Umudun inşası - Gülizar Biçer Karaca
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Umudun inşası - Gülizar Biçer Karaca

23.04.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’nin demokrasi ve modernleşme süreci, derin tarihi köklerden beslenen ve günümüzde de etkisini sürdüren zengin bir siyasal ve sosyal doku üzerinde şekillenmiştir.

Osmanlı’nın mirası, 23 Nisan 1920’de önemli bir kerteriz noktasında, radikal bir dönüşüm sürecine girmiştir.

23 Nisan 1920, Türk demokrasisinin şafağının parladığı, ulusal egemenliğin temellerinin atıldığı bir tarih olarak hafızalardadır.

Osmanlı’nın çöküşüyle şekillenen kaotik coğrafyada, ulusal egemenlik ilkesine dayanan yeni devlet yapısının ilk adımıdır.

Özgürlük ve eşitlik etrafında şekillenen bir ulusal kimlik inşasıyla karakterizedir.

Türk milletinin kendini tanımlama, kendi kaderini tayin kararlılığının en açık ifadesini bulduğu gün olarak anılır.

23 Nisan 1920; Türk siyasi tarihinde dönüştürücü bir etkiye sahiptir.

Birçok dinamiğin bir arada ele alındığı bir bütünlük arz eder.

Türkiye’nin modernleşme serüveni, demokrasi, laiklik ve Batılılaşma gibi temel kavramları barındırır; katmanlı ve çok boyutludur.

Bu dönemin analizi bugünkü Türkiye’yi anlamak için de kritiktir.

Siyasal ve toplumsal yapıyı anlamak için vazgeçilmez bir başlangıç noktası olmasının yanında Türkiye’nin modern dünyada oynayacağı rol ve gelecekteki yönünün ne olacağına dair önemli ipuçları sunar.

Bu süreç, modernleşme teorileri ve ulus-devlet inşası bağlamında ulusal egemenlik, demokratik değerler ve Türkiye’nin modernleşmesiyle örülü tarihsel bir arka plana sahiptir

HALKIN SARSILMAZ İRADESİ

1920’nin Türkiye örneği, modernleşmenin siyasi ve kültürel dönüşümünü içerir.

Locke ve Rousseau gibi düşünürlerin “hükümetin, yönetilenlerin rızasıyla var olduğu” ve “iradenin egemenliği” kavramlarında ön plana çıkan demokrasi ve ulusal egemenlik ilkeleriyle kendisini gösterir.

1920’nin felsefesi, geleceğe yönelik bir umudun inşasıdır.

1920’nin özgürlük, eşitlik ve adalet arayışı, bu toprakların ruhunu şekillendiren süreç, sadece geçmişi değil, geleceği de aydınlatmaya devam edecek değerdedir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde gerçekleştirilen tarihi moment, “radikal modernleşme deneylerinden birini” temsil ederken “Türk toplumunu dönüştürmeyi” hedefler.

23 Nisan 1920; Türk siyasi hayatında modernleşme ve laiklik gibi kavramların önünü açarken geleneksel yapılardan kopuşu da demokrasi kültürümüzün köklerini de simgeler.

Yalnızca bir yönetim biçimini, politik bir dönüşümü değil; sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda köklü reformları da beraberinde getirecektir.

TOPLUMSAL DEĞİŞİM

Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünde kristalleşen ilke, yani egemenlik, bir lütuf ya da bir hediye değil, halkın vazgeçilmez hakkıdır.

Vurgulanan, demokrasinin temeli olan halk iradesinin üstünlüğüdür.

Bu bakış, Türkiye’nin modernleşme yolculuğunun hangi değerleri içermesi gerektiğini gösterir.

Burada önemli olan; Atatürk’ün “En büyük devrimimiz, Cumhuriyettir” sözünde de somutlaşan, Türkiye’nin modernleşme sürecinin yüzeydeki değişikliklerle sınırlı kalmadığı, derin sosyal, kültürel, siyasal yapıların dönüşümünü de içerdiğidir.

Türk demokrasisinin bu iki eşiği, kökleri olan bir geleneğin, modern dünyanın gereklerine uyum sağlama çabasının, halkın sarsılmaz iradesinin yansımasıdır.

Meclis; çeşitli ideolojilerin, fikirlerin ve vizyonların ulusal çıkarlar etrafında birleştiği mozaiktir. Bu birliktelik, milletin ferasetinin ve iradesinin, zorluklar karşısında nasıl bir direniş ve kararlılık sergileyebileceğinin kanıtıdır.

Çeşitli kesimlerden gelen temsilcilerin ortak hedef doğrultusunda birleştiği, farklılıkların bir kenara bırakılıp ulusal çıkarların ön planda tutulduğu bu “platform”, Türkiye’nin çoğulcu yapısını ve demokratik temellerini pekiştiren bir özellik olarak tarihe mirastır.

Meclis, Türkiye’nin, kuruluşunun temel prensiplerine sadık kalarak içeride ve dışarıda karşılaştığı meydan okumaları aşmak için gösterdiği çabanın, ulusal egemenliğin, bağımsızlığın sarsılmaz öneminin teyit edildiği yerdir.

Meclis, ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurma, bağımsızlığı tehlikede olan bir ülkenin bütünlüğünü koruma ve Kurtuluş Savaşı’nı yönetme gibi tarihi görevler üstlenirken o gün anılan ulusal egemenlik, halkın iradesi gibi kavramlar, bugün de Türk siyasi hayatının merkezinde yer alır. Güncel sosyal ve siyasal tartışmaların birçoğu, bu dönemde atılan temeller üzerine kuruludur.

“Demokrasinin derinleştirilmesi”, Türk siyasetini şekillendiren güncel dinamiklerdendir ve hâlâ kritik bir referans noktasını teşkil eder. Osmanlı’nın son dönemlerinden başlayarak Cumhuriyetin kuruluşuna ve günümüze uzanan Atatürk’ün modernleşme vizyonu, tarihi bir süreçtir. 1920’de başlayan dönüşüm, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişle somutlaşmış ve Atatürk’ün öncülük ettiği reformlarla derinleşmiştir. Bu süreç; halk iradesi, eşitlik, laiklik ve hukukun üstünlüğü gibi unsurların ön plana çıktığı dönüşümü tanımlar.

Bu kavramlar, Türkiye’nin siyasi felsefesinde ve politik yapılanmasında hâlâ merkezidir.

 Özellikle devletin ve toplumun modern dünyadaki yeri ve kimliği konusunda sürekli bir gelişimin, dönüşümün de kaynağıdır. 

Şüphesiz ki bu tarih, toplumsal düşünceyi ve kültürel pratikleri de dönüştürmüş, Türkiye’nin modernleşme serüveninin omurgasını oluşturmuştur.

KARARLILIK SÜRÜYOR

Bernard Lewis, bu süreci, laik ve demokratik bir devlet yapısı içinde inceler.

Osmanlı’nın yıkılışından sonra Türkiye’nin sadece siyasi ve ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel yaşamında da radikal değişiklikler yaptığını vurgularken Atatürk’ün hakkını teslim eder.

1920 süreci, 104 yıl sonra da gelecek için vazgeçilmez bir referans noktasını oluşturuyor.

Ancak bu sürecin yakın dönemdeki anayasa tartışmaları üzerinden referansı; 1920’nin derin tarihsel köklerinin Türkiye’nin bugünkü siyasal, sosyal ve kültürel dinamiklerini şekillendirme telaşında olanlara nüfuz etmediğini daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Bugünkü referansların arka planında aslında Cumhuriyete ve değerlerine meydan okumalar var.

Günümüzdeki meydan okumalar, “sandıkta kurulmayan devlet” çıkışları, yaşanan siyasal dejenerasyonu detaylandırıyor ve demokrasinin kökleşmesine dair alanı dinamitliyor.

Bu süreç demokrasi ve laiklik gibi kavramların yeniden içselleştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor

Bugünkü meydan okumalar; ülkemizin modernleşme ve demokratik değerler sürecinin kurumsal olarak korunmasının yanında, son 22 yılda tersine toplumsal ve politik dönüşümle uğraşanlarla mücadelenin güncelliğini hal koruduğunu gösteriyor.

Ama unutulmasın; 104 yıl önceki kararlılık bitmedi, sürüyor...

Gülizar Biçer Karaca

TBMM Başkanvekili, CHP Denizli Milletvekili

 

 

Yazarın Son Yazıları

Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026