Bu ülkenin kendini vatansever sayan bir yurttaşı olarak bazen genel bir değerlendirme yapmak gereğini duyuyorsunuz. Öncelikle, vatansever ne mi demek? Ülkeniz için şunları istemek: Onun dünyada saygın bir yeri olması. Ülke zenginliklerinin ülke içinde kalması ve yurttaşlar arasında eşit olarak paylaşılması. Bilimsel eğitim. Çocuklarımızın, gençlerimizin, dünyanın bütün çocuklarıyla barışçı bir yarış duygusu içinde eğitilmesi, yönlendirilmesi, önlerinin açılması. Cinsiyetler arasında tam bir eşitlik. Doğa ve hayvan sevgisi ve bilgisi vb... Ve bütün bunların temel koşulu olarak güçler ayrılığına dayalı demokratik bir yönetim. Örgütlenme ve söz söyleme özgürlüğü. İnsanlığın ulaştığı aşamadaki bütün insan haklarına sahip olmak...
Bunlar bizde var mı? Varsa ne ölçüde var? Herkes kendince yanıtlasın.
Şimdi hızla ve özet olarak kendi değerlendirmemi yapacağım.
Yukarıda saydığım özelliklerin hiçbirinin ülkemizde belki hiç değil fakat hiçe yakın olmadığını biliyorum ve görüyorum.
Nedeni, çok açık olarak mevcut siyasal iktidardır. Bu iktidar yukarıda saydığım değerlerin hepsine yabancıdır ve karşıdır.
Zaten misyonu da açıkça budur.
Bu iktidarla ve yandaşlarıyla çağdaş bir vatanseverin, yol göstericisi bilim olan bir aklın uzlaşma olasılığı yoktur.
Şimdi de tek tek siyasal partileri gözden geçireceğim.
CHP ülkenin bu iktidardan kurtulması yönünde bir hız yakalamıştı.
İçinden ve dışından ihanete uğradı.
İktidar hâkim olduğu bürokratik çevrelerin ve CHP içindeki bazı unsurların işbirliği ile bu yürüyüşün önüne hukuksal kılıf giydirilmiş bir engel çıkardı.
Bu durumda neler yapılabilir?
İhanetle uzlaşılmaz, anlaşmaya varılamaz. Bu yöndeki çabalar boşunadır, eşyanın tabiatına aykırıdır. İhanet ancak yenilgiye uğratılır
Fakat engelin kaldırılması için bütün hukuk yollarına elbette başvurulmalıdır, başvuruluyor.
Yanı sıra, iktidarın emrindeki bürokrasiye, özellikle hukuk alanında, meslek ahlakı durmaksızın anımsatılmalıdır.
İktidarın yanında saf tutan ya da korkakça suskun, her türden, her mevkide bürokrasiye şunları önermek isterim: Hiçbir şey yapmıyorsanız kendi ülkenizin yakın tarihini dikkatle okuyun. Ülkemizin hangi güçlükler aşılarak Kurtuluş Savaşı’nı kazandığını ve çağdaş dünya ülkeleri arasında nasıl yer almayı başardığını bir daha öğrenin. Şu ölümlü dünyada gerçekten insan olabilmenin anlamı, değeri üstünde bir daha düşünün.
Bu toprakların yetiştirdiği en büyük vatanseverin, Mustafa Kemal’in anısına, kişiliğine layık mıyım diye düşünün
Aynı öneriyi, liderleri bir şekilde ayrıldıktan sonra kaçınılmaz olarak dağılacak iktidar payandası MHP yöneticilerine de yapıyorum.
Vatansever olduğunuzu düşünüyorsanız öncelikle vatanseverliğin ne olduğu hakkında düşünmelisiniz.
Başınızı yastığa koyduğunuzda kendinize ben gerçekten vatansever miyim diye sorun. Bakalım dürüstçe, ikircimsiz cevap verebilecek misiniz?
DEM’e bir çift sözüm şudur: “Cumhuriyet yüz yıllık yanlışlıktır” sözünü samimiyetle geri almadıkça, çağdaş varoluşunuzu çağdaş Cumhuriyete borçlu olduğunuzu idrak etmedikçe, hangi etnisiteden ve hangi inanıştan olursa olsun hiçbir Türkiye vatanseverinin kalbini kazanamazsınız. Türklerin ve Kürtlerin mutluluğu birbirinden ayrı ya da birbirine karşıt değil, ortaktır. Tarih ve sağduyu böyle söylüyor.
İYİ Parti liderini ve yöneticilerini görsel ve yazılı medyada ilgi ve saygıyla izliyorum. Zafer Partisi için de aynı şeyi söyleyeceğim. Ayrıntılarda ayrılıklar olabilir. Fakat demokrasi mücadelesinin, vatanseverliğin gerektirdiği bu birlikte hareket zorunluluğu sürecinde bu partilerin varlığı, uygulamaya devam edecekleri doğru siyaset yaşamsal önemdedir.
TİP, TKP, SOL Parti ve soldaki öteki partiler sol değerlerle Cumhuriyetin halkçı, emperyalizm karşıtı, demokrasi ve vatanseverlik değerlerinin kesiştiği, buluştuğu bir yerde, doğru bir siyaset yapmaktalar.
Bu partilerin ve hareketlerin sahip olduğu gençlik ve emekçi kitlelerin varlığı ülkemizin vatanseverlik savaşımında yaşamsal önemdedir.
Bu genel değerlendirmeyi iyimser duygular ve çağrılarla sonuçlandıracağım. Biz vatanseverler haklıyız ve güçlüyüz. Güçlükler ne olursa olsun karamsarlığa, kötümserliğe yer yok. Partiler, sivil toplum örgütleri, tek tek hepimiz, gerekenleri duraksamaksızın, gecikmeksizin, kararlıkla yaptığımızda, iktidar ve bir avuç yandaşı dışında kararsız ve çekingen çevreler de etkilenecek, karanlık aydınlanmayı sürdürecektir.