Özdemir İnce

Yapmayı gerçekleştirmek

28 Aralık 2018 Cuma

Uzun süredir “Gerçekleştirmek” fiilinin dilimizde yaptığı kıyımları bir kez daha yazmak istiyordum. Daha önce de yazmıştım böyle bir yazılar. Bir rastlantı sonucu ilk yazıyı buldum. Radikal Kitap’ın 13 Nisan 2001 tarihli sayısında yayımlanmış. Yazı değişik zamanlarda kısaltıldı. Bugün de Cumhuriyet için kısaltılacak.

***

[ “Yapmak” fiilinin eskidiğini mi, yoksa yorulduğunu mu düşündüler, bilemiyorum. Yerine artık “gerçekleştirmek” (Réaliser) fiili kullanılıyor. Herkese hayırlı olsun ama zavallı “yapmak” fiili tedavülden kaldırılan, piyasada dolaşım süresini doldurmayı bekleyen eski banknota benzetildi.
Yakında, Derviş Bey’in “Hanım, pazar günü annemler geliyor, şöyle kocaman bir tencere dolma gerçekleştirdediğini duyarsam hiç şaşırmam.
“Gerçekleştirmek”in büyüsü ne ki “yapmak” fiiline yüz verilmiyor. Belki de benim haberim yoktur, ama “gerçekleştirmek” globalleşen, küreselleşen dünyamızın post-postmodern “trend”ine lacivert takım gibi yakışmaktadır.

***

Toplantı yapılmıyor, “gerçekleştiriliyor”; maç yapılmıyor, “gerçekleştiriliyor”. Yakında belki kadınlarımız “saç gerçekleştirmek” için kuaföre gidecekler.
Şu “yapmak” ile “gerçekleştirmek” eşanlamlı mı, bir öğreneyim diye sözlüğe baktım. ‘‘Yapmak: ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek.”; “Gerçekleştirmek: Gerçek durumuna getirmek. (Örnek: ‘... planını önce sinsi sinsi, sonra açıktan açığa gerçekleştirmeye başlayınca...’ H. Taner.)”
Dikkat ederseniz, “yapmak”, “gerçekleştirmek”i içeriyor gibi, ama tersine bir içerme söz konusu değil. Nitekim, “... planını sinsi sinsi, sonra açıktan açığa yapmaya başlayınca...” örneği, iki fiilin genel bir anlam örtüşmesi içinde olmadığını gösteriyor. Durum şu: “Plan yapılır” daha sonra da bu plan “gerçekleştirilir”.
Buradan şöyle bir ilke çıkıyor: İki sözcüğün anlam düzeyinde “eşanlamlı” olması, birinin ötekinin yerine kullanılmasına izin vermez. Gerçekleştirilen bir “şey”in yapılmış olduğunu anlarız, ama canımız istediği gibi birini ötekinin yerine kullanamayız. Çünkü, gündelik dilde, sözcüklerin kullanımı, bir geleneğin yapısal kuralları içinde yer alır. Sözcükler bu kurallara göre kullanılır. Bu kurallar ancak yazınsal söylem (discours) söz konusu olduğu zaman biraz gevşer.

***

Dil, bir kurallar bütünüdür; mülkiyeti ortaktır; kurallara bağlı kullanımlarını özelleştiremezsiniz. Bu özgürlük yalnızca şairlere tanınmıştır. Dilin kamu hizmetinde kullanıldığı medya mesleklerinde, özellikle de haber alanında, dilin tutucu kurallarından ödün verilemez. Bu yalnızca dilsel değil, aynı zamanda mesleki zorunluluktur.
Dil, kuşkusuz, kamuya ait! Bu yüzden, gazetelerin, televizyonların yasaya göre yaptırımı olan “kamu malına zarar vermek” suçunu işlememek için, yayınlarında dil denetimi yapacak bir birim kurmak gerekiyor.]*
Nitekim, 1969 yılında, TRT Televizyonu’nda benim yönetimimde Öndenetim ve Redaksiyon Müdürlüğü kurulmuştu.

***

[Bir proje, bir ideal gerçekleştirilir. Dolma ya da toplantı gerçekleştirilmez, yapılır! Yapılır ama, 22 Aralık 2013 günü oynanan Galasararay-Trabzonspor maçını anlatan adam, sakatlanan oyucunun tedavisini yaptırmıyor, “tedavisi gerçekleşti” diyordu.
25.12.2013 gecesi, CNN-Türk’ün “Tarafsız Bölge”sinde, Yeni Şafak yazıcısı Murat Aksoy, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na “ABD gezinizin realize olması gerçekleşti” demez mi?**
Bu yazı, her türlü “Yazı işleri”nin dikkatine sunulur!

* Radikal Kitap, 13 Nisan 2001
** Aydınlık, 27.12.2013