Normal şartlarda böyle bir seçim sonucunda AKP’nin diğer üç partiden biriyle koalisyon kurması beklenir. Ancak normal şartlarda değiliz ve sonuçta böyle bir koalisyon kurulacaksa da buna giden yol kolay olmayacak.
Şartları anormalleştiren faktörlerin başında Erdoğan geliyor. Bugün AKP’den gelen açıklamalarda da, iktidara destek veren medyada da “Erdoğan’ın kırmızı çizgi” olduğu sıklıkla tekrar ediliyor.
Peki, Erdoğan’ın nesi kırmızı çizgi? AKP haricindeki partilerin talebi Cumhurbaşkanı’nın anayasada tarif edilen görevini yapması. Anayasadaki ifadesiyle “Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını” gözetmesi.
Erdoğan, anayasada belirlenmiş bir göreve talip oldu ve oraya seçildi. Seçildiği makamı aşan yetkilere sahip olduğunu vehmetti. Bu durumu, seçimlerde AKP üzerinden oylattı ve kaybetti.
Bu süreçte AKP hür iradesini kaybetti ve tamamen Erdoğan’ın vesayeti altına girdi. Davutoğlu’nun abisinin üzerine uymayan kıyafetlerini giymiş bir küçük kardeş gibi Cumhurbaşkanı’nın üslubunu acemice taklit etmesi de buna eklendi.
Cumhurbaşkanı’nın anayasada çizilmiş çerçeveye göre hareket etmesini talep etmeyi, “Erdoğan kırmızı çizgimiz” diyerek reddetmenin tek bir anlamı olur. Bu da AKP diye bir parti olmadığı ve partinin Erdoğan’ın sözleşmeli elemanlarından oluştuğudur.
Bunun böyle olmadığını göstermek ise AKP’ye bağlı.
Yolsuzluk iddiaları konusunda AKP ne yapacak?
Dört bakan haricinde yolsuzluk soruşturmasının bazı pek kıymetli şahıslara ulaşabileceği bir yargı bağımsızlığı sağlanabilecek mi?
Bugün muhtemelen onuncu defa iflasını ilan eden Suriye politikasının ana mimarı Davutoğlu ile nasıl bir dış siyaset kurulacak?
Erdoğan vesayetindeki bir AKP’nin, koalisyonun küçük ortağı olan partiyi Cumhurbaşkanı ve 13 yıldır şekillendirdiği bürokrasiyle felç edip kötü gidişattan sorumlu göstermesi nasıl engellenecek?
Bu soruların cevabının çoğu AKP’de. Seçimlerden birinci parti olarak çıkmanın sorumluluğunu alacak mı yoksa bir şahsın kaprislerinin esiri olmaya devam mı edecek?
AKP’yle bugünkü şartlarda koalisyona yanaşmayan partileri sorumsuzlukla suçlamanın bir âlemi yok. Daha düne kadar kendisine oy vermeyen neredeyse herkesi “vatana ihanet”le suçlayacak kadar gözü dönenler, bugün neden istenmediklerini de sorgulamalı.
HDP barajı geçmeseydi, AKP ve Erdoğan Suriye’de iyiden iyiye gemi azıya almış muhalifleri kriminalize edecek otoriter bir başkan baba rejimi kurmaya hazırlanıyor olacaktı.
Bir restorasyon olacaksa öncelik AKP içinde bir restorasyonda.
AKP’nin özgür iradeli insanlardan mı yoksa Erdoğan’ın sözleşmeli personelinden mi oluştuğunu yakında göreceğiz. Bu, kurulacak koalisyonu da belirleyecek.Özetle top, AKP’nin sahasında.
Top AKP’nin sahasında
Yazarın Son Yazıları
Tutuklu yargı
Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor
Kimiz biz?
Trump gidiyor mu?
Milli birlik
Gemi ve kaptan
Yazık ettiniz efendiler
Krizin faturası
Trump, Erdoğan, Brunson
Brunson meselesi
Yapalım yargıda şeyini...
Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken
Anayasa yok
Afrika tipi başkanlık
Muhalefet partilerinin hali
Yılgınlık
Soylu ne yapıyor?
Nasıl olacak?
Demokrasi. Şimdi!
Büyük uzlaşmaya doğru
Bir hafta kala
Az kaldı
İhtimaller
Adayı alkışlamak
En tuhaf seçim
Akıldışı
Nedir bu ‘senaryo’?
Gençlik Bayramı
Tekme
Seçime damgasını vuranlar
Bir umut
T A M A M derken
Sıkıcı manifesto
Devlet imkânı
100 bin imza?
Teşhis ve tedavi
İlk tur, ikinci tur
Biraz dinlen
Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi
Cin şişeden çıktı