Hayal kurmak da mı yasak!
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Hayal kurmak da mı yasak!

25.02.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım kitaplarımı karıştırırken Rus şair Mayakovski’nin şiir kitabına rastladım. Ve birden onun 1917 Devrimi sırasında devrim karşıtlarını bastırmak için yola çıkmış yüzlerce genç insanın olduğu bir trende şiir okurken çekilmiş fotoğrafı aklıma düştü. Sonra Sovyet Devrimi günlerine gittim ve kendime hayal kurmak için izin verdim. Şöyle ülkemizde öyle bir rüzgâr esmiş ki muhalefet partileri istediğimiz muhalefet partileri oluvermiş. Geyik derisi koltuklarını bırakıp Meclis’i cümleten terk edip sokaklara çıkmışlar. Milletvekilleri, ilçe başkanları, belediye başkan adayları sokaktaki insanlarla birlikte yürüyor ve hiç durmadan sorun dinleyip çözüm üretiyorlar. 

Örneğin şimdiye dek hiçbir partiye oy vermemiş binlerce genç insan onları dinliyor. Yeni istihdam alanları üstüne konuşuyorlar. Tarım alanlarındaki işsiz gençler tarım arazilerinin nasıl değerlendirileceğini soruyorlar, 2B kapsamında tarım ve orman arazisi olmaktan çıkarılmış toprakların kimleri zengin ettiğini konuşuyorlar. Kıyılardaki orman yangınları sonrası oralarda kimler yedi yıldızlı oteller yapacak? Yabancı şirketlere verilen binlerce altın arama ruhsatının şimdiden yaptığı doğa tahribatı nasıl onarılacak? Silinen vergiler nasıl geri alınacak? NATO daha ne kadar ülkemizde konuşlanacak? Yurtdışında nereyi, neyi bekledikleri belirsiz askerlerimiz ne zaman ülkemize dönecek? 

Birileri hayvancılığı soruyor. Binlerce köy ve mezra öylece bırakıldı, et fiyatları alıp başını gitti, köylerinde hayvancılık yapanlar kentlerde işsiz kaldı. Şimdi soruyorlar: 

“Muhalefet olarak siz bu işin üstesinden nasıl geleceksiniz? Bize yapacaklarınızı tek tek ve sade bir dille anlatın. Çünkü biz daha oy vermedik, ilk kez bu seçimde oy kullanacağız.”

“Meslek liselerinden mezun olanlar için hangi istihdam alanları açmayı düşünüyorsunuz? Biz nerelerde mesleğimizi icra edeceğiz? Daha çok bilgiyi nerelerde bulacağız? Biz ülkemizde insanca yaşamak istiyoruz; kendimizi bize yabancı ülkelere sürgün etmek istemiyoruz! Bunun için hangi fonlardan yararlanıp nasıl bir yöntem izleyeceksiniz? Bunlar belki parti programında yazıyor ama biz sizden duymak istiyoruz. İçki içmek, dizi izlemek umurumuzda değil, kendi geleceğimiz söz konusu. Bu konuda bizi bilgilendirin.”

“Özürlüyüm ve on iki milyona yakın özürlü gibi ben de evde kalmaya ve başkalarına mahkûmum. Bu mahkûmiyetimi nasıl sonlandıracaksınız? Hâlâ en azından kamuda binlerce özürlü kadrosu boş duruyor.” 

“Ben, özürlü oğlum ve özürlü kızım için oy vereceğim! Onların daha insanca koşullarda yaşaması için ne öneriyorsunuz? Özürlü arabalarının giremediği banka kapıları için değişiklik öneriyor musunuz? Ya da kaldırımları özürlüler için düzeltecek misiniz? Belediyelerde özürlüler için tuvalet yapacak mısınız?”

“Şu yüzümdeki morluğa bakın, kocam yaptı. İşsiz ve kendini kumara verdi. Mısır Çarşısı’ndan on yemeni aldım beş liradan. Bunu komşulara on liraya satıp para kazanacağım. Ev işi de yaparım. Benim için ne yapacaksınız? Ev kadını olarak sigortalı mı olacağım ya da her ay elime işsizlik maaşı mı geçecek? Benim için ne yapacaksınız? Kendim için, çocuklarım için birilerine oy vermek gerek. Kime, neden oy vermeliyim? Hadi bana lafı dolandırmadan anlatın. Benim için ne yapacaksınız?”

Emekliler bankanın önünde dizilmiş soruyorlar: “Emekli maaşlarını eşitleyecek misiniz, bunu nasıl yapacaksınız? Anlatın bize çünkü ben kendimi dünyaya daha erken geldim ve daha erken emekli olduğum için cezalandırılıyormuş gibi hissediyorum. Kefen parası gibi verdiğiniz sadakayı kabul etmiyorum. Hakkımı istiyorum!”

“Küçücük bir çocuğum ben, neler başıma gelecek kim bilir. Yaşıtlarım gibi anaokuluna gidebilecek miyim? İyi okullarda okuyabilecek miyim? Anneme babama bunları söyleyin, ‘Şöyle şöyle olacak’ deyin. Onların üzülmesini istemiyorum çünkü kavga ediyorlar anaokulu parası çok diye. Oysa ben anaokuluna gitmek istiyorum. Bunu bedava yapabilecek misiniz söyleyin? Ben altı yaşında bir çocuğum.”

Yazarlar, şairler, müzikçiler, senaryo yazarları, film çekenler soruyorlar: “Valilerin, belediye başkanlarının bir sözüyle yasaklanan konserlerimizi, politik olduğu için her kuruldan dönen senaryolarımızı ne zaman, nasıl özgürleştireceksiniz? Bizler zaten yeterince kendimizi sansürlemekten utanıyoruz, bu utancı terk etmek istiyoruz. Nedir önerileriniz?” 

Vay canına alıp başımı gitmişim. Kendim de yazdıklarıma şaşıyorum. Ve kendi kendime söylenirken buluyorum: “Bizi bizden başka kimse kurtaramaz! Yeter ki ellerimizi birleştirip ayağa kalkalım! Çok mu zor!”

Yazarın notu: Bazen kendi kendime soruyorum “Şiir nedir?” diye. Şiir barikatlarda, direniş alanlarında hayal kurmak ve dövüşmek için hava kadar, su kadar önemli bir şeydir!

Yazarın Son Yazıları

Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025