Şapkadan çıkan turuncu elma
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Şapkadan çıkan turuncu elma

07.01.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

 

Şapkadan çıkan tavşan sizi de şaşırtır mı?
Oysa sihir yoktur. Marifet çabukluk yapan eldedir. Peki, biz neden ele bakmıyoruz?
Bir anda patlayan “Uygur sevdası”ndan söz ediyorum. Kimi ülkücüleri, kimi İslamcıları, hatta kimi solcuları aynı “turuncu elma”nın peşinden koşturabiliyor.
Öyle ya, HDP vekili Ömer Faruk Gergerlioğlu şöyle duyurdu:
Uygur Türkleri’ne karşı yapılan Çin devleti zulmü için TBMM’de İYİ Parti’nin verdiği araştırma önergesi HDP, CHP, İYİ Parti’nin kabul, AK Parti’nin ret ve MHP’in çekimser oylarıyla görüşmeye açılamamıştır.
Urumçi ile Ankara arası 4 bin 500 kilometre. Sadece uzaklığı değil, Türk halkının “Uygur davası”na mesafesini de gösteriyor. Peki, Türkiye’nin seçimi konuştuğu günlerde nereden çıktı “Çin zulmü” nutukları, “Doğu Türkistan bağımsız olacak” meydan okumaları?
Yanlış anlamayın. Çin’de “ileri demokrasi” olduğunu filan söylemiyorum. Kuşkusuz çekilen acılar da vardır. Lakin bizim Cumhuriyetimiz “dış Türkler” sorununu siyasetle çözdü. Atatürk’ün devrimleri, Pantürkizme de Panislamizme de mesafe koydu. Lozan’da çizdiği sınırlar içerisinde kana ya da inanca değil, yurttaşlığa dayalı bir ulus tarif etti. Başka ülkelerin topraklarıyla hesabının olmadığını gösterdi. Ancak “Uygur davası” zaman zaman tesadüf sayılamayacak şekilde hortlatıldı.

Yalan söyleyen kimin eli
Mutlaka sizin önünüze de gelmiştir.
İşkence altında inleyen bir kadın. Fotoğrafın üzerinde Çin karşıtı slogan. İçiniz parçalanıyor, küfrediyorsunuz. Ama biraz araştırınca görüyorsunuz. O da ne! Görüntüler, lideri ABD’de yaşayan Falun Gong Cemaati’nin oynadığı tiyatrodan alınmış.
Bir başkasını, kızların pantolon giymesine, üniversiteye gitmesine karşı çıkan radikal dinci İhsan Şenocak sayesinde gördüm. Namaz kıldığı için “Mao’nun çocukları”nın çıplak bir adama işkence ettiğini paylaşıyordu. Görüntü milyonlarca kişiye ulaştı. O da ne! Çin diye paylaşılan işkence Endonezya’da. Meselenin namazla da ilgisi yok. Dayak yiyen, tacizci çete üyesi.
7 adamın kürsüde kafalarına bira diktiği bir kare. Bu kez iddia şu: “Çin’de Müslümanlara ramazanda zorla bira içiriliyor”. Peşine düşünce fotoğrafın 2008 yılından beri paylaşıldığını, bir festivalde çekildiğini, adamların aslında içerek yarıştığını öğreniyorsunuz. Görüntüyü kamuoyuna pazarlayan Doğu Türkistanlılar Derneği Genel Başkanı hepimizi kandırıyor.
Uzatmayayım…
Doğru ayakkabısını bağlarken, yalan dünyayı dolaşıyor. Hatta sokağa çıkıp eylem yapıyor.

Uygurlar ve cihatçı ağ
Hepsi bana başka bir görüntüyü hatırlatıyor. Üstelik bu seferki gerçek.
Hatırladınız mı? Geçen mart ayında Suriye’den paylaşılan videoda, ellerinde tüfeklerle bir grup çekik gözlü adam, Çince konuşarak Çin’i ve devlet başkanını tehdit ediyordu.
Çin nere Şam nere” diyebilirsiniz. Acı gerçek, Suriye’deki cihatçı savaş, Avustralya’dan İngiltere’ye kadar birçok ülkeyi içine alan uluslararası bir ağ yarattı. Bu ağın en kritik parçası ise Orta Asya ve Uygur bölgesi. Az değil, 8 yıla yayılan Suriye savaşında, bölgeden gelen cihatçıların Suriye’de kurduğu köyleri, özel birlikleri bulunuyor.
Uluslararası cihadın Uygur ayağının merkezinde ise Doğu Türkistan İslami Hareketi var. 1989 yılında kurulan örgüt, dünyada El Kaide, Suriye’de ise El Nusra ilişkisiyle biliniyor. Çin’de bir dizi terör eylemine imza atan yapılanma, Suriye’deki savaşa da cihatçı taşıdı. Çin’den kalkıp Türkiye’ye gelen, ardından Suriye’ye geçip savaşa katılan bu gruplar, vahşi eylemlere, intihar saldırılarına imza atmasıyla biliniyor. Örnek olsun, Reina’da katliam yapan teröristin uzun süre Özbek mi yoksa Uygur mu olduğunu tartışmamızın nedeni, aslında Türkiye’de Uygur derneklerinde ve bu ağın ortasında sıkça boy göstermesiydi. Sonuç olarak Uygur kökenli cihatçı yapının bir hedefi var: Bir gün geri dönüp Çin’le yeniden savaşmak.

Çin’e açılan yeni savaş
Peki, neden şimdi?
Trump’ın Erdoğan’la konuşurken fevri bir hareketle Suriye’den çıkmaya karar verdiğini sanmayın. Bu, daha büyük stratejinin beklenen bir ayağı. “Mutlu bir şekilde kendilerini savunmamızı istiyorlar, böyle olmaz!” diye NATO’daki ABD yükünü sorgulayan Trump’ı, Çin’le verdiği ticaret savaşı daha çok ilgilendiriyor. Haliyle dünya sisteminde süren çatışmanın merkezi yer değiştiriyor, Asya-Pasifik bölgesine kayıyor. Suriye’den dinci terör süpürülürken, “Uygur meselesi” Çin’e karşı eski bir kart olarak yine çekmeceden çıkarılıyor. Böylece Suriye’de “işsiz” kalan cihatçılara, “yeni bir iş” de bulunmuş oluyor. Washington merkezli Dünya Uygur Kongresi’nin başını çektiği “dava”nın yeniden önümüze konmasının altında ne Türk ne Müslüman sevdası var. Savaş, politikanın başka araçlarla devamıysa, politika kendisine başka bir cephe buldu sadece.
Kimi sokakta Uygur mitingi yapan, kimi Meclis’te önerge veren muhalefet, yanlış bir yolun yolcusu gibi. Uygur Türkleri ya da İslam üzerinden AKP’yi ya da MHP’yi sıkıştıracağını sanmak, son basamağı kırık ahşap merdivene benziyor. Sizi hem başka güçlerin kucağına düşürüyor hem de kaybedeceğiniz bir oyuna sokuyor.
Solcu, Türkçü ya da İslamcı olabilirsiniz.
Ama ideolojinizin, kökeninizin ya da dininizin büyük satranç tahtasında küçük bir piyona dönüşmesine izin vermeyin!

Yazarın Son Yazıları

Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025