Haberal’ın kızları: 15-0!
Mustafa Balbay
Son Köşe Yazıları

Haberal’ın kızları: 15-0!

04.07.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yeri geldikçe vurguladığımız bir gerçek var:

Cumhuriyet, özünde bir kadın devrimidir.

Eşitlik deyince; bundan payını alacak kesim kadınlardır. Mirastan eğitim hakkına, seçme-seçilmeden fırsat eşitliğine kadar...

Mustafa Kemal Atatürk’ün bir ülkenin kalkınması için, toplumun çağdaşlaşması için ana kriterin kadınlar olduğunu vurgulayan pek çok sözü vardır.

Dünya siyasi tarihi de göstermiştir ki kadınları ve gençleri arkasına almayan hiçbir hareket başarılı olamaz. Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluş tarihinde de kadınların ayrı bir yeri vardır.

Bu gerçeğin bilicinde olan kadınlar, Cumhuriyete yönelik bir saldırı olduğunda tavırlarını koymasını da bilmiştir. Elde ettikleri hakların erozyona uğraması halinde sadece kadınların değil, tüm toplumun geriye gideceğini en iyi onlar biliyor.

***

Üniversitelerde mezuniyet törenlerinin yapıldığı günlerdeyiz. Hafta başında Başkent Üniversitesi’nin günlere yayılan törenleri vardı.

“Dava büyüğümüz” Başkent Üniversitesi’nin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal mezuniyet törenine davet edince katılmamak olmazdı. İlk gün sağlık alanındaki fakültelerin töreni vardı. Sevgili kardeşim, Anadolu’yu karış karış dolaşırken bizi de oralara götüren Halk TV’de Görkemli Hatıralar programının yapımcısı Serhan Asker’le yan yana töreni izledik.

Tıp fakültesi Türkçe birincisi anons edildi:

Dr. Öykü Öğütmen!

Mezunlara ayrılan bölümden ayağa kalkıp herkesi selamladı.

Sonra ikinci:

Dr. Damla Yumbul!

Serhan’a dedim ki:

- Kızlar dereceyi erkeklere bırakmayacak!

Ardından üçüncü açıklandı:

Dr. Selin Yıldız!

Serhan dedi ki:

- Kızlar 3-0! Bu iş erkekler için hezimetle bitecek!

Ardından tıp fakültesi İngilizce sıralamasına geçildi. Birinci:

Dr. Öykü Başgut!

Serhan’la birbirimize baktık, aynı anda mırıldandık:

4-0!

İkinci:

Dr. Deren Elveren!

Üçüncü:

Dr. Pelinsu Dalgın!

Kızlar 6-0 yapmıştı! Sıra birincilerin konuşmasına geldi. Her iki Öykü de öykünün bilincindeydi. Öylesine içten ve gerçekçi konuştular ki! Her ikisi de ailelerinin tam desteği ve teşvikiyle tıpı seçmişti. Her ikisinin de ortak vurgusu şu oldu:

- Biz bu başarımızı her şeyden önce Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Atam, kurduğun Cumhuriyetin yılmaz bekçileriyiz. Bize armağan ettiklerinizin değerini çok iyi biliyoruz. Bu emaneti sonsuza dek taşıyacağız!

O günkü törenden sonra öğrendik ki diş hekimliği fakültesinin Türkçe ve İngilizce bölüm birincileri ve ilk üçe girenler de kızlardan. Bitmedi, eczacılık fakültesinde de durum aynıydı.

Sonuç olarak sağlık alanındaki üç fakültede dereceye giren 15 mezunun tümü kızlardı!

***

Meslek sevgisini ülke sevgili ile taçlandıran, bilim aşkını yaşam sevincinin pınarı yapan Prof. Haberal’ın engel tanımaz mücadelesine bir nebze tanık olduk. Ergenekon kumpasından tutuklu kaldığı günlerde bile yukarıda sıraladıklarımızın hiçbirinden ödün vermedi. Avukatlarıyla duruşma salonunda karşılaştığımızda şunu söylediklerini anımsıyoruz:

“Biz davada savunma için neler yapılması gerektiğini konuşmaya başlayınca, ‘Önce şu işleri halledelim’ diyor. Organ nakliyle ilgili uluslararası bir toplantının notlarını iletiyor...”

Prof. Haberal, “Üniversite sizin olsun. Ne yapacaksanız yapın, yeter ki beni bırakın” deseydi, değil 4 yıl, 4 gün bile Silivri’de kalmazdı. O zaman da Haberal olmazdı! Mezunlar törenini izlerken bunlar geçti aklımızdan.

Haberal anayasanın birinci maddesi değişmez:

“İyi ki ülkemiz var, iyi ki Atatürk bu Cumhuriyeti kurup bizlere armağan etti!”

İkinci maddesi şöyle:

“Herkes işini en iyi şekilde yaparsa, ülkemizin bayrağı her alanda en yükseklerde dalgalanır!”

Haberal’ın kızlarını kutluyoruz!

Erkeklere “ha gayret” diyoruz!