Sofya’dan Atina’ya gelmiştim (gitmiştim). 1 Mayıs 1979 günü Atina’da bir kitabım yayımlanacaktı. Yabancı dilde yayımlanan ilk kitabımdı. 1 Mayıs 1979 günü Yannis Ritsos 70 yaşına giriyordu. “Yannis Ritsos İçin On İki Şiir”i onun 70. yaşını kutlamak için yazmıştım.

1 Mayıs günü, Atina’nın Dafni Belediyesi Ritsos’un 70. yaşını kutlamak için bir tören düzenlemişti. Törene Ritsos’un yakınları, iç savaş ve direniş kahramanları davetliydiler.
Törende Ritsos’un başyapıtlarından biri, Helena adlı dramatik şiiri de okunacaktı. Törenin yapıldığı salona erken gitmiştim. Kapının önünde, şiiri okuyacak, Helena giyimli güzel aktrisle sohbet ediyorduk. Yanımıza yaşlı bir kadın yaklaştı. Komünist kahramanlardan biriydi. Aktrist benim kim olduğumu anlattı kadına ve kitabımı onun için imzalamamı rica etti. Gerekeni yaptım. Kadın kitaba biraz göz attı, sonra bana dönüp İngilizce “İyi Türkler de vardır!” dedi. Ve içeri girdi. Yüreğimin bir el bombası gibi patladığını hissettim, gözlerim buğulandı. İnsanlığın evrensel kardeşliğine inanması gereken bir Yunan komünist bana “İyi Türkler de vardır!” diyordu. “Çoğunluğu kötüdür!” demek istiyordu.
Ertesi gün Hydra Adası’na gittim ve bu acıyla şiire vurdum kendimi. Aşağıdaki şiirler Hydra yalnızlığında, kendi sesimle boğulduğum günlerde yazıldı.
***
KARIMA
Gene bir adadayım sevgilim,
anlıyorum ki senin soluğun esiyor
Paros’tan bu taraflara.
Kınayacak beni yine usta ozanlar,
biliyorum, bu amansız bilge sarraflar,
böyle şeyler yazıyorum diye
durmadan,
oysa ben seni ve ülkemi yazıyorum.
Uzakta:
seni damıtıyorum zakkum çiçeklerinden,
oğlum geçiyor tay adımlarıyla taş
sokaklardan,
ülkemi seviyorum, bayrağımı seviyorum,
bir evren tutsağıyım,
ama kendi dilim var, onunla yazıyorum.
(Hydra, 5.5.1979)
BEDEL
Süzülerek geçiyorum bir yazın içinden,
kanatlarıma bakıp kıskanıyor çocuklar,
ama hiç düşünmüyorlar:
ben neler ödedim bu yok oluşa.
Ne kışlar, ne kıyımlar, ne yokluklar
tanıdım,
alnım değdikçe eridi toprakta,
kaç kentin kapılarında kaç kez
bir aynanın önüne tek başıma bırakıldım.
(Hydra, 5.5.1979)
İRDELEME
Her şey bana altmış yıl öncesini
anımsatıyor:
- neden gelmişlerdi, nasıl gittiler?
- onlar neyi unutmamışlardı, çağlar
boyunca?
- unutmayanlar var bizde de burada da.
Çanlar çalıyor, güzel bir kız bakıyor bana,
bir acıyı bir yanlışlığı yaşıyorum burada,
hele “iyi Türkler de vardır” dedikleri zaman.
Sormak gerek onlara:
“nedir iyi Türk olmak” ya da
“iyi bilmem ne olmak?”
Bence,
horozların sabah sesiyle uyanmak,
uzatılan dost eli sevgiyle sıkmak
ve düşünmemek, dondurmamak geçmişi
bir saat kulesi halinde,
ama unutmak, unutturmayan gölgesini bellek
sarkıtlarının.
(Hydra, 8.5.1979)
***
On yıldır Yunanistan’a gitmiyorum. Ritsos’un ölümünden sonra bir kez gittim. Eski kuşak Yunan komünistlerinin hepsi kuşkusuz sözünü ettiğim kadın gibi değildi. Ama şundan eminim: Geçmişle yüzleşmek için kendi tarihini ve ulusunu aşağılayan bir Yunana rastlamadım! (10 Nisan 2005)
***
Ama geçmişiyle yüzleşmek için kendi tarihini ve ulusunu bizim bu taraflarda aşağılamak pek revaçtadır. (1 Haziran 2026)
-
1- Özdemir İnce, Fesatlar Sarmalında Türkiye, Remzi Kitabevi. 2. Basım, 2007.