YSK’nin kararı hukuka uygun mu?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

YSK’nin kararı hukuka uygun mu?

27.04.2017 03:05
Güncellenme:
Takip Et:

Nuri Alan/Emekli Danıştay Başkanı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylamasında, oylama başladıktan uzunca bir süre sonra, muhtemelen oy verme süresi bitmek üzere iken, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan oyların da geçerli olduğuna karar verdi ve sonrasında yapılan itirazları da reddetti. İtirazların reddine ilişkin kararın gerekçesi henüz açıklanmamış olmakla beraber YSK’nin söz konusu kararlarını anayasanın 90. maddesi yoluyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) ek protokolün 3’üncü maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuya ilişkin gördüğü içtihatlarına dayandırdığı anlaşılıyor. Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletler arası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

Ulusal ve uluslararası anlaşmalar

Anayasanın 67. maddesinde düzenlenen seçme, seçilme ve (halkoylamasına katılma hakkı dahil) siyasi faaliyette bulunma hakları, anayasanın “Temel Haklar ve Ödevler” başlıklı İkinci Kısım/Dördüncü Bölümde yer aldığına göre seçim ve halk oylamasına ilişkin kanunlarla aynı konuyu düzenleyen milletler arası anlaşmaların farklı hükümler içermesi ve bu konuda uyuşmazlık çıkması halinde milletler arası anlaşma hükümlerinin uygulanması anayasal bir emirdir. Maddeden açıkça anlaşılacağı üzere, bu uygulama belli bir şarta bağlanmıştır: Kanunla, aynı konuyu düzenleyen milletler arası anlaşma arasında farklı hükümler bulunacak, hükümler arasında bir çatışma olacaktır.

AİHS devletlere bırakıyor

AİHS’ye ek protokolün 3. maddesi yasama organının seçilmesinde serbest seçim hakkını düzenlemekte ve halkın (seçmenin) kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak “şartlar” içinde gizli oyla serbest seçimler yapılmasını öngörür. Yerel seçimlerin ve halk oylamasının da geniş bir yorumla bu madde kapsamı içinde yer aldığı kabul edilebilir. Protokol, metninden açıkça anlaşılacağı üzere, halkın kanaatinin özgürce açıklanmasına, yani seçmenin serbest iradesinin sandığa nasıl yansıyacağına ilişkin herhangi bir usul kuralı içermiyor, bunu sağlayacak yöntemlerin ve usul kurallarının düzenlenmesini sözleşmeye taraf olan devletlere bırakıyor.

Zaten Türkiye kanunlarında yazıyor

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, AİHS Ek Protokolün 3’üncü maddesinde öngörülen “şartları”, başka deyimle seçmenin özgür iradesinin sandığa yansımasını sağlayacak usul ve yöntemleri düzenlemiş, bunlar arasında sandık kurullarınca oy pusulalarının her birinin üzerine sandık kurulu mührünün basılmasını (md. 77), arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan oy pusulalarının geçerli olmayacağını (md. 101) öngören maddelere yer vermiştir.

Hükümler arasında çatışma yok

Görüldüğü üzere 298 sayılı kanunun ilgili maddeleri ile Ek Protokolün 3’üncü maddesi arasında herhangi bir çatışma yoktur. Aksine kanun, protokolün öngördüğü ve taraf devletlerin takdirine bıraktığı “şartları” ülkemizin özelliklerini de dikkate alarak oldukça ayrıntılı ve sıkı bir şekilde düzenlemiştir. 298 sayılı kanunda öngörülen kurallar seçmen iradesini sınırlayan değil, aksine onun iradesinin doğru biçimde sandığa yansımasını sağlayacak koşulları içermektedir. Bu nedenle, yani protokol hükümleri ile kanun hükümleri arasında herhangi bir farklılık, çatışma olmadığı gibi 298 sayılı kanundaki hükümler protokol kurallarını tamamlayıcı nitelik taşıdığından bunların uygulanması zorunludur ve yok sayılmaları mümkün değildir. YSK’nin hukuken “bağlı yetki” içinde olduğu bir konuda, tamamen ters ve zorlama bir yorumla vardığı sonuç hatalıdır. Bu yorum temelinde, yasanın açık hükmünü uygulamaması ve ülkenin yönetim biçiminde doğrudan etkili olacak bir sonuca ulaşması anayasanın 79’uncu maddesi ile kendisine verilen “... seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü” ile ilgili yetki ve sorumlulukla bağdaşmıyor.

Saygınlığı zedeler

YSK’nin itirazların reddine ilişkin kararı başka yönleriyle de hukuki eleştiriye açık. Örneğin, milletler arası antlaşmaların yanlış, eksik ve amacı dışında yorumlanması, anayasanın 90’ıncı maddesi yoluyla milli hukukun ihmal edilmesine ve yok sayılmasına yol açabilir. Bu nedenle Yüksek Seçim Kurulu’nun milletler arası antlaşma hükümlerinin ve kanunlarımızın yorumunda daha dikkatli ve sorumlu davranması zorunludur. Ayrıca, aynı konuda hukuki ortam değişmediği halde içtihadın değiştirilmesinin mahkemelerin ve yargısal yetki kullanan kurulların toplumdaki saygınlığını da olumsuz yönde etkileyeceği unutulmamalı. 

Yazarın Son Yazıları

Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026
İşçi sınıfı yeniden - Doğan Ergenç

20. yüzyılda işçi sınıfının önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Devamını Oku
01.05.2026
1 Mayıs 137 yaşında - Engin Ünsal

Bugün İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs aslında kanla yazılmış bir emek hareketinin anılma ve sömürüye karşı evrensel dayanışmanın sergilendiği gündür.

Devamını Oku
01.05.2026
Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Uçak gemileri - Hakan Ercan

Uçak gemileri, modern askeri gücün görkemli ve fakat tartışmalı unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Maden işçilerinin zaferi üzerine - Cuma Gürsoy

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık kadar çokturlar / Mücadelemizde sadece onların destanı vardır.”

Devamını Oku
30.04.2026
Denge ve denetim krizi - Mahmut Aslan

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir.

Devamını Oku
29.04.2026
Yanlarına kâr kaldı... - Berna Özgül

Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor.

Devamını Oku
29.04.2026
Çocuk koruma mı, dijital gözetim mi? - Mehmet Utku Şentürk

Türkiye’de sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ve VPN hizmetlerine kadar uzanan kimlik doğrulama zorunluluğu tartışmaları, yalnızca çocukların korunması meselesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlükler açısından kritik bir kırılma noktasıdır.

Devamını Oku
29.04.2026
Doğum sonrası depresyonu anlamak - Ece Başak Karakaş

Doğum; ailenin heyecanla beklediği bebekle ilk karşılaşması, çoğu zaman sevinç, umut ve yeni bir başlangıç duygusuyla anlatılır.

Devamını Oku
28.04.2026
Laik, demokratik ulus devlet - Selçuk Kosa

Rönesans, 1400 ve 1700 yılları arasında Avrupa halklarının sırasıyla kilise ve monarşiye karşı başlattığı bilim ve özgürlük savaşıydı ve kazanıldı.

Devamını Oku
28.04.2026
Kentler suskun - Aykurt Nuhoğlu

Siyaset, hızlı düşünmeyi ve doğru kararları zamanında alabilmeyi gerektirir.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal'in 36 saat süren Çanakkale röportajı

10 Aralık 1915 günü Çanakkale’den ayrılan Albay Mustafa Kemal, 1916’da tuğgeneraliğe terfi etti.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
Vatansever olmak, ya da olmamak… - Erol Ertuğrul

Kimse vatan haini olmak istemez.

Devamını Oku
22.04.2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine... - Cengiz Kuday

Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir.

Devamını Oku
22.04.2026
Okullardaki şiddetin çözümü - Ömer Adıgüzel

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı eylemlerin gerekçelerine ve yapılması gerekenlere ilişkin çok farklı görüş ve çözüm önerileri elbette mümkündür.

Devamını Oku
21.04.2026
Egemenlik bölünemez - Cihangir Dumanlı

İktidar terörü bitiren hükümet olarak siyasal kazanç sağlamak amacıyla “terörsüz Türkiye” sloganı ile yeni bir açılım süreci başlatmıştır.

Devamını Oku
21.04.2026
Faturanın büyüğü buzdağının altında - Mehmet Özdağ

AKP iktidarının enerji politikaları, kamu kaynaklarının şirketlere aktarıldığı bir finansal mekanizmaya dönüştü.

Devamını Oku
20.04.2026
Çocuklar nasıl yetiştiriliyor? - Mustafa Küpçü

Çocukluk yıllarımda anımsadığım bir olaydır; Dükkân komşumuzun atölyesinden gelen feryat figan bir çocuk sesi ile irkildik.

Devamını Oku
20.04.2026
Okul saldırılarını çocuklarla konuşmak

Bazı haberler vardır, günlük yaşantımızın ortasına düşer, okur okumaz en yakınımızdakilerle paylaşma gereksinimi duyarız.

Devamını Oku
18.04.2026
Bir başka bakışla Köy Enstitüleri - Günay Güner

Geçen her yıl Köy Enstitülerinin değeri daha iyi kavranıyor, okullarımıza özlem artıyor.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer! - İhsan Tayhani

Kuruluşunun üzerinden seksen altı yıl geçmesine karşın Köy Enstitüleri, 1940’lı yılların özgün ve çağcıl bir eğitim atılımıdır.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyetin eğitim devrimi - Mustafa Gazalcı

Kuruluşunun 86. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli eğitim devrimidir.

Devamını Oku
17.04.2026
Kimsesizlerin kimsesi eğitim kurumları - Duran Güldemir

“Bu öğretmenler köyümüze geldikten sonra bizim ne söyleyecek sözümüz kaldı, ne de gücümüz...”

Devamını Oku
17.04.2026
Bozkırın genç fidanları - Mücteba Binici

Önümde, zamanın yıpratıcı etkisinden nasibini almış, kenarları kıvrılmış, sararmış siyah-beyaz bir fotoğraf duruyor.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın yeni genetiği - Cumhur Utku

Savaş tanımı ve savaşın ilkeleri bu günlerde modern ve köklü bir değişim geçirmektedir.

Devamını Oku
16.04.2026
Türkçemizi koruyalım - Erol Tuncer

Dil uzmanı değilim.

Devamını Oku
16.04.2026
Hukuk herkese lazım - Ahmet Özer

Giderek genişleyen baskı iklimi, Türkiye’yi devasa bir hapishaneye dönüştürdü.

Devamını Oku
15.04.2026
Özel emekli aylığı - Engin Ünsal

Uzun bir çalışma döneminin sonunda emeklilik kişinin huzur içinde geçim kaygısı olmadan sevdikleri ile geçireceği bir kavram olmalıdır.

Devamını Oku
15.04.2026
İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026