Korku filmleri bizi kesmez anacığım...
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Korku filmleri bizi kesmez anacığım...

24.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önümüzde tam dokuz günlük koskocaman bir tatil var. Amanın, en kıytırık otel ve pansiyonların gecelik ücretleri 2 bin-3 bin lira arasında değişiyor; yazlığı olanlar misafir gelmesin diye “Biz bu bayram yurtdışındayız” diye mesaj atıyorlar. Çoluk çocuk üç dört aile birleşip tatil evi kiralayanlar var ama yüzleri asık, belli ki kimin hangi gün yemek yapacağı kadınlar arasında sıkıntıya sebep olacak. Neyse ki tatil dedektifi ben size bir öneriyle geliyorum. Arkadaşlar hiç olmazsa sevdiğiniz dostlarla çoluk çocuk evde korku filmi gecesi yapın, şimdiden söylüyorum çok eğleneceksiniz.

Örneklerle gidelim, canım sıkıldığında yaptığım korku filmi gecelerinde nasıl eğlendiğimizi anlatacağım, siz karar verin. Bir kural var: Kimse politika konuşmayacak, hiçbir haber dinlenmeyecek; sadece korku filmi izlenip ha babam kuruyemiş yenecek. Herkes bu muhteşem karardan pek bir hoşnut. Filmler başlıyor. Kız evde yapayalnız, evin çevresinde de başka hiçbir ev yok. Korku filmi ya... Birden ışıklar sönüyor, zifiri karanlık bir ayak görüyoruz, usulca kızın bulunduğu evin kapısı açılıyor ve korkunç yüzlü bir adam evin içinde, masadaki mumu yakmaya çalışan kıza doğru sinsice yaklaşıyor. Yani insanoğlunu korkutacak bütün unsurlar tamam. Bizim de korkmamız gerekiyor ama nerede? Bir gülme bir gülme... Filmdeki kızı “Hey dikkat!” diye uyarmalar...

Mumu bir türlü yakamayan kızın canı sıkkın belli ki, duşa gidiyor ve adam da arkasında, elinde kocaman bir bıçak. Bu sahneyi herkes çok iyi bilir: Bir korku klasiği olan “Sapık” filminin ünlü banyo sahnesi ama bu kopya, yavan. Adam kıza arkadan bıçağı indirecek, benim gibi yalnız olduğunda banyonun kapısını açık bırakan ve her kaldığı otelde en az bir kere bu sahneyi aklına getiren biri bile, hiç korkmuyor. Tam tersi, “Hadi indir bıçağı” diyerek katili teşvik ediyorum. Olmadı, hep birlikte karar veriyoruz, bu film yeterince korkutucu değil. Hemen başka bir filme geçiyoruz.

Yeni film gerçekten ilginç, bir aile bir kız çocuğunu evlatlık alıyor ve film başlıyor. Meğer evlatlık çok ender rastlanan bir hormon hastalığından ötürü, on yaşında bir çocuk gibi gösteren ama 30 yaşındaki deli bir kadınmış. İlginç bir konu, tuhaf durumlar ama bizde korkudan eser yok. Hatta tuhaf yorumlar, arkadaşlarımdan biri, “Ben evlatlık almamakta haklıymışım” diyor. Gerçekten niyeti vardı. Biri, “Bakalım kimler ölecek, bahse var mısınız?” diye can sıkıntısından müşterek bahis açıyor. Evet! “Kaç kişi ölecek? Paralar lütfen!”

Sonuç; bu film de beğenilmiyor. İçinde yeterince entrika yok. Az adam ölüyor. Bahsi ben kazanıyorum.

İnatçıyız, bir hafta sonu evde toplanmış, korkuyu yaşamak istiyoruz. Elimizin altında teknolojinin nimeti sayısız korku filmi var. Düğmeye basıp korku filmlerinin tek tek tanıtımlarını okuyoruz. Politik birkaç film de var. Dehşetli bir itiraz: “Politika istemiyoruz!” Devam ediyoruz. “Uğursuz Evin Sırrı” diye bir filmde karar kılıyoruz. Bir evde bir genç kız hem annesini hem babasını öldürüp ormana kaçıyor, aileden sadece erkek kardeş kurtuluyor. Ev lanetli, sonra bu eve doktor bir anne ve kızı taşınıyor ve film başlıyor. Arada korkutmak için yapılmış birkaç sahne var yapılmış ama bu da kimseyi kesmiyor. Ne var yani, ne olmuş, meğer ölmeyen o delikanlı eve taşınan tüm aileyi öldürüyor. Aklı sıra kız kardeşinden intikam alıyor.

Hayır, bizde korkudan eser yok. Herkes eskiden korku filmi seyrederken nasıl çığlıklar attığını, bir süre karanlıktan nasıl korktuğunu anlatıyor ama gel gör ki korkmuyoruz. Durum bu.

Yeni bir filme geçerken ben meseleye el koyuyorum: “Boşuna çaba harcıyoruz, gelin adam gibi bir film izleyelim.” “Hayır bugün üzülmek, acı çekmek istemiyoruz!”

Nafile, aklımda yönetmen Emir Kusturica’nın güzel yurt Yugoslavya’nın, Avrupa’nın göbeğinde on yıl süren bir iç savaşla nasıl parçalandığını anlatan Underground (Yeraltı) filmi var ama mümkünü yok izletemeyeceğim. Biraz kızıyorum, öyle mi? “Alın size bir korku filmi” diyerek kaşla göz arasında haberleri açıyorum, bir adam deli deli sokaktaki insanlara sesleniyor: “Kızlar okula gitmesin!”, “Kadınlar doktor olmasın, evde otursunlar! Kadın doktorlardan bizi tahrik ediyorlar.” Görüntüye ansızın bir erkek çocuk düşüyor, elinde pompalı tüfek önüne gelene ateş ediyor, birdenbire Menzil cemaati mensupları hu çekerek meydanlarda yürümeye başlıyor. Bir çocuk çetesi, kafaları güzel, dükkanlara girip çıkıp haraç topluyor. Bir grup genç ellerinde palalar kendi yaşlarındaki öğrencilere saldırıyor. Bir polis elindeki bibergazı tüpünü önündeki kıza boşaltıyor. Birden 13 seçim kaybetmiş, ona verilen görevi ömrünün sonuna kadar yerine getirmeye çalışan Kılıçdaroğlu, yüzünde sevecen bir maske, arınmak arınmak diye sayıklıyor. Ve birden arkadaşlarım bana bağırıyorlar: “Tamam Işıl çok korktuk, sen kazandın, şu sevdiğin filmini koy artık.”

Yazarın Son Yazıları

Gel de kıskanma

Sevgili okurlarım, ağır bir kıskançlık krizindeyim.

Devamını Oku
11.10.2026
Adana her zaman neşesini yitirmeyi reddeden bir şehirdir!

Sevgili dostlarım, bugün benimle yola çıkıp biraz farklı bir soluk almaya hepinizi davet ediyorum.

Devamını Oku
04.10.2026
Çivi çiviyi söker

Sevgili okurlarım, haftanın olayı borsada, baskın yapılacağı kulaklarına fısıldanan bazı fon şirketlerinin paralarını İsveçre’deki birkaç hesapta topladıklarıydı.

Devamını Oku
27.09.2026
Sen hangi aileyi koruyorsun arkadaş?

Sevgili dostlarım, iktidar partisi AKP ve yandaşları baktılar ki özellikle Üsküdar kuşatması, Melih Gökçek’in milletle alay etmesi, onun mal varlığını açık eden gazetemizin yazarı Murat Ağırel’in ve ailesinin ölümle tehdit edilmesi, ne olduğu belli olmayan süreç, uluslararası ticaret mahkemelerinden gelen milyonlarca ceza, Öcalan’ın villası işgal harekâtına zarar veriyor, hemen yeni bir cephe açma gerektiğini düşündü ve “Ailem Güvende” adlı operasyonunu başlattı.

Devamını Oku
20.09.2026
Ülkemiz şiddetle işgal edilirken

Sevgili okurlarım, 12 Eylül’ün üstünden tam 46 yıl geçmiş, neredeyse yarım asır ve biz neredeyiz?

Devamını Oku
13.09.2026
Şükran, canım sır kardeşim benim

Canım Şükran’ım ölüm haberini aldığımdan beri perişanım, sana bir sır vereyim; ilk kez kendi ölümümü düşündüm.

Devamını Oku
06.09.2026
Umut et ama gerçekçi ol

Sevgili okurlarım, koskoca bir yaz daha geçti ve eylül kapımızda.

Devamını Oku
30.08.2026
Aklımda kalanlar

Sevgili okurlarım, bu belirsizlik günlerinde karşımıza öyle olaylar öyle fotoğraflar çıkıyor ki ben de yüksek politikayı başkalarına bırakıp beni sarsan olaylardan söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
23.08.2026
Geçmiş yolumuzu aydınlatmak için vardır!

Sevgili okurlarım Öcalan’ın PKK örgütüne yaptığı çağrıyla başlayan süreç nihayet çerçeve yasasının Millet Meclisi’nde 457 oyla kabul edilmesiyle başka bir aşamaya geldi.

Devamını Oku
16.08.2026
Figüran olmayı reddediyoruz!

Tamam, şu güzelim ülkede birer figüran durumundayız.

Devamını Oku
09.08.2026
Ağla güzel yurdum

Sevgili okurlarım, artık yerlisi olmaya başladığım Gölcük Belediyesi’ne bağlı Değirmendere’nin deniz kıyısındaki çınar ağaçlarının püfür püfür estiği, çocukların neşeyle oyun oynadığı, yaşlıların derin anılara daldığı Çınarlı Meydan’da; bütün bunları seyreden Gölcük depreminde çoğunu denizin aldığı, kurtulanların ise meydanın müdavimi olduğu ahşap heykeller vardır.

Devamını Oku
02.08.2026
AKP’nin oyları neden düşmüyor

Sevgili okurlarım, kurulacak yeni parti ülkemizde yepyeni bir heyecan yarattı.

Devamını Oku
26.07.2026
Tanrı’m senin de işin zor!

Küçük bir çocuk Tanrı’ya mektup yazmış, şöyle diyor...

Devamını Oku
19.07.2026
Ters kelepçeli mizah

Sevgili dostlarım, milyonların izlediği “Ölü Deniz” yaratıcısı Deniz Göktaş yurtdışından geldi ve ters kelepçe takılarak Emniyet’e getirilip tutuklandı.

Devamını Oku
05.07.2026
Bizim katmerlenen NATO aşkımız!

Sevgili okurlarım, bizim NATO aşkımız epey geçmişe uzanır; öyle ki NATO’ya girmek için Menderes hükümeti yönetiminde 1950 yılında Kore Savaşı’na en çok asker gönderen ikinci ülke olmuşuzdur.

Devamını Oku
28.06.2026
Monarşi kapıda ‘Ce!’ derken...

Sevgili okurlarım, bana mı öyle geliyor bilmiyorum, zaman çok hızlı akıyor.

Devamını Oku
21.06.2026
İşkence hiç bitmeyen bir işkencedir!

Sevgili okurlarım, mahkemede genç bir kadın, Pınar Türker konuşuyor: O konuştukça mahkeme salonunda hıçkırık sesleri çoğalıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Afyon Kalesi’nden Afyon’a bakarken

Sevgili okurlarım, 3 Haziran’da canımız Nâzım Hikmet’i yitireli tam 63 yıl olmuş ve ben Afyon Kalesi’nde durmuş Afyon’a bakıp Nâzım Hikmet’in ezbere bildiğim o muhteşem şiirini mırıldanıyorum...

Devamını Oku
07.06.2026
Hiçbirimiz masum değiliz

Sevgili okurlarım, neyse bayram bitti.

Devamını Oku
31.05.2026
Korku filmleri bizi kesmez anacığım...

Önümüzde tam dokuz günlük koskocaman bir tatil var.

Devamını Oku
24.05.2026
İhanet, iftira, rüşvet çemberinde debelenen biz!

Sevgili okurlarım, geçenlerde bir kadın arkadaşımla sohbet ediyorduk.

Devamını Oku
17.05.2026
Bugün Anneler Günü’ymüş

Evet, Anneler Günü, acaba ne yazsam?

Devamını Oku
10.05.2026
‘Uzun ince bir yoldayım...’

Sevgili okurlarım; 1 Mayıs günü yollardaydım, 25. Afyon Klasik Müzik Festivali nedeniyle gittiğim Afyon’dan dönüyordum.

Devamını Oku
03.05.2026
Kömür madeninin sırları

Sevgili okurlarım, emeklerinin karşılığı bir yıla yakın zamandır ödenmeyen Eskişehir Doruk Madencilik işçileri yürüyerek geldikleri Ankara’da gözaltına alındı.

Devamını Oku
26.04.2026
Öfkem bir türlü geçmiyor!

Sevgili dostlarım, son olaylardan sonra içimdeki öfkeyi biraz olsun dindirmek için deniz kıyısına gittim.

Devamını Oku
19.04.2026
Durum vahim ancak umutsuz değil!

Sevgili okurlarım, yazıma başladığımda fıkra gibi bir hikâye aklıma düşüverdi.

Devamını Oku
12.04.2026
Şu bizim tüketim sevdamız

Sevgili okurlarım, 2 Nisan’da yapılan tüketim boykotunu yerinde izlemek için yollara düştüm.

Devamını Oku
05.04.2026
Acaba ülkemize havadan biyolojik bir silah mı atıldı?

Sevgili okurlarım başlığımdaki soruya şaşırdınız mı?

Devamını Oku
29.03.2026
Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Bombalarla ölen çocuklar için ağıt

Devamını Oku
22.03.2026
‘Yurtta sulh, cihanda sulh’

Sevgili okurlarım geçtiğimiz hafta ülkemize üç füze düştü.

Devamını Oku
15.03.2026
Savaşlar da değişir

Sevgili okurlarım her şey değişir, bu bir doğa yasası.

Devamını Oku
08.03.2026
Milli eğitim bakanımızı alkışlıyorum (!)

Dostlarım eğitim bakanımız yemin etmiş, bu ülkeyi şeriat kanunlarıyla yönetilen bir ülke yapacak.

Devamını Oku
01.03.2026
Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025