Ecdadın suskun ezanları
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Ecdadın suskun ezanları

01.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hatırlamak bazen hiç bitmeyen bir veda gibi. Hele insan yoklukta varlığı yaşamaya çalışıyorsa... Bir Fransız belgeseli, ölen balıkçıların ardından eşlerinin yasını tutan dulları kameraya çekiyor. Ne garip, yatağın aynı tarafında yatmaya devam ediyorlar. Sanki kocaları halen yataktaymış gibi sınırı geçmiyorlar. Sevginin ardında bıraktığı boşlukta onu yaşatmayı sürdürüyorlar.

Sultanahmet’te 70 yaşını aşmış bir hamal görüp de artık kimsenin hatırlamadığı bir adresi sordunuz mu? Size düşünmeden tarif edip ardından da “hanı hamala, evi bakkala, ormanı çakala soracaksın” dedi ise kastettiğim odur. Adı İbrahim Güleç. Neredeyse 60 sene, yani kendini bildiğinden beri Babıâli’de hamallık yapar.

Yeniler bilmeyebilir. 18. yüzyılda devletin merkezi haline gelen Babıâli’ye 19. yüzyılda Türk basını yerleşti. Kural tanımaz piyasa düzeninin Sultanahmet’e otelleri, gazeteciliğe ise plazaları uygun görmesiyle Babıâli düzeni yıkıldı. Yayıncılık ise can çekişmeye devam etti. “Bab-ı Âli’de Gün Batımı” kitabı, Yaşar Kemal’in de Rıfat Ilgaz’ın da dost bildiği bir hamalın gözünden çöküşü anlatıyor.

Namazları bitirip ezanları susturdular

Sorsanız muhafaza ediyoruz, muhafazakârız derler. Güleç’i okuyunca “emin misiniz” diyoruz:

Bir de Osmanlı/Başbakanlık Arşivi’nin hicranlı hikâyesi var. Arşiv Babıâli’nin son nefesiydi. Onun da bilinmez bir elin gayretkeşliğiyle nefesini kestiler, Babıâli’den söküp çıkardılar. (...) Hiç olmazsa yerine yayıncılar için, kitabevleri için bir kültür varlığı inşa edilebilirdi. Ama onu da yapmadılar. Yıkıp yerine ‘Devlet Arşivleri Revize İnşaatı’ adı altında beş yıldızlı bir otel dikiverdiler. Bunu da ‘iktidarımız süresince kültürde gereken noktaya gelemedik’ diye hayıflanan AK Parti’nin idaresi altındaki İstanbul İl Özel İdaresi yaptı maalesef.

İbrahim Güleç, yaşam tarzı ve dünya görüşü ile iktidardaki partinin mazisinin içinden gelmiş. Ama inşaat yapmak için hiçbir değer bilmeyen düzenin Babıâli’yi ve tabii Sultanahmet’i ne hale düşürdüğünü içi acıyarak izliyor. Evi de Sultanahmet’te olan Güleç’ten, Ayasofya için eylemler yapanların iş Sultanahmet Camii’nde namaz kılmaya gelince ortalıkta olmadığını öğreniyoruz:

Sultanahmed’e gelince, caminin kubbesi martı yuvası olmuş, avlusu turist yığınlarıyla dolup taşmaya başlamış, evleri otelleşmiş, yaşam özümüzü terk ederek yozlaşmış bir mekân olarak yaşamını devam ettirmekte. Düşünün ki, böyle bir camide 6-7 kişi sabah namazı kılıyor. Mahalle camileri ise çoğu zaman sabah namazına kapalı. Ezan bile okunmuyor. O yüzden Sultanahmed ve civarını üzüntü ve gamlı bir şekilde yaşıyoruz. Emek veren ecdadın kemikleri sızladıkça bizlere de yazıklar olsun!

Camiyi yıkıp otopark yaptılar

Bizdeki tarikatların geneli Nakşibendiliğin Halidi kolundandır. Çoğunluğu Gümüşhanevi Tekkesi’nden çıkmadır. Damat İbrahim Paşa’nın eşi Fatma Sultan’ın Babıâli’nin karşısında 18. yüzyılın ilk yarısında inşa ettirdiği Fatma Sultan Camii’nin de 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren camiyi merkez alan tekkenin de yerinde yeller esiyor. Hamal İbrahim Güleç anlatıyor:

Ben İstanbul’a geldiğimde kalıntı vardı orada. Hatta yarım şekilde minaresi duruyordu. Etrafında barakalar vardı. İçlerinde bekârlar kalıyordu. (...) Orada çalışanlara ‘nerede kalıyorsun’ diye sorulduğunda ‘Kırık Minare’ derlerdi. O minare ve civarı, yani eski cami ve caminin etrafında medrese varmış. O medrese devrin uleması Gümüşhanevi Hazretleri’nin kaldığı mekân, hâlâ defterdarlığın önündeki sokağın ismi Gümüşhanevi Sokak’tır. Şimdi o tabelayı da kaldırmışlar...

İstanbul kültür mirasını en iyi bilenlerden Semavi Eyice de Güleç’i doğruluyor: “1950 yıllarında Türkiye Anıtlar Derneği’ne ihya ettirilecek camiler listesine Fatma Sultan Camii de alınmıştı. Fakat bu tasarı gerçekleşmeden 1956- 1957 yıllarında ‘imar’ adı altında yapılan yıkımlarda cami de birkaç gün içinde yıkılıp ortadan kaldırılmıştır. Sonraları caminin arsası Defterdarlık tarafından alınarak otopark ve yeşil alan halinde düzenlenmiştir.”

Yaşanan yangınlara rağmen kalıntıları duran camiyi yıkan muhafazakârların ne kadar kâr ettiğini bilmiyoruz.

Necip Fazıl ve Rıfat Ilgaz

İbrahim Güleç, MTTB’nin de aralarında olduğu sağ kuruluşlarda çok vakit geçirmiş. Ama Babıâli onun her görüşten yayınla, yazarla ilişkiye sokmuş. Necip Fazıl’ı ağzından çıkan hakaretlerle, emekçilere karşı kötü tavırlarıyla hatırlıyor.Asrın balı idi ama bazen iğnesi benim gibi adamın canını acıtıyor” diyor. Öte yandan en samimi olduğu yazar Rıfat Ilgaz. Onun Sirkeci’de Selahattin’in Yeri’nde yazdıklarını teslim alan İbrahiç Güleç; dizdirdiğini, bastırdığını, ciltlettiğini ve dağıtıma kadar taşıdığını anlatıyor. Hakkını almaya gelince de kavga hep Rıfat Ilgaz’ın fazla para vermeye çalışmasından çıkıyor. Ilgaz’ın kurduğu Çınar Yayınları’nın logosunun fikir babasının Hamal İbrahim Güleç olduğunu öğreniyoruz.

Kurucusu Garbis Fikri’den sonra İnkılap Yayınevi’ni yöneten oğlu Nazar Fikri’yi de şöyle anlatıyor:

Bir gün matbaanın arka bölümünde yere kâğıt serdim, üzerinde namaz kılıyordum. Bunu Nazar Bey görmüş. Matbaanın müdürü olan Erdoğan Saygılı Abi’ye ‘Erdoğan, İbrahim yerde namaz kılıyor, ona namaz kılacak yer yaptır’ demiş. Nazar Bey, Ermeni olduğu halde hem İslam dinine hem bana büyük saygısı vardı.

Hamal taşları söküldü

Sahiden bizim muhafazakârlar neyi muhafaza ettiler? Şimdi korona sebebiyle kargocuları konuşuyoruz ya. Hatırlarım, tarihi hanların önünde ortası oturmaktan çukurlaşmış koca taşlar olurdu. Neden bilmezdim. Öğreniyoruz ki onlar bir zamanlar “hamallar dinlensin diye vakfedilmiş” dinlenme taşlarıymış. Babıâli’yi otel cennetine çevirenler o taşları “çirkin görüntü” diye söküp atmış. Binaların üzerine güvercinler yuva yapsın diye yerler hazırlanırken, bizimkiler güvercin konup pisletmesin diye dikenli teller döşemiş.

Biliyorum, insanlığın karıncaları bir gün kendi kaderini kendi elleriyle yazacak. O gün, hatırlamak artık acı vermeyecek.

Yazarın Son Yazıları

Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025
‘Size miras kaldı’ sürprizinden çıkan örgüt

Koca ağaca bakıp dalındaki eksiği görüyorsan haksız değilsin.

Devamını Oku
25.09.2025
İçeridekilerin aileleri neler yaşıyor

Kendi gülünün dikenini çıkarmak kolaydır. Başkalarının acılarını anlamak ise uğraş ister.

Devamını Oku
22.09.2025
Netanyahu’nun Erdoğan’a salladığı parmak

Tek kişide hastalık dedikleri, milyonlarda ideoloji oluyor.

Devamını Oku
18.09.2025
Dananın kuyruğu kopacak derken...

Siz bu yazıyı okurken belki bütün kelimeleri eskimiş olacak.

Devamını Oku
15.09.2025
Erdoğan’ın CHP planı

Sen ardına dönüp bakmazken geçmiş bir gölge gibi seninle birlikte yürüyor.

Devamını Oku
11.09.2025
İBB operasyonunu başlatan AKP’li

Adli yıl açılışında İstanbul cumhuriyet başsavcısı gazetecilerle buluştu. İlginç bir ifade kullandı: “İBB operasyonunu ilk öğrenen kişi Murat Kapki oldu. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. O, malları kaçırmaya başlayınca biz de harekete geçtik.”

Devamını Oku
08.09.2025
‘Terörsüz Türkiye’nin kabağı

Dünya değişiyor ama senin çektiğin çile hep aynı kalıyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Başörtüsünü çıkaran Fethullahçı

İnsanın çektiği çilelerin sonucu tecrübeleridir.

Devamını Oku
01.09.2025
Topuk kırıldıktan sonra

O çok bildiğimiz gerçekleri her şey görünür olduktan sonra anlatmayı ne kadar çok severiz.

Devamını Oku
14.08.2025
TikTokçu hacı paşa devri

Yükselme kuralını kaybedince yukarıyla aşağı bir olur.

Devamını Oku
11.08.2025
Erdoğan’ın kimliği bile satılık

Hırsızın peşinden koşuyoruz da ya içeride kapıyı açan varsa?

Devamını Oku
07.08.2025
Şehit askerlerin tahlilleri ne söylüyor

Milletler yaşamdan öğrendikçe gelişir. Çöküş dönemlerinde ise ancak ölüm öğreticidir.

Devamını Oku
04.08.2025
Askerler kayıp 5 milyarın peşinde

Sana verirken yokluğu gösterenler, senin olan varlığı harcarken har vuruyor harman savuruyor.

Devamını Oku
31.07.2025