Uygun Adım Marş Her Yerde!
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Uygun Adım Marş Her Yerde!

15.04.2014 01:53
Güncellenme:
Takip Et:

Yaşasın, aldığım bir karardan şiddetle memnunum. Şöyle, yeniden bir seçim stresine girmek istemiyorum, kim kazanmış kim yitirmiş o da pek umurumda değil. Sonuçta bazı yasalar değişmeden ya da mevcut yasaları uygulayanların hayata ve insana bakışı değişmeden, işler yoluna girmeyecek. Örnek, yirmi beş kişinin tecavüzüne uğrayan 14 yaşında bir kız çocuğu için hâkimler “rızası var” diyebildiklerinde iş bitiyor. Asıl terslik burada!
Yeni kararımı uygulamaya geçirmek için günlerimi, kendimi daha da geliştireyim diye, ülkemin her yerinde pıtrak gibi çoğalan sivil örgütlenmelerin emrine verdim. İyi ki öyle yapmışım. Örneğin pazar günü “Militarizm Her Yerde” başlıklı bir panel yönettim ve her biri ayrı bir başlık altında saatlerce tartışılacak yepyeni bilgiler edindim.
Paneli, her türlü hiyerarşiyi reddeden, Vicdani Ret sivil örgütlenmesi gerçekleştirdi. Başlık şöyleydi: Vicdani Ret, Mecburi Askerlik, Askeri Yargı, TCK 318 ve Militarizim/Antimilitarizim Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey…
Bildiğiniz üzere, militarizm bir emir komuta zincirine dayanır. Ve verilen emir asla sorgulanmaz. Birisi “Bu nedir” diye bir soru sorduğunda emri veren kişi, soranı cezalandırma hakkına sahiptir. Kısaca militarizm biat kültüründen beslenir. Bu nedenle asker intiharları ve intihar eden yurttaşların büyük çoğunluğunun azınlıklara mensup olmasının nedeni sorgulanamaz. Neden sivil yargıdan bağımsız bir askeri yargı vardır, bu da sorgulanamaz. Vardır. Askere gitmek istemeyen yurttaşlar vicdani ret haklarını kullandıklarında (bu hak bir dinsel inançtan da kaynaklanabilir, vicdan duygusundan da kaynaklanabilir) ağır cezalar ve aşağılanmalarla karşılaşırlar. Dünyanın her yerinde kabul edilen Vicdani Ret ülkemizde hâlâ hayata geçirilmemiştir. Şimdi sizlere çok aşağılayıcı bir uygulamadan söz edeceğim. Ülkemizde askeri sistem, farklı cinsel tercihleri olanları sevmez. Bu nedenle cinsel tercihi farklı olanlar, tercihlerini açıkladıklarında doğal olarak askere alınmayacaklarını düşünürler. Ama hiç de öyle değil, onlardan cinsel tercihlerini kanıtlamaları istenir; yani cinsel ilişki fotoğrafları ya da videolarını getirmek zorundadırlar. Bunlar da depolanır. Evet, böyle bir uygulama vardı. Neyse ki birkaç yıl süren bu uygulama, durumun rezilliği anlaşıldığı için yürürlükten kalktı.
Militarizm, yani hayatımızın emirkomuta zinciriyle belirlenmesi, emirlerin sorgulanmaması sadece askerlik alanında söz konusu değildir. Hayatımızın her alanına sinmiştir. Görüşlerinden ötürü okulundan atılan Psikolog Serdar Değirmencioğlu’nun dediği gibi, “militarizm kafalara mayın döşemektir”. Mayınların ne zaman patlayacağı bilinmez. Örneğin ülkemizin her yanı mezartaşı öpen çocuk fotoğraflarıyla dolu. Ve bu fotoğrafların altında şöyle yazıyor: “Şehidim, emanetin şerefimdir!” Bu sözlerle büyüyen ve aileden başlayarak soru sorması cezalandırılan çocuklar, büyüdüklerinde sizce nasıl davranacaklar?
Militarizm her yerde... Sağlıkçı İncilay Erdoğan ilaç şirketlerinin, gıda şirketlerinin uyguladığı militarist politikaları öyle bir önümüze serdi ki, panelde bulunan herkes derin bir soluk aldı. Adeta kendimizi o şirketlerin birer piyonu gibi hissettik. Emrediyorum: “Sağlıklı ol!” “Günde üç vitamin al!” “Güzel ol!” “Zayıfla!”
Yazımın başında da dediğim gibi çok şey öğrendim. “Militarizm ve Vergiler.” Şiddetle “ben akademist değilim” diyen akademist Fuat Ercan, bir türlü denetleyemediğimiz askeri harcamaları rakamlarla önümüze koydu. “Buyurun” dedi, “bizim vergilerimizle oluşan bütçenin en iyimser tahminle yüzde yirmisi silahlanmaya gidiyor ve Suudi Arabistan’dan sonra en sıkı silahlanan ülke biziz”. Öte yandan AKP döneminde doksan bin yeni polis istihdam edilmiş. Sadece bu yıl için oni ki bin yeni polis kadrosu çıkmış. Sizce bu polis kadroları kime karşı
Epeydir böyle her katılımcının yepyeni bilgiler verdiği bir panelde bulunmamıştım. Gencecik bir bilim adamı Güray Tezcan, “Türcülük ve Militarizm” başlıklı bildirisinde, yepyeni bilgiler verdi. Birincisi bütün türlere saygılı olmamız ve rasyonel düşünebildiğimiz için kendimizi çok yüceltmememiz gerekiyormuş. Çok haklı, susineği en yakın akrabamız olduğuna göre, bütün türlerle bir biçimde kardeşliğimiz var. Ayrıca bilim tıpkı din gibi üzerimizde hiyerarşik bir baskı oluşturmaktaymış. Güray’ın söyledikleri tam bir günlük tartışma konusu. Ne güzel ki, artık bunları gündeme getirenler ve bu iş için yola düşenler var.
Yavaş yavaş yola çıkma zamanı, bir tam gün gelip geçmiş ve ben Beyoğlu’nda yürürken öyle çok yeni bilgi öğrenmişim ki, sakinleşmek için bir süre durup saksofon çalan gencecik bir adımı izledim ve herkese teşekkür ettim. Bu ülkede bir sinir var
Mehmet Atak, sen her daim bir aktivist oldun ve yola devam!  

Yazarın Son Yazıları

Durum vahim ancak umutsuz değil!

Sevgili okurlarım, yazıma başladığımda fıkra gibi bir hikâye aklıma düşüverdi.

Devamını Oku
12.04.2026
Şu bizim tüketim sevdamız

Sevgili okurlarım, 2 Nisan’da yapılan tüketim boykotunu yerinde izlemek için yollara düştüm.

Devamını Oku
05.04.2026
Acaba ülkemize havadan biyolojik bir silah mı atıldı?

Sevgili okurlarım başlığımdaki soruya şaşırdınız mı?

Devamını Oku
29.03.2026
Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Devamını Oku
22.03.2026
‘Yurtta sulh, cihanda sulh’

Sevgili okurlarım geçtiğimiz hafta ülkemize üç füze düştü.

Devamını Oku
15.03.2026
Savaşlar da değişir

Sevgili okurlarım her şey değişir, bu bir doğa yasası.

Devamını Oku
08.03.2026
Milli eğitim bakanımızı alkışlıyorum (!)

Dostlarım eğitim bakanımız yemin etmiş, bu ülkeyi şeriat kanunlarıyla yönetilen bir ülke yapacak.

Devamını Oku
01.03.2026
Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025