Acayip zamanlar

Acayip zamanlar

26.12.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Çok acayip zamanlardan geçiyorum. Tuhaf bir huy edindim. Geceleri ölülerle konuşuyorum. En çok da annemle. Olan biten/bitmeyen her şeyi anneme anlatıyorum! 

2024 yılının sonuna yaklaşma heyecanı, yeni bir yılda her şey daha güzel olacak umudu mu? İçimden yükselen “Oha! Bu kadarı da olmaz artık!” isyanıma, sol yanımdan gelen “Olur olur, siz daha uyuyun, daha neler olur neler” fısıltısı mı? Geçen hafta dört bir yanımızı saran “Ölünce beni kim yıkayacak” reklam afişleri mi? 

Doğrusu bilemedim. Acayiplik bu kadar değil. Tam bu yazıyı yazmaya oturmuşken Melek telefon edip (sahici melek değil, adı Melek olan arkadaşım) “Tuhaf bir rüya gördüm, senin annenle benim annem bir araya gelmişler, bizim halimize çok üzülüyorlar” demez mi! Bitmedi: “Ve ben rüyamda, ‘Peki ama çoktan yitirdiğimiz annelerimiz, bütün bu yaşadıklarımızı nasıl bilebilirler’ diye mantık yürütmez miyim!” Aynen böyle dedi! 

Melek, buna şaşmış olabilir. Ama ben şaşırmadım. Beni deli sanmasın diye “Her akşam ben anneme burada olan biteni anlatıyorum. O da arkadaşına senin annene anlatmıştır” demedim elbet. 

Durum şöyle: 

“Canım annecim, bu akşam avcuma bir yağmur damlası düştü. Ve sen o damlanın içinden bana gülümsüyordun.” 

“Annecim biliyor musun kasım ayında kadın cinayetleri azaldı gibi. Sadece 32 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 26 da şüpheli kadın ölümü var.” 

“Yok iş kazalarını söylemeyeyim, üzülürsün. Daha dün Balıkesir’de, hükümetten en büyük teşvik ve yardımı alan fabrikada bir patlamayla 11 kişi, 11 emekçi yaşamını yitirdi.”

“Bu arada asgari ücret 22 bin 104 TL oldu. Yakında 65 yaş üstündekilerin yemek yemesi, soluk alması yasaklanırsa şaşırmayacağız. Öyle dedikodular dolaşıyor ortalıkta.” 

“Annecim o korku salan manyak reklamlar TRT dizisine aitmiş. Sakın korkma sen o durumları çoktan atlattın.” 

“Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Noel ve yılbaşı kutlamaları yasaklansın diye ilçe eğitim müdürlüklerine emirler gitti. Sanki bizim okullarımızda tüm çocuklar Müslümanmış gibi... Sanki farklı inançlar, farklı kültürler düşmanmış gibi... Şimdilik çocukların hayatları biraz daha kararsın, siyahtan başka renk görmesinler, gülmesinler, oynamasınlar, şarkı söylemesinler diye henüz bir karar yok. Dur bakalım.” 

VE SEVİNÇLİ HABERLER 

Yok canım, bir türlü bitmek bilmeyen, uzadıkça uzayan gecelerde, sadece böyle kötü haberler değil, güzel haberler de anlatıyorum anneme.

“Annecim, müjdeler olsun! Muhteşem adalet ve yargı sistemimizden harika bir karar çıktı! Bugün sevinçten bayram yapıyoruz! Arkadaşımız gazeteci Özlem Gürses’i dil sürçmesinden dolayı hapse tıkmak yerine, hiç yargılamadan falan doğru ev hapsine soktular. Yurtdışına çıkma yasağı da bonusu. Ayağında altın halhal; yoksa gümüş müydü?” (Sevinçten lafları karıştırır oldum.) 

“Böylelikle ev hapsinden canlı yayın yapan ilk gazetecimiz oldu. Bu kız ne yapsa harika yapıyor. Ev hapsinden ilk yayını muhteşemdi. Ödülü onun adına alan kahraman annesini de izlerken hep seni düşündüm. Olur canım annem, ilk fırsatta sevgilerini iletirim ona.”

“Yok be annecim, o kelepçe işine hiç üzülme lütfen. Özlem’in bileklerine o kelepçeyi sırf bir fotoğraf çekebilmek için taktılar, trollere servis etmek, yalaka gazetecilere servis edebilmek için. Baktılar başka çare yok, onu aşağılama, herkese gözdağı verme, milleti korkutma gayretiyle o fotoğrafa sarıldılar.” 

“Hatırlasana. Faşist 12 Eylül darbesinde (Barış Derneği davası için) bileklerine kelepçe takıldığında sevgili Reha İsvan gülümseyerek ‘Buyurun takın, onlar benim onur bileziklerim’ demişti. Askeri darbe, sivil darbe, günler geçiyor işte...” 

“Canım annem. Sohbeti keselim, çok işim var. 12 Ocak’ta Onat Kutlar’ı 30. ölüm yıldönümünde Metro Han’da; 15 Ocak’ta ise Nâzım Hikmet’in 123. yaş gününde CRR Salonu’nda anma toplantıları yapacağız. Onlara hazırlanıyoruz. Şunu bil yeter. Seni çok özledim. Şermin teyzeye sevgiler, selamlar.” 

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025