Hepimiz aynı şehirde yaşarız. Kimimiz saraylarında kimimiz kulübelerinde...
Üniversite yıllarından arkadaşım. O Yıldız’daydı. Ben İTÜ’de. O şehir bölge planlamacısı idi. Ben makine mühendisi.
Benim çok şükür rahatım yerindeydi. Öyle ya İstanbul’da ailemin yanında yaşıyordum. O ise Karaman’dan gelmişti. Sümerbank işçiliğinden emekli olan babasının yolladığı üç kuruşu denkleştirip kirasını ödemeye aynı anda okul okumaya çalışıyordu.
Hep o kokuyu hatırlıyorum. Bodrum katta oturduğu evler rutubet kokardı.
Solcuydu. Ezilenlerin haklarını savunuyordu. Birlikte klasikleri okur, tartışırdık.
Okulu bitirdi. İyi bir plancı oldu. Devlet memuru olarak 2009’da o dönem AKP’nin elinde olan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaya başladı. Sekiz yıl hiçbir kire bulaşmadan görev yaptı. Zira aynı anda Şehir Plancıları Odası’nda Bursa’nın rantçılarıyla mücadele ediyordu.
Bir süre Çanakkale’nin bir ilçesinde imar ve şehircilik müdürü olarak görev yaptı. Oradan da alnının akıyla çıktı.
RANTİYENİN DÜŞMANI RAMAZAN
2019 seçimlerinden sonra belediye el değiştirince İBB’de imar ve şehircilik dairesi başkanı oldu. Şehirde kiralar pahalıydı. Onca yıllık memuriyetin sonunda şehrin varoşlarında bile ev alamıyordu. Kredi çekti. Ancak Maltepe’nin tepesinde giriş kat iki artı bir daire aldı. “Koca şehrin imar müdürü burada yaşıyor” deseniz kimse inanmazdı.
Evlenip çoluk çocuğa karışmaya karar verdiğinde Avrupa Yakası’nda Küçükçekmece’de site içinde mütevazı bir eve kiracı çıktı. Evlendi. Nikâh şahidiydim. Bir süre sonra da çocuk beklemeye başladı.
İstanbul’un rantıyla çok mücadele etti. Zabıtalarla yıkıma giderdi. Bir gün Üsküdar’da yıkım sırasında mafyadan dayak yedi. Yüzü gözü kan içinde sembol olan fotoğrafı orada çekildi.
Derken...
Geçen yıl, 26 Nisan’da gözaltına alındı. 30 Nisan’da tutuklandı. Yani bir yıldan fazladır hapiste. Geçen yıl 29 Temmuz’da çocuğu Maya doğduğunda yanında olamadı. Yaşına yaklaşırken çocuğunu ancak ayda bir açık görüşte koklayabildi. Masal okuyamadığı Maya’ya iki tane masal kitabı yazdı.
İddianame çıkınca haliyle en çok onun neyle suçlanacağını merak ettim. Tam 15 ayrı eylemde irtikap, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurumlarını aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak gibi ağır suçlamalarla cezalandırılma talep ediliyordu. O iddianamede bu suçları okurken arabası satıldı. Maltepe’de hâlâ kredisini ödeyemediği evin borcu kapatıldı.
İMAR MÜDÜRÜYSE SUÇLUDUR!
Bir delil var mı derseniz...
Hayır, görünmüyor.
Ramazan’ın imar müdürü olması, görevi nedeniyle attığı imzalar; suçlanmasına, örgüt üyesi sayılmasına yetmiş.
Örnek mi?
İhalelerde belirleyici değil. İhalenin teknik hazırlığını o yapmıyor. Şartnameyi o belirlemiyor. Davet edilecek firmaları o tespit etmiyor. Muhammen bedelin tespitinde rolü yok. İmar müdürü olarak İstanbul’un siluetini korumak için kurulmuş mimari estetik komisyonuna üye olması ya da belediye meclisinde encümen üyesi olması onu varsayımsal olarak “suçlu” yapmış.
İşte bu tablonun içinde hukuk dünyasının önemli isimlerinden Prof. Dr. Metin Günday’ın, iddianamedeki suçlamaları oturup incelediğini, 19 Şubat 2026 tarihinde Ramazan’ın durumunu inceleyen bir bilimsel mütalaa yazdığını, bunun da dosyaya Ramazan’ın avukatı Hüseyin Ersöz tarafından sunulduğunu görünce açıp okudum. Acaba kıdemli bir hukukçu, Ramazan’a baktığı zaman ne görmüş?
ASLINDA RAMAZAN’IN DURUMU NE
Özetleyeyim...
- “İddianamede Ramazan Gülten’e yöneltilen suçlamalara dair hiçbir ifadede Ramazan Gülten’in ismi geçmemekte ve başsavcılık tarafından doğrudan Ramazan
Gülten’in bir işlem ya da eylemi öne sürülmemektedir.”
- “İddianameye konu eylemlerin idare hukuku bakımından değerlendirilmesinde kullanılabilecek delil ve tanık anlatımlarının bulunmadığı tespit edilmiştir.”
- “İmar müdürünün başka bir birim olan Şehir Planlama Şube Müdürlüğü üzerinde herhangi bir yetkisi bulunmadığı gibi; planları onaylama yetkisine sahip olan İBB Meclisi üzerinde de bir görev ve yetkisi bulunmamaktadır.”
- “Bir imar planının hukuka aykırılığına dair mahkeme kararı olmadığı sürece hukuka uygunluk karinesinden yararlandığı, hazırlanması ve onaylanması sürecinde imar müdürünün yasal bir yetkisi bulunmadığı dikkate alındığında, Ramazan Gülten’in idare hukuku bakımından bu süreçten sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır.”
- “Mimari estetik komisyonu ve silüet onay süreçlerinin detaylı bir mevzuat ile hukuki belirliliğe uygun şekilde düzenlendiği ve Ramazan Gülten’in bu komisyonda yalnızca üye sıfatıyla bulunduğu, tek başına karar alma yetkisine sahip olmadığı, ihalelere ilişkin suçlamaların dayanağını oluşturan fiillerin ihale komisyonu üyelerinin görev ve yetki alanında olmadığı...”
- “Ramazan Gülten’e yöneltilen ihalelere ilişkin suçlamaların dayanağı, muhammen bedelin düşük belirlenmesi ve idari şartnamede yeterlik koşullarının rekabeti kısıtlayıcı şekilde belirlenmesi iddiaları olup bu fiillerin Devlet İhale Kanunu’na göre düzenlenen ihalelerde ihale komisyonunun teşkilinden önce tamamlanan aşamalarda gerçekleştiği anlaşılmıştır.”
- “Şehir Planlama Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve İBB Meclisi tarafından oybirliği kabul edilen ve üstelik halen yürürlükte olduğu için hukuka uygunluk karinesinden yararlanan bir imar planı için bu süreçte hiçbir görev ve yetkisi olmayan imar müdürüne kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı...”
Özetle...
Profesör Günday’ın mütalaası diyor ki: Savcılık, “İBB imar müdürü olacak, örgüt üyesi olmayacak, suça bulaşmayacak öyle mi” diye iddianame yazmış!
Öyle ya, Ramazan’ın hesabında, malvarlığında, yaşamında birinden bir menfaat bulunmaması da Günday’ın mütalaasını hayatla doğruluyor.
Bir gün bu şehir belki yıkılır da yeniden yapılır. Eğer o gün bütün evleri güneş görüyorsa anlarım ki Maya babasının okuduğu masalla uyuyordur.