Dün CHP için çok kritik bir gündü. Yarın CHP için hayli kritik bir gün olacak!
Dün CHP’nin Meclis grup toplantısı seçilmiş genel başkan Özgür Özel’le yapıldı. Atanmış genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu saat 11.00’e dek Meclis’te kendisinin konuşacağına ilişkin haberleri diri tuttu. 14.00’te genel merkezde dağınık ama hedefi belli bir konuşma yaptı.
Yarın, Kılıçdaroğlu son anda fikir değiştirmezse parti meclisini (PM) toplayacak. Önceki akşam “Bütün CHP’liler biriz, beraberiz” açıklaması yapan Kılıçdaroğlu dün öğleyin, CHP’nin seçilmiş yönetimi için halkı ayaklanmaya teşvik eden dış güçler diyecek kadar iktidar ağzını da aşan bir çıkış yaptı.
Dün, “en korktuğumuz” olmadı ama iplerin bir doz daha gerildiği ağır bir gün yaşandı.
***
Özgür Özel, sevgi-saygıyla andığımız Ferdi Zeyrek’in ölüm yıldönümünde yaşananlar için içinden taşan hüzün ve öfkeyi kontrollü olarak konuşmasına yansıttı. Geçen salı günkü grup konuşmasındaki “Hemen olağanüstü kurultayı yapalım, önümüze bakalım” önerisini bir kez daha (yanıtın ne olacağını bilmesine rağmen) yineledi.
Özel, bir yandan öfkeyi sağlıklı bir biçimde diri tutmak bir yandan da bütün muhalefet partileri katında yakaladığı demokrasi-sandık ittifakını güçlendirmek durumunda.
Kılıçdaroğlu, 30 Mayıs’tan sonra dünkü konuşmasında da ana hedefinin CHP olduğunu ortaya koydu. Eğer CHP, iktidar yargısının ve medyasının suçladığı belediye başkanlarından arınacaksa onların önüne Kılıçdaroğlu’nu koymak gerekmez mi? Büyük çoğunluğunu ilk aday yapan kendisi!
Artık adalet yürüyüşü yapan Kemal Bey yok, adaletsizlik üzerine oturan bir Kemal Bey var!
Gandi Kemal diye başladı, Dersimli devrimci Kemal diye devam etti. Şimdi karşımızda kendisini şampiyon gibi gören ama piyon haline getirilmiş bir atanmış var!
Adanmışlıkla oturulması gereken yerde bir atanmış!
Aklımıza daha ileri cümleler geliyor, burada keselim. Zira muhalefet medyasını hedef göstermekten CHP içinde gizli FETÖ’cülerin olduğunu ihbar etmeye kadar pek çok konuda söylenmesi gereken var! Bütün iktidar kanalları saatlerce Kemal Bey’i ve CHP Genel Merkezi’ni gösterirken Erdoğan konuşma yapmaya başlayınca yayını birden kestiler. Erdoğan’a döndüler. Bu Kemal Bey için bir şey ifade etmiş midir? Sanmıyoruz!
***
Dün öğle saatlerinde Meclis’teydik. Gruba izleyici alınmadığı için il başkanları, milletvekilleri ve parti yöneticileri vardı.
Nabız tutmaya çalıştık.
Anadolu’da Kılıçdaroğlu’na öfkenin daha yoğun olduğu konuşuluyor. Orta Anadolu’nun kimi illerinde CHP’nin atama yönetiminin temsilcileri alternatif il başkanı arayışına girmiş. Kabul görmemiş. Bir ilde üç kişiye yapılan teklif art arda reddedilince şu aşama vazgeçilmiş. Ankara’da da iktidarın CHP içine soktuğu nifak çubuğunu fırsat çubuğu sanan dar bir kadronun, “Yeni atama yapacaksanız listesi benden” demesi dışında kitlesel bir durum yok!
Kafalarda dolaşan, hayli çengelli soru şu:
-Kemal Bey ne olursa olsun koltuğu bırakmayacağına göre ne yapmalı?
Hemen herkesin birleştiği bu “saptamalı” sorunun yanıtı çok çatallı. Özellikle 1990’ı yıllar boyunca her üç yazısından biri “solda birlik” olmuş bir kişi olarak bu soruya verilen yanıtları kaygıyla dinledik!
Böyle bir iktidar döneminde bölünmek?
Çok acı!
Böyle bir otoriter iktidara rağmen hâlâ demokrasi diyebilen, sandıkta başarırız diyebilen, biz hazırız diye haykıran cesur, heyecanlı, yurtsever, özverili insanların umutlarını sönümlendirmek?
Çok daha acı!
Yarını görüp Türkiye-CHP mücadelesini daha net bir tabloda şekillendirmek gerek!