Eğitimin Geleceği

21 Aralık 2014 Pazar

Sebastian Thrun, Stanford’da yapay zekâ dersleri veriyordu. Google’un sürücüsüz araba projesini gerçekleştiren ekibin başındaydı. Dünyada “yapay zekâ” konusunda önde gelen isimlerden.
2011’de “Dersimi internet üzerinden vermek istiyorum” dedi.
Neden?
Gazetecilerle yaptığı söyleşilerde şöyle diyordu:
“Eğitim parasız olmalıdır. Sadece zenginler değil, dünyadaki herkes kaliteli bir eğitim alabilmelidir.”
Dediğini yaptı. Yapay zekâ dersini internet üzerinden vermeye başladı. Dileyen herkes buderslere katılabilecekti. Üstelik bedava.
Beklenmedik bir şey oldu. Dünyada “160 bin kişi” derse katılmak için başvuruda bulundu. Dünya çapındaki bir uzmandan ders almak elbette etkileyici bir şey. Biz üniversite yıllarımızda böyle bir şeyi hayal bile edemezdik.
Peki bu bir gelenek halini alır mı?
Dünyanın kendi alanındaki en iyileri, derslerini internet üzerinden, üstelik ücretsiz olarak verirler mi? Türkiye’de böyle bir akım başlar mı? Eğitimde fırsat eşitliğine doğru bir adım atılır mı?
Son yıllarda dünyada eğitim alanında en çok konuşulan konulardan biri internet üzerinden verilen bu “kitlesel eğitimler” oldu. Bunlara kısaca MOOC (Massive Online Open Course) adı veriliyor.
Sebastian Thrun bu büyük ilginin ardından kendi eğitim şirketini kurdu. Bugün 2.6 milyon öğrencisi var.
Aradan 3 yıl geçtikten sonra, Udacity’de verdikleri eğitimin yetersiz olduğunu söylemeye başladı:
“Verdiğimiz eğitimi daha iyi hale getirmeliyiz. MOOC 2.0’yi yaratmaya başladık”
MOOC’lar 2014’te yeterli başarı sağlanamadığı gerekçesiyle eleştirilmeye başlandı. Yine de herkesin gözü bu kuruluşların üzerinde. Sayıları dünyada giderek artıyor. Hem Avrupa’da hem Uzakdoğu’da. Birbirinden ilginç uygulamalar ortaya çıkıyor. Bu kurslarda kullanılan teknolojiler, eğitim yöntemleri, sağlanan başarı ve başarısızlıklar, sistemlerin güçlü ve zayıf yanları dikkatle izleniyor. Eğitimlerde yapay zekâ uygulamaları da kullanılacak mı, tartışıyorlar. Oyunlaştırma konusu eğitimlere nasıl yansıyacak, inceliyorlar. İş modelleri mercek altına alınmış durumda. Öyle ya, bedava ders veren kuruluşlar nasıl ayakta kalacak?
Örneğin Thrun, başlangıçta tümüyle parasız olan kurslardan yavaş yavaş özel üyelik sistemiyle para almaya başlamış. Piyasadaki büyük oyunculardan Coursera’da dersler bedava, sertifikalar paralı. Coursera’nın Başkanı Daphne Colle geçen hafta MIT Technology Review’da “MOOC’lardan üç yılda alınan dersleri” anlatıyordu. Coursera’da (www.coursera. com) öğrenci sayısı 3 yılda 10 milyona ulaşmış.
Kahn Academy bu alandaki ilklerden ve tümüyle ücretsiz. Bağışlarla yaşıyor. Türkiye’de açılan web sayfasında dersleri Türkçeleştirme çalışmaları sürüyor (www.khanacademy.org.tr).
Dünyada açık eğitimin öncü üniversitesi MIT ile Harvard’ın ortaklaşa kurduğu MOOC platformu Edx (www.edx.org/) gelişiyor. Geçen ay 26 yeni kurs eklendi.
Neden bunca ilgi?
Çünkü gerçekleştirilen çalışmalar dünyada eğitimi dönüştürebilecek bir potansiyele sahip.
Peki, biz Türkiye’de neyi tartışıyoruz?
Osmanlıcayı!
 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Önce Cumhuriyet! 9 Eylül 2018
İklim için ses ver! 2 Eylül 2018
Özel yaşamın sonu mu? 26 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları