Olaylar Ve Görüşler

Uğur Mumcu ve dış politika

13 Şubat 2020 Perşembe

Daver Darende

Emekli Diplomat-Yazar

Türkiye’yi denetim altında tutan küresel projenin aşama aşama uygulandığı bu duyarlı dönemde Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” politikasının yılmaz savunucusu, değerli yazar Uğur Mumcu’yu anımsamamak olası mı?

Bölgemizde hızla gelişerek günümüzde tehlikeli boyutlara ulaşan olayların düpedüz emperyalizmin bir oyunu olduğunu Uğur Mumcu yıllar önce yazmadı mı?

Körfez Savaşı’ndan sonra ABD’nin egemen güç olarak bölgenin siyasal haritasını yeniden çizmekte olduğunu bizlere hatırlatmadı mı?

Mayın tarlası

Türkiye’nin dış politikada ABD markalı mayın tarlasına doğru hızla sürüklendiğini, “Çekiç Güç”ün Güneydoğu’da konuşlandırılmasının gizli bir planın parçası olduğunu söylemedi mi?

1990’lı yıllarda televizyonlarda boy gösteren, üst düzeyde önemli sorumluluklar üstlenmiş kimi yetkililerin “Irak’ta sorun çözülse bile ‘Çekiç Güç’ sonuna kadar kalmalıdır. Bu bizim itibarımızı artırır, Türkiye’yi Batı’ya daha da yaklaştırır” (TRT-1 5 Eylül 1996 tarihli açıkoturum) şeklindeki sözleri o gün bugün belleğimden silinmedi. O dönemdeki yetkililer, süresi altı ayda bir uzatılan “Çekiç Güç”ün bir aldatmaca olduğunu, Kuzey Irak’ta bugünkü yapılanmanın oluşmasına katkıda bulunduğunu neden fark etmediler?

Önemsenmedi

Uğur Mumcu’nun gerçekleri yansıtan, Türk ulusunun “Çekiç Güç”le aldatıldığını vurgulayan yazılarına ve uyarılarına ne acıdır ki o yıllarda kimse kulak asmadı. 

ABD ve Batı emperyalizminin Türkiye’yi Sevr’e kadar götürecek ürkütücü projesini, belgelerle ortaya çıkaran Uğur Mumcu’nun bu çabaları ne acıdır ki o dönemde önemsenmedi.

Ortadoğu’da Kürdü Türke, Türkü Araba ve Kürde düşman eden siyasetten söz ederken bu siyasetin yaratacağı tehlikeleri o dönemin yetkililerine her fırsatta anlatmadı mı?

Uğur Mumcu, küresel egemenlere boyun eğmenin Türkiye’nin bağımsızlığını ve üniter devlet yapısını tehlikeye sokacağını anlatırken dış politikamızın Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” ilkesi doğrultusunda izlenmesi gerektiğini vurgulardı. 

Büyük tehlike

Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki bunalımın ardından Ortadoğu’nun büyük karanlığı içinde, küresel gücün mimarları yeni çözümler (!) ve yeni arayışlar (!) peşindedirler. 

ABD’ye Karadeniz yolu açılırsa Türkiye büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır. Montrö, Lozan’dan sonra Türkiye’nin en büyük başarısıdır. Türkiye, 1936’dan beri büyük bir titizlikle Montrö’yü uygulamıştır. Montrö, tüm dengeleri koruyan ülkemiz için yaşamsal önemde bir sözleşmedir. Tartışmaya açılması tehlikeleri de beraberinde getirecektir.

“Kanal İstanbul” projesi gerçekleştiği taktirde ülkemizin güvenliğini tehdit edecek ve tüm dengeleri altüst edecek bir proje olacaktır.

Yıllar önce Uğur Mumcu’nun yazdıklarının hepsi günümüzde doğrulanıyor. Hayatta olsaydı egemen güçlere karşı mücadelesini büyük bir azimle sürdürür, bugün çok daha tehlikeli bir durumla karşı karşıya olduğumuzu halkımıza anlatırdı. 

Kalpaksız Kuvayı Milliyeciyi saygı ve artan bir özlemle anıyorum.


Yazarın Son Yazıları

Suriye’de son perde 25 Şubat 2020
Aydınlara düşen görev 18 Şubat 2020
Ankara’nın gazına bak 17 Şubat 2020