’de bir ilkokulun önü, ders saati başlamasına karşın kalabalıktı. Velilerin gözü, her zamankinden daha dikkatli bir şekilde okul kapısındaydı. Görüştüğümüz veli T.K., tedirginliğini şu sözlerle dile getirdi:
“Eskiden çocuğumuzu okula bırakırken ‘en güvenli yer’ der, arkamıza bakmazdık. Şimdi ise aklımız hep içeride. Kapıdaki güvenlik bir kişi, o da hangi birine yetişsin? Öte yandan biz yine şanslıyız bizim okulda güvenlik görevlisi var. Elini kolunu sallayan içeri giriyor. Haberleri izleyince tüylerimiz diken diken oluyor. Eğer öğretmenin can güvenliği yoksa, bizim çocuklarımızın hiç yok demektir. Resmen okul kapısında ‘sıra kimde’ diye nöbet tutuyoruz”
‘LÜKS’ OLDU
Okul kapılarında bekleyen veliler için artık tek bir “lüks” var o da güvende hissetmek. Geçtiğimiz hafta yaşanan saldırılar, yoksul mahallelerdeki velilerin en büyük derdi olan “yetersiz beslenme” kaygısını bile ikinci plana itti. Esenler’de bir okulun önünde bekleyen K.K’nin sözleri, toplumsal çöküşün özeti gibi. K.K., “Güvenlik sorunu, beslenmenin önüne geçti.” ifadelerini kullandı.
Esenler’de görüştüğümüz veli K.K., derin bir iç çekerek anlatıyor. Onun için okul, sadece bir eğitim yuvası değil, aynı zamanda asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ailenin “çocuğuna ne yedirebileceği” üzerine her gün matematik yaptığı bir alan. Ancak bugün matematik değişmiş. K.K. şu sözleri anlattı: “Ülkemizde ve eğitim sistemimizde onlarca sorun var. Bu haberleri çocuklara anlatırken kelimelerimizi seçmekte çok zorlandık. Geçen haftaya kadar en büyük derdimiz ‘beslenme’ konusuydu. Çocuğun çantasına ne koysak, nasıl yeterli protein alabilir, asgari ücretle bu hesabı nasıl tuttururuz diye sabah akşam düşünüyorduk. Bugün ise protein değil, çocuğumun canını düşünüyoruz. Güvenlik sorunu, beslenmenin bile önüne geçti”
Benzer bir tablo Bağcılar’da da hâkimdi. Ortaokul önünde çocuklarını okula getiren veliler, şiddetin sadece bireysel bir öfke değil, “toplumsal bir çürüme” olduğu konusunda hemfikir. Bağcılar’da konuştuğumuz bir başka veli, şu ifadeleri kullandı:
“Okullar üç gün kapalı kaldı, çocuklar ‘Neden?’ diye sorduğunda anlatamadık. Bugün okul başladı ama öğretmenlerin yüzü asık, herkes gergin. Okul önlerindeki bu kontrolsüzlük, sokaktaki kavgayı sınıfa taşıyor. Caydırıcı bir ceza gelmedikçe bu şiddet bitmez. Biz okulun sadece ders verilen bir yer değil, evladımız için sığınılacak bir liman olmasını istiyoruz.”
