İBB davasında savunmalar devam ediyor. Bu hafta savunma yapan isim, iddianamede “örgüt yöneticisi” olduğu iddiasıyla yer alan Murat Ongun oldu.
Mahkemeyi yerinde takip eden biri olarak detayları aktarmak istiyorum.
Ongun, dosyanın somut delillerden çok çelişkili tanık ve etkin pişmanlık ifadelerine dayandığını, seçici bir soruşturma yürütüldüğünü, kendisinin özel olarak hedef alındığını ve örgüt, rüşvet ile ihale kurgusunun kritik halkalarının ya hiç soruşturulmadığını ya da yumuşatıldığını savundu. Bu iddialarını desteklemek için çok sayıda bilgi ve belgeyi de savunmasına ayrıntılı şekilde ekledi.
Savunmasının başlangıcında 18-23 Mart tarihleri arasına dikkat çekti. 18 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve hemen ertesi gün gözaltına alınıp tutuklanmasının, “Cumhurbaşkanı adayı tutuklandı” denilmemesi amacıyla planlandığını öne sürdü.
Savunmasında avukat-itirafçı ilişkisine de değindi. Mirsad Albayrak isimli avukatın İBB dosyasında beşi etkin pişmanlıktan yararlanan altı sanığın avukatlığını üstlendiğini belirterek bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söyledi.
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Murat Kapki’nin soruşturmayı önceden öğrendiğini, bu nedenle mal varlığını kaçırdığını ileri sürdü. Mal varlığının büyük bölümünü İsmail Kaan isimli kişiye, bir kısmını ise avukatı Zeynep Tezcan’a devrettiğini söyledi. İddianamede yalnızca Zeynep Tezcan’ın yer aldığını, MASAK’ın uyarısına rağmen İsmail Kaan hakkında işlem yapılmadığını belirterek bunun nedenini İsmail Kaan’ın iktidara yakın vakıflarla ilişkisine bağladı.
Savunmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri İlbak ailesiyle ilgiliydi. Murat İlbak ile Yusuf ve Ali İlbak’ın birlikte tutuklandığını, Murat İlbak’ın 45 gün sonra, diğer iki ismin ise daha sonra tahliye edildiğini söyledi. Ayrıca mal varlıkları üzerindeki tedbirlerin kaldırıldığını ve haklarında herhangi bir adli kontrol uygulanmadığını belirterek bunun gerekçesini sorguladı.
Ongun’un aktardığına göre bilirkişi raporunda, 2011 ve 2021 yıllarında İlbak Grubu’nun kazandığı ihalelerde toplam 1 milyar 40 milyon liralık kamu zararı tespit edildi. Buna rağmen iddianamede bu konuda herhangi bir suçlama bulunmadığını söyledi. Kamu zararına rağmen önceki İBB yönetiminden hiçbir ismin dosyada yer almamasını da eleştirdi.
Savunmada, iddianameye girmeyen “CEVİZ” kod adlı gizli tanığın ifadesine de değinildi. Daha önce gazeteci Furkan Karabay’ın da yazdığı bu ifadede, İlbak Holding’in görünmeyen patronlarının Abdullah Gül ve kardeşi Macit Gül olduğu iddia ediliyor. Ongun, savcılığın bu iddiayı ciddiye almayıp iddianameye koymadığını hatırlatarak gizli tanık ifadelerinin güvenilirliğinin bu nedenle tartışmalı olduğunu söyledi. Aleyhine olan ifadelerin dikkate alındığını, lehine olanların ise görmezden gelindiğini savundu.
Örnek olarak Ahmet Çiçek’i gösterdi. Hakkında sahte fatura düzenlemekten mahkûmiyet kararı bulunduğunu, kendisinin de bunu kabul ettiğini söyledi. Nişanlısı Meral Çakır’ın da sahte faturacılık yaptıklarını beyan ettiğini hatırlattı. Buna rağmen Neva Organizasyon’un ne Medya AŞ’ye ne de Kültür AŞ’ye kestiği tek bir fatura bulunduğunu belirtti.
Ahmet Çiçek’in ifadesinde, 2018’den sonra İBB veya iştirakleriyle hiç çalışmadığını söylediğini aktaran Ongun, buna karşın Şubat-Haziran 2015 arasında promosyon, grafik tasarım, film yapımı, stant kurulumu, konaklama, şapka ve tişört gibi işlere ilişkin yedi fatura bulunduğunu ifade etti. Üç çalışanı bulunan şirketin milyonlarca dolarlık fatura kestiğini, 14 milyon İstanbul projesi kapsamında 10 milyon anket formu ile 2 milyon katalog ve broşür basımı için yaklaşık 450 milyon lira ödeme aldığını söyledi.
Alper Aydın’ın ifadesinde AK Parti adayları ve milletvekillerine ücretsiz reklam alanları tahsis edildiğini kabul ettiğini de hatırlattı.
175 milyon liralık cezanın kesilmeyerek korunduğunu iddia ettiği şirketlerden de söz etti. Medya Pano, 3. Mecra, Kentvizyon ve Vizyonkent’i örnek gösterdi. İrfan Karakaş’ın sahibi olduğu Pano firmasının sanık yapılmadığını, örgüt şemasında fotoğrafı bulunmasına rağmen dosyada yer almadığını söyledi. Kentvizyon’un sahibinin de İlbaklar olduğunu, buna rağmen iddianamede bulunmadıklarını dile getirdi.
Serdar Haydanlı’nın 2017’de kurduğu şirketle beş ay içinde 15 ihale kazandığını, bu ihalelerin önceki yönetime ait olduğunu, etkin pişmanlıktan yararlandıktan sonra serbest bırakıldığını ifade etti.
Eski İDO gişe çalışanı Raif İnan’ın Plan B isimli şirketi satın aldıktan sonra 2019 yılında 11 ihale kazandığını belirtti. O dönemde Kültür AŞ Organizasyon Müdürü olan Yavuz Yetim’in eşinin, Plan B’nin sahibinin kız kardeşi olduğunu söyleyerek “İhaleyi veren enişte, alan kayınço” ifadelerini kullandı. Raif İnan’ı işe alan ve süreçte imzası bulunan isimlerin bugün İBB’de görev yapmadığını, bunlardan Tolga Uysal’ın Modyo TV genel müdürü, Ahmet Paksoy’un ise şirket ortağı olduğunu aktardı.
Ongun, Ertan Yıldız’ın şoförü Bayram Yıldırım’ın etkin pişmanlık ifadesine de dikkat çekti. İmamoğlu’nun telefonunun saklandığı iddiasıyla Kadriye Kasapoğlu ve Melih Geçek’in tutuklandığını, buna karşılık Bayram Yıldırım’ın “Bendeki telefonu ve SIM kartını kırıp kanalizasyona attım” demesine rağmen serbest bırakıldığını söyledi. Fatih Türk’ün elindeki telefonla ilgili ise herhangi bir işlem yapılmadığını savundu.
Savunmasının son bölümünde gazeteci Emre Erciş’in paylaşımlarına değinen Ongun, eski AK Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mehmet Türk ile kardeşi Fatih Türk’ün sahip oldukları şirketlerle 2022-2024 yılları arasında İBB ve iştiraklerinden toplam 926 milyon liralık ihale aldıkları yönündeki iddiaları hatırlattı. Bayram Yıldırım’ın ifadesinde Ertan Yıldız’ın oğlunun kullandığı Porsche marka aracın Fatih Türk üzerine kayıtlı olduğunu söylediğini, ayrıca Emre Erciş’in Ertan Yıldız’a ait bir şirket adresinin Türk ailesine ait şirketlerle aynı adreste bulunduğunu iddia ettiğini belirtti. Savunmasını, dosyada bu iddiaların da araştırılmadığını ileri sürerek tamamladı.
Benim savunmada gördüğüm kritik detaylar bunlar. Ongun güçlü bir savunma yaptı. Dahası kendisine yöneltilen iddiaları ayrıntılı açıklamalarla reddetti.