Bellek kaybına karşı mücadele...

Bellek kaybına karşı mücadele...

20.02.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dün gazetemiz Cumhuriyet’in manşeti “Dava yağmuru”ydu. Dava üzerine dava açılıyor; soruşturmaların, gözaltıların sonu gelmiyor. Siyasetçiler, belediye başkanları, yazarlar, gazeteciler, iş insanları, esnaf, sosyal medya kullanıcıları, sokaktaki insan... Özetle biat etmeyen, AKP’ye övgüler sunmayan herkes tehdit altında. Korku imparatorluğu inşa etmenin güvencesi ve rahatlığı içinde iktidar yitirdiği gücü geri getirmeye çalışıyor. Bu durumda ben edebiyata sığınıyorum.

‘SUÇLUSUNUZ’

Ataol Behramoğlu’nun “Suçlusunuz” kitabı elimden düşmüyor son günlerde.

“Suçlusunuz umudun cellatları/ Katilleri iyiliğin, merhametin/ Ellerinizde çocuk kanı/ Ruhunuzda küf, nefret, irin” diye başlayan ve kitaba adını veren “Suçlusunuz” adlı uzun şiiri şu dörtlükle biter:

“... Sonra hiç yokmuşsunuz gibi unutulup/ Silineceksiniz dünyanın belleğinden/ Bir korku ve ibret öyküsü kalacak/ Gelecek kuşaklara sizden.”

Çok doğru. Ataol Behramoğlu’nun şiirleri güncel olandan beslenir ama şiirinin olanaklarıyla güncel olanı aşar ve süregelir. Şairlik kadar aydın insan olmanın gereğidir bu sanki. Bu olguya 68’den beri tanığım.

Zaten PEN Yazarlar Derneği’nde şubat ayı kitabı olarak tüm eserlerini seçtiğimizde vurguladığımız gibi: “Bir Gün Mutlaka diyeli, yarım yüzyılı geçti. O ‘bir gün’ün özlemiyle, tutkusuyla, direnciyle hep genç kaldı, diri bir akıl, coşkulu bir yürek ve isyancı bir şair olmayı sürdürdü, sürdürüyor.”

KAYIPLARIMIZ: LİZ BEHMOARAS

2024’ün son aylarındaydı. Adıma imzaladığı kitabında, benim bir röportajımın onun kitabına sağladığı “büyük katkı”dan söz ediyor, bana bunun için muhteşem bir teşekkür ediyordu. Vefasızlığın egemen olduğu ülkemizde doğrusu beni çok duygulandırmıştı. Hemen telefonla aradım. Ben de ona teşekkür ettim. Sadece bu son kitabı için değil, yazdığı tüm kitaplar için ve vefa duygusu için. Daha dün gibiydi.

O son kitabının adı “Küçük Dev Kadın AZRA”, yazarı Liz Behmoaras’tı. Onu bugün, son yolculuğuna uğurluyoruz. 75 yaşındaydı. Kendini daha çok bir araştırmacı, bir yazıcı olarak görür ve her fırsatta “Benim işim gücüm bellek kaybına karşı mücadele etmektir” demeyi severdi. Yayımlanan ilk kitapları bunun kanıtıydı: “Türkiye’de Aydınların Gözüyle Yahudiler”, “Kimsin sen Jak Samanon”, “Yüzyıl Sonu Tanıklıkları: Akdenizlilik , Kimlik ve Enteltüalizm”...

Bellek kaybına karşı mücadele etmenin dışında bir derdi daha vardı. Kimlik mücadelesi ve toplumsal tarih... Ama en çok biyografi kitaplarıyla edebiyatımıza damga vurdu: “Mazhar Osman Kapalı Kutudaki Fırtına”; “Suat Derviş: Efsane Bir Kadın ve Dönemi”, “Küçük Dev Kadın: AZRA”. Her biri erken Cumhuriyet yıllarının sosyal politik ekonomik ve idealist dönemlerine yer veren eserlerdir. Ah bir de. 68 kuşağına adeta bir sevgi ve saygı duruşu olan, “Lale Puddin Shop” kitabını unutamam. Artık dinlenebilirsin Liz Behmoaras.

DERİN TÜRKÖMER

Derin Türkömer arkadaşımdı. Geçen hafta sonsuzluğa göçtü. Kimileri onu işadamı, avcı, doğa tutkunu, Şeniz’in sevgilisi, Zeyno’nun ağabeyi, Ali Murat Sinan ve Güngör’ün babası olarak da tanıyabilir. Osmanlı tarihine, avcılık ve doğaya olan tutkusuyla yazı dünyasına katıldı. Kendi deyişiyle Robert Frost’un “Yol Ayırımı” şiirindeki gibi, az gidilen, az katedilen yollara saptı hep. Her yol ayrımında zoru, bilinmeyeni, Aydınlanmayı ve entelektüel dostlukları seçti.

Furneaux’un “Tuna Nehri Akmam Diyor”, De Busbecq’in “Türk Mektupları”, Hampden’in “Hobart Paşa’nın Anıları”, Runciman’ın “Konstantinapolis Düştü”, G. Goodwin’nin “Yeniçeriler”, John Stoye’nin “Viyana Kuşatması” gibi sayısız zor eseri dilimize çevirdi. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak özgün kitaplarını da yazdı: “Avcı Prenses Zeyneb Halim ile Sohbetler”, “Av Tutkusu ve Avcı” ilk aklıma gelenler.

Hoşça kal sevgili dostum. Eğer o başka dünya varsa, orada arkadaşın Ahmet’imi benim için kucakla.

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025