Çiğdem Toker

Demirtaş: AYM Türkiye’yi Rahatlatır

01 Aralık 2014 Pazartesi

“Yüzde 10 seçim barajı, bir hak ihlali midir?” Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya’ya bu soru ekseninde yaptığı açıklama, heyecan dalgası yarattı.
Nasıl yaratmasın...
Her şeyden önce, hukuk sistemimize 12 Eylül 2010 referandumuyla giren bireysel başvuru yolunun, seçim barajı konusunda -kullanıldığı biliniyor olsa da- radikal bir sonuç üretme olasılığı bugüne kadar fazla dikkate alınmamıştı.
Yanı sıra; eğer Yüksek Mahkeme, seçim barajı konusunda yapılan farklı bireysel başvuruları birleştirerek “Evet, yüzde 10 baraj, hak ihlalidir” derse, siyaset kurumundaki tüm aktörlerin hesabı değişecek.
Bugünkü HDP’nin, bizatihi bu baraj nedeniyle 2011 seçimlerine BDP olarak değil, bağımsız adaylarla girerek Meclis’te grup oluşturabildiğini hatırlatalım.
Kılıç’ın, “İki üç haftaya kadar sonuçlanır” dediği baraj kararı, ilginç bir rastlantıyla, HDP’nin 2015 seçimlerine bu kez bağımsız adaylar değil, parti olarak girme girişiminin konuşulduğu günlere rast geldi.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı aradığımda, Suruç’taki basın açıklamasını yeni tamamlamıştı.
Sorularıma verdiği yanıtları aktarıyorum.

Siyasetin önü açılır
- Kılıç’ın açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Seçim barajı zaten hukuksuz bir uygulamaydı. AKP, özellikle Sayın Erdoğan, bu hukuksuzluğu “Biz getirmedik” diye savunuyordu. Aslında böyle diyerek askeri darbenin nimetinden yararlandığını hep itiraf ediyordu. Oysa bu ilelebet gidemezdi. Bu hukuksuzluğa birinin dur demesi gerekiyordu.
- Beklentiniz ne yönde?
Anayasa Mahkemesi’nin konuyu bu biçimde ele alması çok önemli. Temsil adaletinin sağlanabilmesi açısından barajın uygulanmayacağına karar verebilir. Umut ediyorum ki bu yönde bir karar verir. Böyle bir sonuç, Türkiye’de demokratik siyasetin önünü açacak en önemli karar olur. Beklentimiz, temennimiz, bu yönde. Anayasa Mahkemesi nasıl tutuklu vekiller konusunda siyasetin önünü açan bir karar verdiyse, baraj konusunda vereceği karar da Türkiye siyasetine çok büyük katkı olur.
- Partiniz böyle bir olasılığa hazır mı?
- Partimiz bu karara çoktan hazır. Eğer bu yönde bir karar çıkarsa, ilk seçimde uygulanması gerekir.
- Yasal düzenleme mi gerekiyor?
Ya hükümetin bir yasal düzenleme çıkarması gerekiyor ya da Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Anayasa Mahkemesi kararını dikkate alarak bir karar vermesi gerekiyor. Çünkü çıkacak olan, bir “hak ihlali” kararıdır. Dolayısıyla, zaman geçirmeden hemen uygulanması gerekir. Böyle bir durumda, YSK’nin önümüzdeki seçimde yüzde 10 barajının uygulanamayacağı kararını vermesi gerekir.

AİHM’nin 2007 kararı
Konuşmamızın bu kısmında, Demirtaş’a HADEP’in, yıllar önce aynı konuda AİHM’ye yaptığı başvuruyu ve 2007 başında çıkan “Yüzde 10 seçim barajı hak ihlali değildir” kararını anımsattım.
Demirtaş şu karşılığı verdi: “O kararda AİHM, konuyu ülkenin takdirine bırakıyor. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, anayasal bir kurum, bir yargı organı olarak bu takdir hakkını kullanacak.”
Gerçekten de AİHM, yüzde 10 barajının yüksek olmakla birlikte, hak ihlali olmadığına karar verirken, “Türkiye’deki özellikle 70’li yıllardaki istikrarsızlığı göz önünde tutarak, barajın TBMM’de bölünme yaratacağı” gerekçesini sunmuş ancak Türkiye’ye tavsiyelerde bulunmuştu.
“Türkiye’ye çözüm önerme durumunda değiliz” denilen AİHM kararında, bu konuda en iyi ve en elverişli çözüm için, Türkiye’deki yargı, yasama ve siyasi organların karar vermesi gerektiği belirtilmişti.
Selahattin Demirtaş, bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı vermesinin AİHM kararına aykırılık oluşturmayacağını vurguladıktan sonra sözlerini şöyle noktaladı:
“Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye’yi rahatlatacak bir karar vermesinden kimsenin korkmaması gerekir. Çünkü böyle olursa, AKP’nin yüzde 10 barajına dayanarak, hiç hak etmediği yüksek temsille kazandığı bedava koltuklar son bulacaktır.”

***

Hukukçu kökenli bir siyasetçi olan Demirtaş’ın değerlendirmeleri, Anayasa Mahkemesi’nin olası “hak ihlali” kararında ortaya çıkabilecek iki temel sorun olan “Nasıl uygulanacak?” ve “Önceki AİHM kararının bağlayıcılığı” başlıklarına yorum getirmesi açısından da önemli.
Sadece bu başlıklar da değil kuşkusuz.
Bireysel başvuru kararı, hangi yönde çıkacak olursa olsun, gerçek bir darbenin ürünü olan “yüzde 10 seçim barajı”, ne kadar yaygın tartışılsa o kadar iyi.
Siyasi iktidara demokratik sınırlar içinde yöneltilen hemen her eleştiri ve eleştiri sahibinin, bol keseden “darbeci”lik yaftasıyla kriminalize edildiği bu iklimde, darbe hukukunun kurumsallaşmasına itiraz, biraz olsun nefes aldırır. Ondan.

Rıza Türmen: AYM daha özgürlükçü olabilir
HADEP kararının verildiği dönem AİHM yargıçlığı görevinde bulunan CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, “Anayasa Mahkemesi’nin, AİHM’den daha özgürlükçü olmasında hiçbir sakınca yok” yorumunu yapıyor.
Yüzde 10 seçim barajının insan hakkı ihlali oluşturmadığına ilişkin AİHM kararının “aldatıcı” bir nitelik taşıdığını belirten Türmen’in değerlendirmesi şöyle: “AİHM’nin o kararını okuduğunuzda, yüzde 10 barajını aslında çok yüksek bulduğunu görürsünüz. Ama, AİHM yerine bir oran önermemiştir. Kararın en önemli eksiği budur. O süreçte, karar metninde değilse, kafaların gerisinde bazı mülahazalar vardı. İngiltere’de uygulanan dar bölge sistemi nedeniyle, çok yüksek oranda bir oy boşa gidiyor, sonuca yansımıyordu. Eğer ‘yüzde 10 ihlaldir’ dersek, bu açıdan sıkıntı çıkabileceği düşünüldü.”
Türmen, AİHM kararlarının “resmen” bağlayıcı olup olmadığı sorumuza, “Resmen değil ama Anayasa Mahkemesi AİHM kararlarına bakıyor, izliyor. Tabii ki, bizim Anayasa Mahkemesi’nin AİHM’den daha özgürlükçü bir karar almasının önünde hiçbir engel yok. Keşke öyle olsa” yorumunu yaptı.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları