Krizin hukuksal boyutu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Krizin hukuksal boyutu

17.03.2017 06:55
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye ile Hollanda arasında meydana gelen gelişmelere gösterilen duygusal tepkiler, sorunun hukuksal boyutları üzerinde soğukkanlı bir değerlendirme yapılmasına engel olmamalı. Sorunun hukuksal boyutlarına baktığımızda şöyle bir görünüm çıkıyor:

Uluslararası hukuk açısından

Uluslararası hukuk bakımından, bir devletin yabancıları ülkeye kabul edip etmemesi ya da kabul ederse bazı koşullar ileri sürmesi, o devletin iç işidir. Devletin uluslararası sözleşmelerden doğan tersine bir yükümlülüğü olmadıkça, bu yetkisi sorgulanamaz. Devletin bu yetkisi, ülkesi üzerinde egemenlik hakkından kaynaklanır. Egemen devletler arasındaki ilişkilere dayanan uluslararası hukukta, bir devlet başka bir devletin egemenlik hakkını kullanmamasını talep edemez. Ne bireylerin ne de devletlerin böyle bir talep hakkı vardır. Devletin sahip olduğu bu egemenlik hakkı, kendi varlığını sürdürmesiyle de yakından ilgilidir. Egemen bir devlet, yabancıları ülkeye sokmama hakkına sahip olmazsa, yabancı bir ülkenin kontrolü altına girme tehlikesi doğar.

Mesela Türkiye bu egemenlik hakkını kullanarak, Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü’ndeki Alman askerlerini ziyaretine uzun süre izin vermedi. Devlet yabancı bir kişiyi ülkesine kabul etse bile, o yabancı kişinin ülkesindeki etkinliklerine sınırlamalar getirebilir. Örneğin, “siyasal etkinlikler yapmayacaksın” diyebilir. Temel hak ve özgürlüklerini sınırlayabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 16. maddesi, yabancıların ifade ve toplantı özgürlüklerinin sınırlandırılabileceğini ve bunun bir ayrımcılık oluşturmayacağını öngörüyor.

Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya Hollanda’ya giriş izin verilmemesinin 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi’ne aykırı olduğu savına da bakmak gerek.

Diplomatik ilişkiler, karşılıklı rızaya dayanır. Devletlerin başka bir devletin gönderdiği diplomatik ajanı kabul etme zorunluluğu bulunmuyor. Sözleşme’nin 4. maddesi gereğince, bir devlet başka bir devletin gönderdiği misyon şefini reddedebilir ve bunun için bir neden göstermesi bile gerekmez. 9. madde gereğince, kabul eden devlet her zaman gönderen devletin temsilcilerini “persona non grata /istenmeyen kişi” ilan edebilir ve bunun için bir açıklama yapması gerekmez.

Sözleşmenin bir diplomata uygulanabilmesi için, 10. madde gereğince, o diplomatın kabul eden ülkeye atandığının resmen bildirilmesi gerekir. Kaya için bu koşul yerine getirilmiş gibi gözükmüyor.

Buna karşılık konsoloslukta görevli diplomatların gözaltına alınması, 1963 Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi’ne aykırı. Böyle bir davranış, kabul eden devletin sorumluluğuna yol açar. Hollanda’nın bundan dolayı özür dilediğini basından öğreniyoruz.

Ulusal hukuk açısından

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Kanununun 94/A maddesinin 5. fıkrasına göre “Yurtdışında ve yurtdışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz”. Söz konusu yasak Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 15 Şubat 2017 tarihli 109 No’lu kararında daha ayrıntılı biçimde yineleniyor. Buna göre yurtdışında, açık ya da kapalı yerlerde, sözlü ya da yazılı ya da görüntülü propaganda yapılması yasaklanıyor.

Ancak, bu yasakların yaptırımı yasada öngörülmemiş. O nedenle, yasaya aykırı davranışlar ancak Kabahatler Kanunu çerçevesinde küçük bir para cezası ile cezalandırılabilecek. Ama bu böyle diye, yasanın açık hükmünü ve YSK’nin kararını görmemezlikten gelerek, “yabancı ülkelerde kampanya yapacağım” diye tutturmak hukuk devletiyle bağdaşır mı? Bu hukuk tanımazlığın bir bedeli olmaz mı?

AİHM açısından

Bir ayrım yapmak gerekiyor: Cumartesi gecesi, polisin Rotterdam’daki gösteriyi dağıtırken copla, köpekle kalabalığın üstüne saldırması ve orantısız güç kullanması, çok açık bir biçimde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleyi yasaklayan 3. maddesinin ihlali. Aynı zamanda toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleyen 10. maddesinin ihlali

Hollanda hükümetinin AİHS’den doğan bir soruşturma açma ve orantısız güç kullanan polis memurlarını cezalandırma yükümlülüğü var. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi de ayrıca 3 maddenin ihlaline yol açar.

Polisin insanlık dışı muamelesinden zarar görenlerin (örneğin, köpek tarafından ısırılanların) doktor raporu alıp Hollanda makamlarına, savcılığa şikâyette bulunmaları gerekir. Hollanda’daki yargı organlarından sonuç alınamazsa AİHM’ye başvurmalılar.

Gösteriyi dağıtırken polisin orantısız güç kullanmasına ilişkin, 3 ve 10 maddelerin ihlaliyle sonuçlanan Türkiye’nin mahkûm olduğu pek çok dava var. O davalara bakılabilir.

Aile Bakanı Kaya bakımından durum farklı. Bir kere AİHM, Chahal/İngiltere (1966) kararında ve bunu izleyen benzer kararlarda, devletlerin yabancıların ülkeye girişlerini kontrol etme yetkisi bulunduğunun altını çizer. Bununla birlikte, bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkeye girmiş olmasının onun 3. maddede öngörülen haklarını etkilemeyeceğini belirtir. Aynı görüş 5. madde (özgürlüğünden yoksun bırakılma) için de geçerli. Başka bir deyişle, bir yabancı ülkeye yasadışı yollardan girse bile, ona insanlık dışı muamele yapılamaz ya da hukuka aykırı olarak özgürlüğü sınırlanamaz.

Dolayısıyla, Bakan’a Hollanda makamları tarafından aşağılayıcı muamele yapılmışsa ya da özgürlüğü sınırlanmışsa, ortada Sözleşme’nin 3 ve 5 maddelerine aykırı bir durum bulunur. Bakan, Hollanda’daki iç yargı yollarını tükettikten sonra AİHM’ye başvurabilir.

Bütün bunlar, AİHM’de bir devlet başvurusunun da konusu olabilir. Türkiye, Hollanda’ya karşı bir devlet başvurusu da yapabilir. Bu durumda iç yargı yollarını tüketmek de gerekmez. Ancak, Hollanda’nın sistematik olarak insan haklarını ihlal ettiğini, bunun bir idari uygulama niteliği taşıdığını somut olaylarla kanıtlamak gerekir. Ayrıca devletten devlete açılacak bir davanın siyasal sonuçlar doğurması kaçınılmaz.

Türkiye’nin Avrupa ile sorunlarının giderek büyüyerek bir ‘uygarlık çatışması’ boyutuna erişmesi kaygı verici. Ama bu çatışmanın temelinde Türkiye’nin demokrasiden uzaklaşmasının yattığı gerçeğini de görmek gerekir.

RIZA TÜRMEN
Eski AİHM Yargıcı

Yazarın Son Yazıları

‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025