Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

30.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor. Zannediliyor ki muhalefetin topluca istifası erken seçimi zorlayacak veya sistemi çalışmaz hale getirecek. TBMM, üye tam sayısının üçte biri ile toplanmakta, 151’den büyük olmak kaydıyla, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar almaktadır. Yani Meclis’in toplanamaz ve çalışamaz hale gelebilmesi için 400’ün üzerinde milletvekilinin istifası gereklidir. Bunun için iktidar koalisyonunun milletvekillerinin de istifası lazım. Böyle bir durumda bile yapılacak seçim, erken genel seçim değil ara seçim olacaktır. Yani tüm ülkede seçime gidilmez, yalnızca boşalan sandalyelerin bulunduğu seçim çevrelerinde o sandalyeler için seçim yapılır.

Anayasamızın (AY) 78. maddesine göre her beş yıllık seçim döneminde bir defa ara seçim yapılmak zorundadır. Ara seçimin ne zaman yapılacağına ilişkinse üç kural düzenlenmiştir:

1. Genel seçimin üzerinden 30 ay geçmeden ve genel seçime bir yıl kala ara seçime gidilemez. Buna göre 2.5 yıl ile 4. yıl arasındaki 1.5 yıllık süre ara seçim dönemidir. Bu süre içinde boşalan sandalye sayısı kaç olursa olsun bir ara seçim zorunluluktur.

2. 30 ay bekleme kuralının bir istisnası vardır: TBMM üye tam sayısının en az yüzde 5’inin (en az 30 sandalye) boşalması halinde üç ay içinde ara seçime gidilir.

3. Takvime ilişkin bu iki kuralın da istisnası vardır: Bir ilin hiç milletvekili kalmadığı takdirde 90 günden sonraki ilk pazar günü o ilde ara seçim yapılmak zorundadır.

Maddenin yazılışında isteğe bırakılmış bir alan yoktur. Belirlenen takvimler içinde ara seçim anayasal bir gerekliliktir. Dolayısıyla maddenin lafzi yorumuna göre ara seçimin belirlenen takvim içinde bir zorunluluk olduğunda tereddüt yoktur. (1)

SEÇİM TARİHİ NASIL BELİRLENİR? 

Anayasanın 78. maddesinin amaçsal yorumu da bizi aynı noktaya götürmektedir. Ara seçimin amacı, Anayasamızın 2.maddesindeki demokratik devlet ilkesi gereği, TBMM’nin temsil işlevinin ve oylama çoğunluklarının adil biçimde sağlanmasıdır. Boş sandalyeler Meclis’in temsil işlevini zayıflatmakta, aranan toplantı ve karar çoğunluklarına ulaşılmasını zorlaştırmaktadır. Özellikle, üye tam sayısı üzerinden hesaplanan oylama çoğunlukları eksikliğin miktarına bağlı olarak, daha da zorlaşacaktır. Yeri geldiğinde bir oy bile çıkan sonucu değiştirebilir. Nitekim; 1979 ara seçimlerinde beş ilden seçilen beş milletvekili hükümetin değişmesine yol açmıştı.

Maddenin yazımında ara seçimin bir zorunluluk olduğu belirgin olsa da anayasa koyucu tarafından eksik bırakılan, büyük olasılıkla da seçim kanunlarında somutlaştırılması beklenen husus, seçim tarihinin kimin tarafından, nasıl belirleneceğidir. Bu soruya genellikle verilen yanıt, TBMM’nin ara seçim tarihini belirleyeceğidir. Nitekim 1982 Anayasası dönemi uygulaması da bu yönde gelişmiştir.

Öte yandan bu yaklaşım, ara seçimin tarihini TBMM çoğunluğunun inisiyatifine bırakarak seçimlerin adil bir biçimde yapılması ilkesini zedelemektedir. Ara seçimler, oy kaybeden iktidarlar için sarsıcı sonuçlar yaratabilmektedirler. Örneğin; 1983 seçimlerinde yüzde 45 oy oranıyla iktidara gelen ANAP, 1986 ara seçimlerinde yüzde 32’ye gerilemiştir. Bu seçimden sonra iktidarlar ara seçim riskini göze almak yerine 1991 ve 1995’de olduğu gibi erken genel seçime yönelmişlerdi. Genel seçim erkene alındığında “Genel seçime bir yıl kala ara seçim yapılmaz” kuralı gereği ara seçim zorunluluğundan kurtulmuş oluyorlardı.

90’lar sonrasında da erken genel seçimler hâkimiyetlerini sürdürmüşler ve 2007 anayasa değişiklikleri ile yasama dönemi dörde indirilmiş ancak ara seçim için konulan takvim revize edilmemiştir. Böylece 2007-2017 arasında fiilen uygulanamaz hale gelerek unutulan ara seçim konusu, 2017 anayasa değişiklikleriyle yasama döneminin tekrar beş yıla çıkarılmasıyla birlikte hukukumuza dönmüş ancak uygulanmaktan kaçınılmıştır.

SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

Ara seçim, iktidarların siyasi çıkarlarına göre yapılıp yapılmamasına karar verebilecekleri bir mesele olamaz. Yalnızca anayasanın 78. maddesinin açık hükümleri nedeniyle değil, konunun seçme ve seçilme hakkı ile olan ilgisi nedeniyle de ara seçimler iktidarların keyfi biçimde yapmaktan kaçınabilecekleri oylamalar değildir. TBMM’de boşalan her sandalye için o seçim çevresindeki seçmenin AY 67 gereği seçme hakkı, aday olabilecek tüm yurttaşların da seçilme hakkı vardır. Hiç kimsenin yurttaşın seçme ve seçilme hakkını keyfi biçimde ortadan kaldırmaya hakkı yoktur. AY 13 gereği anayasal hakların nasıl sınırlanacağı belirlenmiştir. Yapılması gereken bir seçimi yapmamak açık bir biçimde hakkın özüne dokunacaktır. Böyle bir şey seçmen iradesinin oluşumunun engellenmesi yani darbe anlamına gelecektir.

O halde TBMM, 1.5 yıllık seçim dönemi içinde ara seçim tarihi belirlememiş ya da erken genel seçim kararı almamışsa, Yüksek Seçim Kurulu’nca 1.5 yılın son pazar günü ara seçim tarihi olarak belirlenmelidir. Unutmayalım ki bir temel hakkın özüne dokunacak şekilde hiçbir anayasal kural yorumlanamaz.

Ara seçimler aslında anayasal bir tercih olarak zaten sine-i millete dönmek, seçmen iradesini tazelemek için olağan koşullarda seçim döneminin yarısından itibaren yapılması beklenen seçimlerdir. Bunun için topluca istifaya da gerek yoktur. Tek gereken sandığı getirmektir.

(1) Necmi Yüzbaşıoğlu- Bülent Tanör, “1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku”, 20.basım, s.233; Erdal OnarLevent Gönenç, “1982 Anayasasına Göre Ara Seçim”, AÜHF Dergisi, C.51/s.4, 2002; Süheyl Batum, “Zorunlu Ara Seçim Üzerine”, Cumhuriyet, 16.04.1991; Faruk Bilir, “Yasama Dönemi ve Yasama Dönemi ile İlgili Sorunlar”, TBB Dergisi s.77, 2008. Tolga Şirin, “Ara Seçim Zorunludur”, T24, 8.04.2026; Fahri Bakırcı, “Ara Seçimler Üzerine”, Yeni Arayış, 9.04.2026; Mümtaz Soysal, Meclis Konuşması, TBMMTD, 19. Dönem, 1995, Cilt 93, s.570.

PROF. DR. ŞULE ÖZSOY BOYUNSUZ