Ütopya

18 Eylül 2016 Pazar

“Her şeyin herkese ait olduğu bu yerde, insanlar, bütün ihtiyaçlarının karşılanacağından eminler. Orada zengin de yoktur fakir de. Kimsenin hiçbir şeyi yoktur, ancak herkes zengindir. Bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi? Oğlunun sefalet içinde yaşayacağını düşünmeden, kızının çeyizi için endişe duymadan, herkesin; kadınların, çocukların, torunların, torunlarının torunlarının ve daha sonraki kuşakların mutlu bir yaşam süreceğinden emin olarak…”
Thomas More o ünlü “Ütopya”yı yazalı 500 yıl olmuş. 1516’dan bu yana teknolojide büyük gelişme kaydettik. Peki daha eşitlikçi, mutlu bir dünya yaratabildik mi?
Kaçımız çocuklarımızın, torunlarımızın mutlu bir yaşam süreceğinden emin?

***

Ütopya deyince akla pek çok kitap geliyor elbette: Platon’un “Devlet”i, Campanella’nın “Güneş Ülkesi”, Bacon’un “Yeni Atlantis”i.
Bir de karşıt ütopyalar var. Distopya deniyor: Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sı, George Orwell’in “1984”ü, Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451”i, Yevgeni Zamyatin’in “Biz”i…
Fakat “Ütopya” sözcüğünün babası Thomas More. Yunancanın ou (değil) ve topos (yer) sözcüklerinden türetmiş bu sözcüğü. “Hiçbir yerde olmayan” veya “olmayan yer” anlamında. Hani Peter Pan’daki “varolmayan ülke” gibi.

***

1980’lerde “Vatandaşlık maaşı”nı tartışıyorduk.
“Devlet ayrımsız herkese yaşamak için ihtiyaç duyduğu kadar bir para ödemeli” diye anlatıyordu bir arkadaşımız, “Böylece kimse paranın gücüne boyun eğmek zorunda kalmayacak. Kimse eğitimini yarıda kesmek zorunda kalmayacak, sevmediği işlerde mecburen çalışmayacak.”
Bir başkası şöyle tepki vermişti: “Çok ütopik”
Oysa bugün “Evrensel Temel Gelir” bütün dünyada tartışılmaya başlandı.
Dünün ütopyası bugünün gerçeğine dönüşüyor.

***

Dünyada gelir dağılımında büyük bir uçurum var. Giderek derinleşen bir uçurum. Üstüne üstlük şimdi de robotların çağı başlıyor.
Gelecek bilimciler diyor ki: Robotlar işimizi elimizden alacak. 2025’te bugünkü işlerin dörtte birini akıllı yazılımlar ve robotlar üstlenecekmiş. 2050’de bu oran yüzde 50’ye yükselecekmiş.
Peki ortaya çıkacak “büyük işsizliğin” yarattığı sorunların üstesinden nasıl gelinecek?
Ayrıca robotların ürettiği ürünleri kim, hangi parayla satın alacak?
Yeni Zelanda, Hollanda, Kanada, Finlandiya’da “evrensel temel gelir” yoğun bir şekilde tartışıyor. İsviçre dünyada bu konuda ilk halkoylaması yapan ülke oldu. Gerçi reddettiler. Fakat İsviçre’de temel geliri savunanlar mücadeleden vazgeçmiş değil.

***

“Ya evrensel temel gelir doğru dürüst uygulanmaz, soruna çare olmazsa” diye soruyor bazıları.
O zaman belki de Thomas More’un 500 yıl önce yazdıklarına bakılır.
Robotların “mülkiyeti” tartışmaya açılır. Robotların herkese ait olduğu bir dünya düşünsenize. Olamaz mı? Çok mu “ütopik”?

***

Alman Felsefeci Theodor W. Adorno’nun Ernst Bloch ile “Ütopya” üzerine yaptığı söyleşide söyledikleri geliyor aklıma:
Freud’a başvurursak, insanlar ‘kendilerini saldırganla özdeşleştirir’ ve ‘bu olmamalı’ derler, oysa olması gerekenin tam da bu olduğunu hissederler, ama dünyanın üzerine saçılmış bir lanetten ötürü insanların olması gereken şeye ulaşmaları yasaklanmıştır.”  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Önce Cumhuriyet! 9 Eylül 2018
İklim için ses ver! 2 Eylül 2018
Özel yaşamın sonu mu? 26 Ağustos 2018
Çatılar boş mu kalacak? 19 Ağustos 2018